Taşrada Düğün Hazırlıkları / Franz Kafka

Taşrada Düğün HazırlıklarıTaşrada Düğün Hazırlıkları

Taşrada Düğün Hazırlıkları’ndan…

Girişten geçip kapının önündeki geniş alana çıkan Eduard Raban yağmur yağdığını fark etti. Ahmakıslatan türünden, inceden yağan bir yağmur.

Önündeki kaldırımda, değişik adımlar atan pek çok insan yürüyordu. Aralarından bazıları yolun karşı tarafına geçiyorlardı. Küçük bir kız, ileriye uzattığı ellerinde yorgun köpeğini taşıyordu. Aralarında konuşan beyefendilerden biri, avuç içleri yukarıya dönük tuttuğu ellerini bir şeyi tartar gibi tekdüze kaldırıp indiriyordu. O sırada bir hanımefendi göründü; şapkası envai çeşit kurdele, toka ve çiçekle bezeliydi. İnce bir baston tutan gençten bir beyefendi hızlı adımlarla geçti; sol elini bir felçli gibi göğsünün üzerine bastırmıştı. Kimi zaman, içtikleri sigaralardan ince dumanları gökyüzüne salan beyefendiler görünmekteydi. İkisi pardösülerini kollarına asmış üç beyefendi sığındıkları duvarın yanından arada bir ayrılıp sokağa yaklaşıyor, durumu gördükten sonra sığındıkları yere geri dönüyorlardı.

Yürüyüp geçenlerin arasından sokağa döşenmiş düzgün parke taşları görünüyordu. Boyunlarını ileri uzatan atlar, yüksek tekerler üzerindeki incecik arabaları çekiyorlardı. Arabalardaki yumuşak minderlerde oturanlar yayalara sessizle bakıyor, sokaktaki mağazaları, evler ve balkonları, gökyüzünü süzüyorlardı. Öndekini geçmek isteyen arabayı çeken atlar birbirlerine yaslanıyorlar, koşumlarını sallayarak arabanın okuna asılıyorlar ve arabayı seri hareketlerle yalpalayarak hızlandırıyorlardı. Az sonra öndeki arabanın çevresinde çizilen yay tamamlanıyor, atlar birbirinden ayrılıyor ama ince uzun başları birbirlerine dönük kalıyordu.

Birkaç kişi koşarak geldiler, kuru kalan mozaik sokak taşları üzerinde durdular; yavaş hareketlerle arkalarına dönüp gökten karışık düzen yağan yağmura baktılar.

Raban kendini yorgun düşmüş hissediyordu. Dudakları, Kuzey Afrika desenleriyle süslü kravatı gibi soluktu. Karşı evin kapı taşına yaslanmış bir kadın ayakkabılarını açıkta bırakacak denli topladığı eteklerinin altından ayaklarına bakıyordu, sonra Raban’a bakmaya başladı. Sanki hiçbir şeyi umursamıyormuş gibi davranıyor, belki Raban’ın hemen önüne yağan yağmuru seyrediyor belki de Raban’ın başı üstündeki duvara asılmış şirket adlarını gözden geçiriyordu. Raban kadının bakışlarında bir şaşkınlık sezdi. “Olup bitenleri ona anlatsam elbette hiç şaşırmazdı,” diye düşündü. “İşyerinde çalışmaktan öyle yorgun düşüyor ki insan, sonunda izne

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.