Tanrının Gözdesi Yok / Erich Maria Remarque

13 Ekim 2020

Tanrının Gözdesi YokTanrının Gözdesi Yok

Tanrının Gözdesi Yok’tan…

Gerçekten de araba uzun zamandır yıkanmamıştı. Aix’i geçtikten sonra başlayan sağanak St. Raphaël kumsalının kırmızı tozunu radyatör kapağıyla çamurluklarda batik desenlerine dönüştürmüştü; Fransa’dan geçerken yollardaki su birikintilerinden sıçrayan çamurla solladığı sayısız kamyonun arka lastiklerinden bulaşan pislik de bütün bunların üstüne tüy dikmişti. Ne diye buraya geldim ki? diye düşündü Clerfayt. Kayak mevsimi bitmek üzereydi.

Ya merhamet? Merhamet iyi bir yol arkadaşı değildi; yola çıkmak içinse bundan daha kötü bir neden olamazdı. Niye Münih’e gitmiyorum? Ya da Milano’ya? Ama Münih’te ne işim var? Ya da Milano’da? Ya da herhangi başka bir yerde? Yorgunum, diye düşündü. Yaşananlardan ve ayrılıklardan yorgun düşmüştü. Yoksa yalnızca karar vermekten mi yorgunum? Ama karar vermem gereken ne var ki? Şarabını bitirdi, lokantaya girdi.

Garson kız tezgâhın arkasında bardak yıkıyordu. Kızın başının üstünde asılı duran doldurulmuş bir dağ keçisi kafası, donuk gözlerini karşı duvardaki Zürih Birası reklamına dikmişti. Clerfayt cebinden deri kaplı yassı bir şişe çıkardı. “Buna konyak doldurur musunuz? ”

“Courvoisier mi, Rémy-Martin mi, Martell mi? ”

“Martell. ”

Garson kız konyağı bardak bardak ölçmeye başladı. İçeri bir kedi girdi, Clerfayt’ın bacaklarına sürtündü. Clerfayt iki paket sigarayla bir kutu kibrit aldı, hesabı ödedi.

Kırmızı kazaklı çocuk hız göstergesini kastederek ’’Kilometre mi? ” diye sordu.

“Hayır, mil. ” Çocuk bir ıslık çaldı. ’’Alpler’de ne işiniz var? Böyle bir arabayla otoyolda olmalıydınız. ”

Clerfayt çocuğa baktı. Parlayan gözlük camları, şiş bir burun, çilli bir yüz, yelken kulaklar; çocukluğun hüznü yerini yeniyetmeliğin getirdiği kusurlara bırakmıştı. “İnsan her zaman doğru olanı yapmaz evlat, ” dedi Clerfayt.

“Hem de yaptığının yanlış olduğunu bile bile. Yaşamın çekiciliği de burada. Çaktın mı? ”

Çocuk, “Hayır, ” dedi ve burnunu çekti. “Ama geçit boyunca imdat telefonları var. Yolda kalırsanız bizi aramanız yeterli. Gelir sizi alırız. İşte numara. ”

“Boynunda şnaps şişesi taşıyan St. Bernhard köpekleriniz yok mu artık? ”

“Yok. Şnaps çok pahalı, köpekler de fazla kurnazlaştı. Şnapsı kendileri içiyorlar

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: