Dante’nin İstanbul Cehennemi / Osman Balcıgil

Dante'nin İstanbul CehennemiDante’nin İstanbul Cehennemi

Dante’nin İstanbul Cehennemi’nden…

Cebrail’in el yazısını gözünün önüne getirmeye çalıştı. Olmadı. Oysa şu anda, yönetmenin el yazısından bir sözcük bile olsun hatırlayabilmek için neler vermezdi. Okumasını sürdürdü:

“Günlerden perşembe, aylardan nisan olacak. 1300’de öyleydi çünkü. Kaçı olacağını sen bulacaksın. Sonra karanlık ormana dalacaksın tıpkı adaşın DurANTE gibi. Sen DURANte, Cehennem’i onun gibi tanıyacaksın.”

Duran midesine sıkı bir yumruk yemiş gibi oldu. Ayakta olsaydı, mutlaka sendelerdi. Her kimse bu notu yazan, enikonu çağrıda bulunuyordu kendisine. “Daha neler!” diye söylendi. Kendisine hitap ediyor olmasa “DURANte” der miydi notu kaleme alan? Ayağa kalktı, odada bir tur attı.

Kendisine ailesi tarafından Durante adının konulmuş olduğunu nereden bilebilirdi Cebrail?

Ya da kitap başkasına aitse, o?

Genç adam odasının içinde dolap beygiri gibi dönmeye ve aynı zamanda düşünmeye başladı.

Aslında adının Durante olduğunu öğrenmek o kadar da zor değildi. Okuldaki tüm arkadaşları, öğretmenleri, aile çevresi, herkes nüfus kâğıdında adının Durante yazdığını biliyordu. Floransalı ünlü şairinkinden farklı olarak, onun adını Dante değil Duran olarak kısaltmıştı ailesi. Böylece Türkçe’ye uyumlu olacağını düşünmüşlerdi.

Odanın içinde çizdiği daire nedeniyle başı dönen genç adam daha fazla devam edemedi, olduğu yerde durdu. Yönetmene telefon etmek için bir hamle yaptıysa da vazgeçti. Ne söyleyecekti ki? “Sen kalkar kalkmaz, senin boşalttığın koltuğa oturdum, düşürdüğün kitabı aldım, nedense arkandan bağırmak istemedim, kitap bende kaldı” mı diyecekti?

Cebrail’e telefon etmeyi düşünmek bile, canını sıkmaya yetmişti. Kararını verdi. Önce sakinleşmeli, sonra kitaba geri dönmeliydi. Masasına yöneldi, sandalyesine oturdu, derin bir nefes alıp burnunu kitaba iyice yaklaştırdı. Az önce okuduğu cümleye tekrar göz attı.

DURANte kelimesini hazmetmiş olsa gerek, bu kez de “Kaçı olacağını sen bulacaksın” lafına takıldı.

“Ayın kaçı olacağını sen bulacaksın” demekti bu.

Tabii ki genç adam, Durante Alighieri’nin Paskalya’dan önceki üç günlük süre zarfında Cehennem’i ziyaret ettiğini biliyordu.

Bu yıl Paskalya acaba ayın kaçına rast gelecekti?

Kitabı kenara itip bilgisayarının klavyesini önüne

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir