Yanlış Tanık / Helen Nielsen

17 Aralık 2020

Yanlış TanıkYanlış Tanık

Yanlış Tanık’tan…

Adım Markham Orant. 39 yaşındayım. Hiç de pasaportumdaki resmim kadar çirkin sayılmam. Bir kere 1.76 boyunda, 80 kilo ağırlığındayım. Sonra gözlerim yeşil-kahverengi karışımı; son zamanlarda şakaklarıma düşen aklarla daha bir yakışıklı oldum.

Evliyim ve üç çocuğum var. Karım Nancy çok hoş bir kadındır. İyi bir ev kadını, iyi bir annedir. Ne onun ne de benim aşırı sayılabilecek herhangi bir alışkanlığımız, kötü huyumuz yoktur. Her ikimiz de kendi işlerimizle uğraşırız.

O eviyle, kadın kuruluşlarıyle, bezik partileriyle oyalanırken, ben de her gün eski arabamıza atlar çalıştığım yere giderim.
Yıllardır bir yayınevinde çalışıyorum: Harrison House Yayınevi. Savaştan önce de oradaydım. Dönüşte kendi başıma bir iş kurmak istiyordum, ama ilk çocuğumuz Mark çıkageldi. Patronum da beni terfi ettireceğini ve maaşıma zam yapacağım söyleyince, kapağı yine Harrison House’a attım. Hâlâ gri flanelden bir takım elbisem yok, ama olsun, ben kahverengiyi daha çok severim.

Sakin bir hayatım vardır. Elbette üç çocuklu bir evde ne kadar sakin bir hayat sürebilirseniz! Ara sıra Nancy eve arkadaşları toplar, yemek verir. Bazen de ben dışarda müşterilerle yemeğe çıkarım. İnanın, gerçekten iş yemekleridir bunlar. Olmasa bile ben yaşlanmaya yüz tuttum artık. Dört kadeh martiniden sonra uyuklamaya başlıyorum. Geçen kıştan beri de vitamin hapları alıyorum.

Temmuzun son haftasıydı; sıcak, yapış yapış bir temmuz günü. Birden kapı açıldı, elinde vapur tarifeleriyle patronum Ferguson odaya daldı.

Onu görünce sevindiğimi söyleyemem. Üç gecedir evime gidemiyordum. Sonbahara yetiştirmek zorunda olduğumuz bir yazı dizisi vardı, onu hazırlıyordum. Aslında son zamanlarda evden uzak kalmak için yaratmadığım iş kalmıyordu.

Hayat can sıkıcı olmaya başlamıştı. Nancy’yle de artık ortak konularımız pek azaldı; çocuklar da bir gece eve dönmeyecek olsam beni özlemeyecek kadar büyümüşlerdi.

Birtakım problemlerim vardı. Aslmda incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerdi, ama beni huzursuz, kuşkulu yapıyordu; bahar yorgunluğu gibi. Ancak artık bahar bitmiş, kavurucu sıcaklar bastırmıştı. Bense bu rahatsızlığımı atamıyordum.

Bu yüzden şehirde kalabilmek için olmadık işler yaratıyordum. Şehirde

indir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: