Manhattan’da Üç Oda / Georges Simenon

Manhattan'da Üç OdaManhattan’da Üç Oda

Manhattan’da Üç Oda’dan…

Bu kadar kısa zaman içinde nasıl böylesine zincirinden boşanmış çılgına dönüyordu? Aşk ihtirasında hiçbir zaman böylesine bir şiddet, böylesine bir hayvanlık bulunabileceğini düşünmemişti.

Oysa o yüzünü bile görmediği J. K. C’nin sesi hiç duyulmuyordu. Erkek kendini hiç kaybetmiyor, hep o değişmez sesiyle konuşuyordu. Her sevişmeden sonra kadın yeniden içki içiyordu. Atelyenin nasıl alt üst hale geldiğini, o mahut siyah döşemenin üzerinde kırılan bardaklarla atelyenin nasıl karmakarışık bir görünüş kazandığını göz önüne getirmek zor değildi.

Bu defa her zamanki patırtılı hareketleri, banyoya doğru telâşlı gidiş gelişleri, hıçkırıkları, kusmaları ve gözyaşlarını, o bitmez tükenmez hasta hayvan ya da isterik kadın şikâyetlerini beklemeden kendini evden dışarı atmıştı.

Niye hep onları düşünüyor? Hem birden niye çıktı?

Bir sabah koridorun köşesinde ya da merdivende durup kadının odadan çıkışını gözetlemeye karar vermişti. Çünkü böyle gecelerden sonra yine de sabah saat yedide kalkıyordu. Onu uyandırmak için çalar saate ihtiyaç yoktu. Yanındaki erkeği rahatsız etmeden yataktan çıkıyordu herhalde. Çünkü herhangi bir konuşma işitilmiyordu.

Radyodan biraz gürültü geliyordu, herhalde uyuyan erkeğin alnına bir öpücük kondurduktan sonra kapıyı açıp çıkıyor, kendisini gara götürecek taksiyi bulmak için caddede çevik adımlarla yürüyordu.

Bu anlarda nasıldı kimbilir? Yüzünde, omuzlarında, geceden kalan bazı izler görülüyor muydu?

Görmek istediği bu kadındı işte. Akşamüstü güven içinde trenden inip herhangi bir dost ziyaretine gidercesine âşıkının atelyesine giren kadın değil! Onun merak ettiği erkek, bencil rahatlığı içinde uyurken, onu hafifçe öpüp sabah erkenden tek başına yola çıkan kadındı.

Az buçuk tanıdığı bir dörtyol ağzına varmıştı. Bir gece kulübü kapılarını kapatıyordu. Kulüpten sıkanlar boşu boşuna kaldırım kenarında taksi bekliyorlardı. Adamakıllı içmiş iki kişi, köşe başın da bir türlü birbirinden ayrılamıyordu. Birbirlerinin elini sıkıyorlar, sonra son bir itirafta bulunmak ya da yeni dostluk teminatları vermek için tekrar birbirlerine yaklaşıyorlardı. Kendisi de bir yataktan değil, meyhaneden çıkmış bir sarhoşa benziyordu.

Ama hiçbir şey içmemişti. Gecesini

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir