Sarı Oda / Mary Roberts Rinehart

Sarı OdaSarı Oda

Sarı Oda’dan…

O Haziran sabahı trende giderken Carol Spencer, hiç de fevkalâde olaylar arifesinde olan bir insana benzemiyordu. Güzel ve şık giyinmiş bir genç kızdı. Annesiyle birlikte New York’tan yola çıkmışlardı. Annesini bir iki hafta kalmak üzere New Port’ta ablasının yanına bıraktıktan sonra, bir daha hiç görmek istemediği sayfiye evlerini hazırlamak üzere Maine’ye gidecekti.

Şimdi biraz dinlenmeye gayret ediyordu. Annesi, Bayan Spencer de yanındaki koltukta, sanki pek yorgunmuş gibi arkasına yaslanmış, gözlerini kapamıştı. Halbuki bütün yaptığı istasyona gelirken taksiye binip, taksiden inmek olmuştu. Carol’un kolları ise, çantaları ve ağabeysi Greg’in golf sopalarını taşımaktan ağrıyordu.

Bayan Spencer gözlerini açmadan, “Acaba biraz ilâç alsam mı? İçimde bir baygınlık var,” diye söylendi.

Carol, “Eğer yanınızda yoksa alamazsınız. Çünkü bavulların hepsi bagajda,” dedi.

Bunun üzerine Bayan Spencer sadece bir bardak su içmeye karar verdi. Ve Carol kâğıt bardakla ona suyunu getirdi. Sonra boşalan bardağı avucunda buruşturup pencerenin içine koydu. Annesi onun bu hareketini tenkid eder gibi ince kaşlarını kaldırdı. Fakat hiçbir şey söylemeden gene arkasına yaslandı. Carol yan gözle onu seyre koyuldu. Muntazam bir profili vardı. Uçları aşağıya kıvrık ağzı, şikâyetçi bir ifade taşıyordu. Sade, fakat şık giyinmişti. Kocasının ölümünden beri hastalıklı, hırçın bir kadın olmuştu. Savaşın bütün ümitlerini yıktığı Carol ise, henüz yirmidört yaşında olmasına rağmen, evde kalmış bir kız gibi annesine bakmakla görevlendirilmişti. Şimdi de, annesinin saçma bir kaprisi yüzünden, sayfiye evini yaz için hazırlamaya gidiyordu.

Carol bunları düşünerek, rahatsız olmuş gibi oturduğu yerde kıpırdandı. Maine’ye gitmek istemiyordu. Onun arzusu orduda bir vazife almak, yahut hemşire olmaktı. Gençti, sıhhatliydi. Bu işlerden birinde faydalı olabilirdi. Fakat bundan sadece bahsetmek dahi, annesinin kalp krizi dediği sinir buhranlarına sebep oluyordu. Onun için işte burada, kucağı savaş haberleri yazan gazetelerle dolu, bacaklarına Greg’in golf sopaları batarak oturmaktaydı. Bıkkın bir tavırla sopaları öteye itti.

Tabiî annesinin bu arzusuna ilk başta itiraz etmiş, “Neden Maine’ye

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.