Türkiye’de Modernleşme ve Ulusal Kimlik / Sibel Bozdoğan, Reşat Kasaba

11 Kasım 2020

Türkiye'de Modernleşme ve Ulusal KimlikTürkiye’de Modernleşme ve Ulusal Kimlik

Türkiye’de Modernleşme ve Ulusal Kimlik’ten…

Hem Türkiye’de hem de dünyada, hepimizin bir zamanlar az veya çok bel bağlamış olduğu ilerici ve özgürleştirici modernlik söylemlerinin artık tarihe karıştığı hüzünlü bir zamanı yaşıyoruz. Öte yandan, şimdiye kadar bastırılmış yeni seslerin ilk kez duyulduğu, hayatın her boyutunda yerleşik kabullerin kökünden ve sanıyoruz ki geri dönülmez biçimde sorgulandığı, çok hareketli ve çoğulcu bir ortam içinde olduğumuz da inkâr edilemez. Bugünün en hareketli kuramsal tartışmalarının özünde yatan meseleyi herhalde şöylece özetleyebiliriz; Hem Aydınlanma çağının modernlik projesini kökünden eleştirmek, hem de bu projenin hümanist ve özgürleştirici öncüllerinden vazgeçmemek mümkün mü acaba?
Toplum bilimlerinden antropolojiye, sanat ve mimarlık tarihinden kültürel çalışmalara kadar pek çok disiplin; kendi alanlarında modernlik projesini eleştirip onun ötesinde yeni alternatifler ararken, ne “geleneğe dönüş” biçiminde bir antimodernliğe, ne de “global disneyland”larda ifade bulan bir postmodernliğe düşmemeye özen gösterenler de var.

Çünkü, Appleby, Hunt ve Jacob’un uyardığı gibi, modernliğe tümden sırt çevirmek, “deneyleriyle doğanın sırlarını keşfetmeye; diğer insanlarla birlikte çalışarak daha yeni ve daha iyi bir dünya kurmaya muktedir; özgürce hareket eden ve özgürce bilen birey” düşüncesinden de tamamen vazgeçmek anlamına geliyor. 1 Son yıllarda, modernlik projesinin eleştirisi özellikle bütün dünyada çok yaygın ve popüler bir konu olarak görünüyorsa da; modernleşmenin Batı’ya oranla çok daha kısa ve tartışmalı bir tarihe sahip olduğu ülkelerde de meselenin önemli; hatta daha acil olduğu kanısındayız. Bu kitapta yer alan makaleler Türkiye’nin modernlik deneyimini geniş ve disiplinlerarası bir bakış açısından irdeleyerek bu çok güncel tartışmaya bir katkıda bulunmak amacını taşıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda; Türkiye toplum bilimciler tarafından evrensel olarak tanımlanmış bir modernleşme modelinin en başarılı örneklerinden biri olarak lanse edilmişti. Türkiye’nin, Osmanlı dönemi reformlarından başlayıp Kemalist ulus-devletle en yetkin ifadesine ulaşan modernleşme ve Batılılaşma tarihi; modernleşme teorisyenlerinin tüm yazdıklarını doğrular görünüyordu. Modernleşme literatürünün klasikleri sayabileceğimiz iki kitapta, Daniel Lerner’in The Passing of

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: