Mavi Oktav Defteri / Franz Kafka

Mavi Oktav Defteri

Mavi Oktav Defteri’nden…

Hizmetçim parmaklarının ucunda yaklaşarak fısıldadı: “Elinde yalnızca bir kartvizit var, üzerinde sizin tarafınızdan kabul edilmesini rica eden bir not yazan kartvizit. Bir sözcük olsun Almanca bilmiyor, hiç anlamadığım bir dilde bir şeyler geveleyip duruyor. Kartviziti elinden almaya korktum doğrusu.”

“Çağır, gelsin bakalım!” diye bağırdım, kalp rahatsızlığının verdiği bir sinirle bakındığım kitabı yere savurup hizmetçimin beceriksizliğine lanetler okudum. Ayağa kalkıp bu basık tavanlı odada herhangi bir ziyaretçiyi korkutacak kadar iri gövdemle gerinmeye başladım. Beni tam kapıya doğru yürürken gören Çinli, gerçekten de bir an dışarı çıkmaya yeltendi. Hemen koridora uzanıp ipek kemerinden yakaladığım gibi içeri çektim onu. Anlaşılan bilgin gibi bir şeydi: Ufacık tefecik, çelimsiz bir bedeni, fırçaya benzer seyrek bir sakalı vardı, bir de bağa gözlük takmış. Başını bir yana eğmiş, gözleri yarı kapalı, sevimli sevimli gülümsüyordu bana.

Avukat Dr. Bucephalus bir sabah henüz yatağından adımını atmamışken kâhya kadını ayağına çağırarak şunları söyledi: “Kardeşim Bucephalus’un Trollhatta Şirketi’ne karşı açtığı davanın görüşülmesine bugün başlanıyor. Davayı üzerime aldım; dava birkaç gün süreceğinden, daha doğrusu, görüşülmesine gerçek anlamda hiç ara verilmeyeceğinden, önümüzdeki birkaç gün eve gelemeyeceğim. Dava bitince ya da biteceğine ilişkin bir olasılık belirince sana telefon ederim. Şu anda bundan fazlasını söyleyebilmem, sorularına yanıt verebilmem mümkün değil, çünkü sesimi fazla yormadan davaya saklamam gerek. Bu yüzden sabah kahvaltısında iki çiğ yumurta, ballı çay istiyorum.” Bunları söyledikten sonra ellerini gözlerinin üzerine kapattı, yavaşça yatağın içine kayıp sessizliğe gömüldü.

Tüm gevezeliğine rağmen efendisinden ödü kopan kâhya kadın pek şaşırmıştı, hiç alışık olmadığı böyle bir emir aniden buyurulmuştu. Daha dün gece efendisi onunla konuşmuş ama bu durumdan hiç söz etmemişti. Duruşmanın tarihi gece saptanmış olamazdı ya, hem duruşmalar böyle günlerce aralıksız sürer miydi hiç? Üstelik bu tür konularda pek ketum olan efendisi neden davanın taraflarını ona söylemişti? Mütevazı bir manav olan Adolph Bucephalus’un, hem de efendisiyle arası epeydir bozuk

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir