Kalevala Cilt 1 / Elias Lönnort

Kalevala Cilt 1Kalevala Cilt 1

Kalevala Cilt 1’den…

Dünyaca tanınan Fin Destanı Kalevala, ilk olarak, değerli bilgin Elias Lönnrot tarafından derlenmiştir. Finlilerin Ana Vatanı sayılan Karelia bölgesinde, uzun yıllar araştırmalar yapan Lönnrot, halk ozanları yoluyla, yüzyıllardanberi ağızdan aktarıla gelen Destanı, 1835 de yayınlamıştır.

O sıralarda, halk arasında (türkülerin yabancılara söylenmesi kutsallığını bozar düşüncesi) yaygın olduğundan, Destanın bölgeden olmayan kişilere okunması yasak, gizli aktarılması hırsızlık sayılmakta idi. Elias Lönnrot, doktor olduğu için, halk arasına kolayca girebilmiş ve hastaları ile anlaşarak, türküleri derleme imkânını bulabilmiştir.

Erkeklere nazaran, kadınlar Kalevala’yı daha iyi ezberlemiş ve nakletmiş görünmektedirler.

Destanın türküleri, çoğunlukla ayakta okunur. Oturarak söylenmesi halinde, tahta sıralara ata biner gibi yerleşilir; el’ele tutuşularak, ahenge uyulup sallanılarak tekrarlanır. Birlikte söylenen parçaların ardı sıra, ozanlar, tek tek de okur ve söylerler. Bu adet bugün, Finlandiya’da aynen devam etmektedir.

Çalışmalarına uzun yıllar emek veren Lönnrot, son bulduklarını da ekleyerek, Kalevala’yı, yeni şekliyle, 22.800 Dört + Dört = Sekiz heceli mısradan ibaret Runo’lar halinde, ikinci defa yayınlamıştır. (1849). Kalevala’nın tüm metni budur.

(Runo ) hikâye, şiir, kaside, türkü, ilham mânâlarına gelmektedir.

Destanda, esası teşkil eden, mitolojik ve tarihi olaylar arasında maniler, aşk şiirleri, mersiyeler önem taşır. Bilhassa, terbiye edici, öğretici, yetiştirici vasıfta olan dua ve nasihat pasajları, üzerlerinde dikkatle durmayı gerektiren kaideler koymaktadır. Bu kısımlar, bir nevî (İlmi Hâl) mesabesindedir.

Destan, Fin Folkloru’nu da iyice intikal ettirmiştir.

Söylenen haliyle toplanıp, yazılı hale getirilen Kalevala’nın, hususiyetlerinden pek çoğunu kaybetmiş olacağı aşikârdır. Halk Ozanlarının, yüzyılların ötelerinden devredegelen sözlerde işlerine geldiği surette tasarruf edeceklerini ve içinde yaşadıkları içtimai şartları ve hissiyatlarını, bunların arasına sıkıştıracakları tabii olarak düşünülmek lazımdır. Böylece, aslında, putperest ve efsanevî özelliği olan Kalevala Destanı, 12 nci yüzyılda yayılmaya başlayan Hırıstiyanlığın etkisinde de kalmıştır. Bu etki, destanda pek belirli olarak ortaya çıkar.

Değişik bünyeli olayları ve sözleri, Fin Dili’nin yetersizliğinin söz konusu edildiği bir devrede, sade bir üslûp ile kaleme almakta gösterdiği başarıyı öğen bilginler, Elias Lönnrot’u, Homer ile

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.