Mila’nın Düşleri / Grit Poppe

25 Ekim 2020

Mila'nın DüşleriMila’nın Düşleri

Mila’nın Düşleri’nden…

Hostesler patates cipsi, yerfıstığı ve içecek getirdi. Ardından videoda Hayalet gösterildi. Film ingilizce oynuyordu, üstelik onu daha önce görmüştüm. Buna rağmen bir yarım saat kadar ağladım.

Viktor’un bir şeyler söylediğini duydum, hemen döndüm ama sadece uykusunda sayıklayan bir Amerikalıyla karşılaştım. Viktor’un hayaletinin üzerimizde ya da yanımızda asılı durduğunu hayal etmeye çalıştım, ama onu öylesine açık biçimde, ceketinin fermuarını kapatırken takındığı hantal, sabırsız tavırlarıyla karşımda görüyordum ki. Acelesi vardı, geç kalmaktan nefret ederdi. Fermuarı sıkıştı. Saçları, taramaktan elektriklendiği için biraz dikilmişti. Onu uçarı bir hayalet olarak düşleyemiyordum.

Filmden sonra akşam yemeği dağıtıldı; ardından da izlerken uyuyakaldığım bir gerilim filmi başladı.

Bebeğim uyandırdı beni. Bağırıyordu. Hostes koşarak yanıma geldi ve parlak renkli iki poşet uzattı.

Anlaşılan daha dişi çıkmamış kızımın yerfıstığı kemirebileceğini düşünmüştü.

– Thank you,l dedim.

Alice poşetleri dönüşümlü olarak ağzına sokuyordu. Kendi kendine konuşuyor ve salyaları çenesinden süzülüp elbisesine akıyordu. Kâğıt mendille sağını solunu kuruladıktan sonra etrafıma bakındım. Bizi kimse izlemiyordu. Yine de kurulamayı sürdürdüm, ufaklık kıkırdadı ve iki poşeti de yere fırlattı. Bunu yapabilmesine şaşırdım.

Uçak alçalırken ve Alice korkmuş gibi bir ses çıkardı. Gözlerini kocaman açıyor ve kırpıştırarak şaşkınlıkla bana bakıyor. Ona meme veriyorum, düzenli emiyor ve mutlulukla gözlerini deviriyor.

Onu kol arımda sallıyorum, bir kedi gibi mırıldanarak yeniden uykuya dalıyor.

Şu an Almanya’da gece.

Havalimanında bir taksiye biniyoruz.

Şoför etrafına bakmıyor ve yakınımızdaki sigara içen bir adamı süzüyor. Başımı iki yana sallıyorum. Viktor burada değil.

– Kenti seviyorum, demişti, hem de o kadar sık söylemişti ki bunu, artık onu dinlemiyordum.

Akşamları, eve tükenmiş halde geldiğinde, gezi rehberini ya da bir fotoğraf kitabını alır ve bir çeyrek saat kadar hayal kurardı. Bazen, sonunda içini çeker ve “İffyugoingtusanfransisko” şarkısını söylerdi. Severek, sık sık ve her zaman hatasız şarkı söylerdi. Ama şarkı sözlerini aklında tutamazdı. Şarkıların daima ilk dizelerini söylerdi.

San Francisco’ya hiç gitmemişti.

Otelde, yıldız biçiminde açılmış

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: