Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk / Von Kress

Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorlukSon Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk

Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk’tan…

1 Ağustos 1914’de Osmanlı İmparatorluğu ile Merkezî Devletler arasındaki ittifak andlaşması Sadrazam Sait Halim Paşa’nın konağında akşam geç vakit imza edildi.

Daha 1914 senesi başında Türkiye Hükümeti, Almanya’ya bir ittifak teklifinde bulunmuştu. Fakat o vakit gerek İstanbul’daki Alman Sefareti, gerekse Berlin’deki Hariciye Nezareti bir ihtilâl ve üç talihsiz harp neticesinde zayıf düşmüş olan genç Türk Hükümeti’nin ittifak kudretinin yetersizliğini göz önüne alarak Türkiye ile bir ittifak akdinin reddedilmesi görüşünü gütmüşlerdi. Fakat İmparatorun ileri görüşlülüğü sayesinde bu husustaki bütün bağlar koparılmamış ve uzatılan müzakerelerle harp başlar başlamaz ittifakın akdi yine mümkün olabilmişti.

Türkiye o zaman harp yorgunu idi. Ne ordu, ne de memleket harbe hazırdı. Orduda ve millette Balkan Harbi’nin ağır hezimetlerinin hatıraları henüz pek canlı idi. Kamuoyu hiçbir şekilde Merkezî Devletlerle bir ittifak akdine hazırlanmamıştı. Muktedir subaylar, talim ve terbiye görmüş erler, her türlü harp malzemesindeki kayıplar henüz ikmal edilmemişti. Osmanlı Hükümeti’nin maliyesi ve malzeme kaynakları tükenmişti. Genç Türk rejimi memleket içinde henüz kuvvet bulmamıştı.

Genç Türkleri iş başına getiren 1908 ihtilâlinde, kendi talihlerini Allah’ın iradesine büyük bir itaatle teslim etmiş olan halk kütlelerinin yükselmesi değil; aksine Sultan Abdülhamid’in zalim ve gerilemeye yüz tutmuş idaresine karşı genç Osmanlı aydınlarının bir kısmının isyanı ve baskı altında bulunan milletin aydın tabakasının en ileri gelen temsilcilerinin başkaldırması etkili olmuştu.

İhtilâl neticesinde millete vaad edilen gençleşme davasını gerçekleştirmek gibi ağır mesuliyetli vazifeler karşısında; bulunan daha nisbeten pek genç sayılan kimseler; mukaddes bir gayret ateşiyle yanmaktaydılar ve heyecanlar içerisinde kendilerine güvenen bir hisle ideallerinin peşinden koştular. Fakat maalesef birçok hallerde olduğu gibi ne iktidar, ne bilgi ve ne de tecrübeleri bu gayretle orantılı değildi. Fazla gayretkeşlikle birdenbire pek çok işler yapmaya kalktılar. Bunlar kendi kuvvetlerine fazla güvenerek ve ruhî azametten de daima soyutlanmadan General Feldmareşal Baron von der Goltz’un; çok değerli eserinde (Genç Türkiye’nin Hezimeti, Berlin 1913)

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.