Varoluşçuluk / Jean-Paul Sartre

VaroluşçulukVaroluşçuluk

Varoluşçuluk’tan…

Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır, Sartre’ın pek az rötuş yaptığı, Paris’te 29 Ekim 1945’de Libération’da (Kurtuluş) Jacques Calmy ve Marc Beigbeder tarafından bir “edebi ve entelektüel hareket” amacıyla kurulan Kulüp Maintenant’ın isteğiyle verdiği bir konferansın stenoyla kayıtlı metnidir; ertesi yıl Éditions Nagel’de yayınlanmıştır. Varlık ve Hiçlik’in (L’Être et le Néant; 1943) yazarı, hümanizmi neden öğretisine bağlama ihtiyacı duymuştu acaba?

Les Chemins de la liberté’nin (Özgürlük Yolları) ilk iki kitabı yayınlandığında, içine skandal karışmış bir başarı elde edildiğini hatırlatmak gerekir. L’Âge de raison’nda (Akıl Çağı) ve Le Sursis’de (Erteleme) çağın iyi düşünürlerini şaşkınlığa sürüklediği ayrıntısı üzerinde durarak vakit kaybetmeyeceğiz. Onun baş kahramanı zayıf ya da hayâsız diye yargılandı. “Kişilerimi özellikle rahatsız edici kılan şey, onların açıklığıdır,” diye yazıyordu oysa Sartre; “Onlar, kendilerinin nasıl olduklarını gayet iyi biliyorlar ve böyle olmayı tercih ediyorlar.” Yerleşme niteliğinden yoksun, inançsız Mathieu hiç kuşku yok ki, bir destan siması ya da pozitif bir kahraman olmaktan uzaktır; onun tek kozu, mutlak özgürlüğün mümkün olduğu bir yaşamı inatla arayışındaki –L’Être et le Néant’in (Varlık ve Hiçlik) felsefi arayışı bu noktada yankılanmaktadır– sivri açıklık, aynı zamanda bir çiledir.

Onun başına gelen, yaptığının ancak pek az hakikate sahip oluşu, hakikaten yaşamayı seçmeyişidir. İkinci kitabın sonunda bitmeyen bir bilincin aldığı entelektüel ve ahlaksal dramın evrimi, o zaman, yeterli görülmüyordu. Kuşkusuz öyle; çünkü ateşli savunucuları olan iki romanın okunması, felsefi eserinkine göre daha erişilebilirdi; bunların yayınlanması Sartre tarzı varoluşçuluğun yankılarını güçlendirdi. Konusundaki tartışmalar, bugün medyatik bir olgu denilebilecek şeyler tarafından ağırlaştırıldı ve karıştırıldı –aşırı reklam ve acayip karışım, açık veya örtülü düşmanlık, ukalalıklar– bunların nedenleri bugün hâlâ araştırılmaya değerdir.

Bunlar, yazarı dahi şaşırtan kötü ayar bir ünle, halk arasında varoluşçulukla neredeyse karşılıklı bir işgalle neticelenen bir noktaya ulaştı; bu bağlamda “Cehennem, başkalarıdır”, “Varoluş, özden önce gelir”, “İnsan, yararsız bir tutkudur” gibi öksüz çözümler sansasyon gazetelerinde yolunu kaybetmiş, şeytani sloganlar gibi kendini gösterdi.

Hakaretten çekinmeyen

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.