Deniz Kurdu / Jack London

Deniz KurduDeniz Kurdu

Deniz Kurdu’ndan…

Kendimi bir boşluk içinde hissediyor, havada uçtuğumu sanıyordum. Bir süre böyle kaldıktan sonra, ağır ağır gözlerimi açtım. İki adam, yanıma diz çökmüşler, üstümde bir şeyler yapıyorlardı. Kendime geldiğimi görünce birisi:

“Tamam artık Johnson…” dedi. “Kendine geliyor. Yeter bu kadar.”

Johnson dedikleri adamın göğsümü ovduğunu anladım. Aşçıya benzer biri, yattığım yere doğru eğildi, nazik bir sesle:

“Şimdi kendinizi daha iyi hissediyorsunuzdur, değil mi?” diye sordu.

Sesimi çıkarmadan, Johnson’un da yardımıyla doğrulmak istedim. Aşçı, gülümseyerek elime bir fincan verdi:

“İçin şunu. Size iyi gelir…” dedi.

İçtiğim şey çaya benziyordu. Pek iyi değildi ama sıcaktı. İçimi ısıttı. Çayı içerken göğsümün üstündeki yaralar dikkatimi çekti. Onlara teşekkür ettim. Johnson yaralarımı kontrol etti.

“Deriniz neredeyse yüzülecekmiş.” dedi.

“Giyebileceğim kuru bir giysiniz var mı?” diye sordum.

“Tabii efendim.” dedi Johnson. “Aşağıdan getirivereyim. Eskidir, ama kusura bakmazsınız artık. Kendinizinkiler kuruyana dek idare eder.”

Gidip hemen giysileri getirdi. Giyerken nerede olduğumuzu sordum.

“Gemimizin adı Hayalet’tir. Farallones açıklarında bulunuyoruz. Gidiş yönümüz Güneybatı’dır. Japonya açıklarında ayıbalığı avlamak istiyoruz.” diye açıklama yaptı.

Kaptanla görüşmek istediğimi söyledim.

“Kaptanımızın adı Larsen’dir.” dedi. “Herkes onu Kurt Larsen diye çağırır, bilir. Asıl adını bilen yoktur. Ancak…”

“Ancak ne?”

“Kaptanımız biraz sinirlidir de… Konuşmalarınıza dikkat etseniz, aşağıdan alsanız iyi olur diyecektim.”

Utanır gibi önüne baktı:

“İkinci kaptan da biraz fazla kaçırmış…”

O sırada aşçıbaşının kendisine baktığını görünce geri çekilerek uzaklaşmaya çalıştı. Giderken yüzüme anlamlı anlamlı bakarak göz kırptı. Sanki, “Uyarılarıma kulak ver. Kaptanla konuşurken dikkatli ol” demek istiyordu.”

Yeni giysileri giyip, güvertede dolaşmaya başladım. Herkes kendi işiyle meşguldü, benimle pek ilgilenen yoktu. Hava günlük güneşlikti. Biraz daha yürüyünce, ambar kapağının üstünde, yerde yatan bir adam gördüm. İçkiyi fazla kaçırmış olacaktı. İkinci kaptan herhalde buydu. Dümenci, adamın üzerine bir kova suyu boca ediverdi. İkinci kaptan ayılmayınca, kovayla denizden su çekip dökmeye devam etti. Oraya gelen aşçıbaşı, güvertede dolaşmakta olan yaşlı denizciyi gösterdi. Geminin

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.