Şeytanlı Göl / George Sand

Şeytanlı GölŞeytanlı Göl

Şeytanlı Göl’den…

Holbein’ın bir kompozisyonunun altındaki, eski Fransızca’yla yazılmış bu dörtlük, yalınlığı içinde derin bir üzüncü anlatır. Resim, bir tarlada çift süren bir çiftçiyi betimler. Uzakta geniş bir ova, bu ovada yoksul kulübeler göze çarpar. Güneş, tepenin ardında batıyor. Çetin bir iş gününün sonudur. Köylü, üstü başı eski püskü, bodur ve yaşlı bir adamdır. Yeddiği atlar zayıftır, bitkindir; saban engebeli ve sert bir toprağa saplanmıştır.

Bu ter ve didinme sahnesinde yalnızca bir yaratık neşeli ve çeviktir. Bu, ürkmüş atların yanı sıra, saban izleri içinde koşan ve atları kamçılayarak yaşlı çiftçiye yamaklık eden düşlemsel bir kişi, kamçılı bir iskelettir. Holbein’ın felsefesel ve dinsel olduğu denli üzücü ve gülünç konularının arasına simgesel olarak kattığı bu ürkütücü hayal ölümdür ve Ölümün Simgesi adını almıştır.

Bu koleksiyonda ya da daha doğrusu, her sayfasında rolüne raslanan ölümün asıl bağ ve düşünce olduğu bu geniş kompozisyonda, Holbein, hükümdarı, dinsel önderleri, âşıkları, kumarcıları, sarhoşları, rahibeleri, fahişeleri, haydutları, yoksulları, savaşçıları, keşişleri, Yahudileri, gezginleri, döneminin ve dönemimizin bütün insanlarını gösterir; her yerde ölümün düşlemi sırıtır, meydan okur ve zafer kazanır. Yalnızca bir tabloda yoktur: Bu da, zenginin kapısında gübre yığını üzerine uzanmış zavallı Lazar’ın, kuşkusuz yitirecek hiçbir şeyi bulunmadığı ve yaşayışının ölümden ayrımı olmadığı için, ondan korkmadığını söylediği tablodur.

Yarı putatapar Rönesans Hristiyanlığının bu stoacı düşünüş biçimi, insana yeterince avuntu verir mi; dindar ruhlar aradıklarını onda bulurlar mı? Yaşamı kötü kullanan hırslı, hileci, acımasız ve sefih insanlar, ölümün saçlarından sımsıkı yakaladığı bütün o gururlu günahlılar, kuşkusuz cezaya çarpılacaklardır; ama kör, dilenci, deli, zavallı köylüler, ölümün yalnızca kendilerine özgü bir kötülük olmadığı düşüncesiyle çektikleri sürekli sürünmenin avuntusunu bulurlar mı? Hayır! Sanatçının yapıtına, hep amansız bir üzünç, korkunç bir yazgı egemendir. Bu, insanlığın kara yazısıdır.

Bu, Holbein’ın gözleri önündeki toplumun gerçek betimlemesi, acıklı yergisidir. Cinayetle yıkım; onu etkileyen işte bunlardır. Ama başka bir dönemin sanatçıları olan bizler, neyi betimleyeceğiz?

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.