Aşağıdaki Dünya / Sue Miller

21 Kasım 2020

Aşağıdaki DünyaAşağıdaki Dünya

Aşağıdaki Dünya’dan…

Gözünüzün önüne getirin bir: Kuru bir hava, serin bir gün, yükseklerde birikmiş kümülüs bulutları kuzeybatıdan güneydoğuya süzülürken, gölgeleri de peşleri sıra, bu yıl içinde son kez biçilecek olan saman tarlaları boyunca ilerliyor. Aşağıda, tarlalar arasındaki toprak yolda bir at arabası, içinde yan yana oturan iki ihtiyar, yıpranmış pazar giysileriyle yetişkin kızlarının cenazesine doğru kasabanın yolunu tutmuşlar, ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ama onlara bakan, yaşlı kadının durmaksızın dudaklarını oynattığını görebilir, arka arkaya sürekli aynı sözcükleri mırıldandığını duyabilir.

Kızı hasta yatağında haftalar boyu ölümü beklerken, kadıncağızın tek dileği torunlarını içine düştükleri bu durumdan, annesiz kalmaktan kurtarmak olmuştu. Onları çiftliğe, yanına alacaktı. Şimdi de bunu nasıl açıklayacağının provasını yapıyordu, farkında olmaksızın dökülüyordu sözcükler dudaklarından; kocası da fark etmemişti.

Bir de şunu getirin gözünüzün önüne: Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen aynı gün ikindi saatlerinde üç torundan ikisi, büyük olanlar, kızlar, kahkahalarla gülüyor. Nasıl oldu da böyle yanlış bir fikre kapıldı diye yaşlı kadınla, anneanneleriyle alay ediyorlar saygısızca.

Pek kaba sayılmazlar aslında. Ne de olsa ikisi de çocuk daha. Bütün çocuklar gibi düşüncesiz onlar da. Ama daha önemlisi, bu tuhaf günün büyük bölümünü, annelerinin gömüldüğü günü kahkahalarla geçirmeleri. Kahkahalarına engel olamıyorlar bir türlü; gülmeleri biraz da histeri nöbetini andırıyor, ne düşüneceklerini, ne hissedeceklerini bilememelerinden kaynaklanıyor. En kolayı kahkaha atmak. Kendilerini bekleyen bütün karanlık duygularla baş etmenin tek yolu.

Gün ağarmadan kalkmışlardı yataklarından, babalarıyla küçük kardeşleri daha uyanmadan, anneanneleriyle dedeleri daha kasabaya doğru yola koyulmadan, üstlerine düşecek onca tatsız işin ağırlığından neredeyse sersemlemiş olarak. Kilisedeki törenin ardından yenecek yemeğin kusursuz olması gerekiyordu -yumurta ezmesi, jambon, fırında patates, top ekmek, üç çeşit salata, tatlı ve kurabiye-, ikisinin de elinde yerine getirilecek uzun bir görev listesi vardı. Geceliklerini çıkarmadan, yalınayak, mutfakta çalışırlarken gökyüzünden süzülen sabahın ilk ışıkları yavaşça içeriye doluyordu. Evin kâhyası Bayan Beston geldiğinde, giyinsinler diye hemen odalarına gönderdi onları.

Bayan Beston’ın yapacak

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: