Franz Kafka Boyun Eğmeyen Hayalperest / Michael Löwy

Franz Kafka Boyun Eğmeyen HayalperestFranz Kafka Boyun Eğmeyen Hayalperest

Franz Kafka Boyun Eğmeyen Hayalperest’ten…

Denemesinin bilinen bir diğer bölümünde Walter Benjamin, Kafka’yı kaçınılmaz olarak ıskalamanın iki biçimi olduğunu saptar: Doğal yaklaşım ve doğaüstü yaklaşım. Başka deyişle, psikanalitik okumalar ile teolojik yorumlar. Bu saptama bana son derece doğru gelmektedir. Bu iki boyut eserde elbette mevcuttur ama bunlar terimin diyalektik anlamıyla aufgehoben’dir: yadsınan-korunan-aşılan.

Örneğin Oidipusçu boyut –babayla şiddetli çatışma– Kafka’nın yazılarında açıkça mevcuttur, ama onun bütün sanatı genel olarak otorite sorusunun sorulduğu hayali bir evrende bu psikolojik boyutu aşmak üzerinedir. Bu durum Yahudilik için de geçerlidir: Yahudi sorunu temel bir çıkış noktasıdır ve evrensel bir sorunsal içinde aynı ölçüde “yadsınmış-korunmuş”tur. Marthe Robert’in gözlemlediği gibi, “görünmez duvarlı bir getto”ya kapanmış olan Praglı Yahudilerin durumu Kafka’nın eserinde –özellikle ölümünden sonra yayımlanan üç romanında– “son derece daha genel bir durumun şeması” olur. Teolojik momente gelince, kuşkusuz bu da vardır, ama göstermeye çalışacağım gibi dolaylı ve “negatif” biçimde.

Geriye özellikle edebi okuma kalır. Kafka’nın yalnızca edebiyat için yaşadığı aşikârdır: Edebiyat onun takıntısı, varlık nedeni ve cankurtaran simidiydi. Düşkün bir dünyaya cevabıdır edebiyat. Günlük ve Mektuplar’ı okuduğunda aşikâr olan bu saptamadan yola çıkan birçok yorumcu, edebiyatı onun yazılarının konusu, içeriği, örgüsü yaparak; bu eserleri de karşılıklı olarak birbirlerinde sonsuza dek yansıyan bir ayna oyunu içinde, edebi eserden yola çıkarak hazırlanmış bir tür alegori haline getirerek tuzağa düşmüşlerdir. Oysa, bu çıkarsama yanıltıcıdır.

Musil de kendi eserine kafayı takmıştı, ama bu eserin konusu edebiyat değildir ve Kakanya yazılarının bir alegorisi değildir. Kafka’nın romanlarının kozu yazı olarak yazı değildir, birey ile dünya arasındaki ilişkidir. Kuşkusuz ki, herhangi bir hikâyenin konusu edebi eserin kendisi olabilir; Marthe Robert’in Seul comme Kafka adlı eserindeki parlak kanıtlamasıyla, Bir Aile Reisinin Kaygıları adlı ünlü meseldeki “Odradek” figürü çok muhtemelen buna örnektir. Ama bu okuma şifresini roman ve yazılarının bütününe uygulama isteği boşuna olur.

İkincil literatürün Kafka’nın eserine ölçüsüzce uzanmasını

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.