Denizin Çağrısı / Jack London

Denizin ÇağrısıDenizin Çağrısı

Denizin Çağrısı’ndan…

Gürül gürül ilerleyen dev okyanus dalgalarını geride bırakarak kumsalı aştılar. Koşuyorlardı. Asfalta varınca bisikletlerine atladılar ve daha büyük bir hızla, geniş çimenliklerle süslü parka daldılar. Üç kişiydiler. Göz alıcı renklerde kazaklar giymişti hepsi. Parlak renkli kazak giyen çocukların genellikle yaptığı gibi, parkın bisiklet yolunda “uçuyorlardı”. Yasal hız sınırını aşıyorlardı belki de.

Silahlı park polisi böyle düşündü; ama kesin yargıya varamadığından yanından rüzgâr gibi geçen çocuklara bağırmakla yetindi. Polisin uyarısını umursamazlıktan gelmedi çocuklar. Ama daha önlerine çıkan ilk dönemeçten sonra polisin sözlerini hiç duymamış gibi davranmaktan da geri kalmadılar. Bu da göz alıcı renklerde kazaklar giymiş çocukların olağan tutumuydu.

Golden Gate Parkı’nın kapısından birer ok gibi fırlayarak gidonları San Francisco’ya doğru çevirdiler ve tepelerin eteklerinden dolanan yayvan asfaltta, yayaları dönüp dönüp baktıracak bir hızla ilerlemeye başladılar. Renk renk kazaklar, kent sokaklarında uçuyor, dik yokuşları tırmanmamak için sokak aralarında kayboluyordu. Eğer dik yokuşları tırmanmak kaçınılmaz bir erkeklik gösterisini gerektiriyorsa, türlü cambazlıklarla “birinci” olmaya çalışıyorlardı.

İçlerinde en hızlı bisiklet süren, genellikle hep birinci olan ve en usta cambazlıklar yapan Joe’ydu; “önde giden kral”dı ve önderliğini yaptığı çocuklar grubunun en gözüpek, en neşeli olanıydı o. Ama büyük, rahat evlerin çevrelediği sokaklarda, Western Addition Mahallesi’ne pedallamaya başladıklarında neşesi azaldı Joe’nun. Bağrışları, kahkahaları daha seyrek duyulur oldu. Pedalları geri geri gidiyor, farkında varmadan arkada kalıyordu. Arkadaşları, Laguna ve Vallejo caddelerinin kesiştiği yerde sağa döndü. Joe, bisikletin tekerleklerini sokağın soluna doğru çevirirken, “Hoşça kal Fred!” diye seslendi. “Hoşça kal, Charley!”

“Akşama görüşürüz!” dedi onlar da.

“Yok! Akşama gelemem!”

“Aa, bu olmadı işte! Bekliyoruz, n’olur…” diye üsteledi arkadaşları.

“Olmaz, tarih inekleyeceğim bu gece! İyi geceler!”

Bastı pedala. Yalnızdı şimdi. Yüzünde bir bıkkınlık, gözlerinde üzüntü vardı. Dalgın dalgın ıslık çalmaya başladı ama bu isteksiz ses, giderek azalarak rüzgâra karışıyordu. Sonra yavaş yavaş gücünü yitirdi ve Joe, iki katlı büyük evin garaj yoluna girdiğinde büsbütün söndü

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.