Hacı Aga / Sâdık Hidâyet

2 Kasım 2020

Hacı AgaHacı Aga

Hacı Aga’dan…

Hep kumar, hep berduşluk! Karun kadar zengin miyim ben yahu? Herkes benim elime bakıyor. Bana bir şey olsa, hadi çık çıkabilirsen işin içinden. Bu halimde bir bakıcıya ihtiyacım var benim; her gün biraz daha çöküyorum. Ah şu meret testis iltihabı yok mu! Şu illetli halime bak… Bugün saçımı taradım da, bir avuç saç yolundu.

Murat belli etmeden Hacı’nın dazlak kafasına göz attı ama bu laflara karnı toktu. Her Allah’ın sabahı bu nutku dinliyor, üstüne çok sıkışmış gibi sallanıyor ve muhatabın hamlesini bekliyordu. Ama havasında görünen Hacı, kedi fareyle oynar gibi lafı çevirip duruyordu. Yeleğinin cebinden Şah Maksûdî tespihini çıkarıp:

— Parayı babamın tarlasından topluyorum sanıyorsunuz. Hey gidi hey! Dün şu benim kâğıtlara bakarken bir liste buldum. Düşün bir. Rahmetli pederin listesiydi. Bakanlardan, kodamanlardan yirmi kişiyi akşam yemeğine davet etmişti. Ne masraf tutmuş biliyor musun? Altı bin iki Abbâsî(2) ile üç Pul.(3) Bugün gel de, Allah rahmet eylesin, Şehit Şah(4) zamanında Cindekle(5) alışveriş yapıldığını anlat bakalım. Kim inanır? Hiç unutmam; pederin evinde bir bukleme yapılmıştı. Bukleme nedir bilir misin? Hindiyi keser, biraz bekletirler. Sonra açıp içini erik ve kayısıyla doldururlar. Yağda şöyle bir çevirip pişirirler. Bu buklemeyi de öyle bir pişirrnişlerdi ki ağızda eriyordu mübarek. Lezzetten parmaklarını yersin. (Yutkundu ve gözleri mahmurlaştı.) Daha çocuktum. Geceleyin sarnıcın üstündeki sepetten hindiyi alıp yarısından çoğunu yedim. Allahım, bütün kullarının taksiratını affet!.. . Ertesi sabah, Allah inandırsın seni, rahmetli pederin haberi oldu. Bir dadım vardı; Gülizar’dı adı. Kabak onun başında patladı. Öyle bir sopa çektiler, öyle bir sopa çektiler ki kan kusarak öldü zavallı. Ama ben yine itiraf etmedim. Kimse de benim suçlu olduğumu anlamadı. Ardından kanlı ishal olup yatağa düştüm.

Mendiline sesli sesli sümkürdükten sonra:

— O zamanlar hindinin tanesi üç Abbâsîydi. Rahmetli Şehit Şah zamanı. Daha dün gibi. Bin yıl önce değil; Keykâvuslar, Efrasyablar zamanı hiç değil. Dün gibi hepsi hatırımda. O

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: