Bitmeyen Savaş / Joe Haldeman

Bitmeyen SavaşBitmeyen Savaş

Bitmeyen Savaş’tan…

Gece yarısına doğru hava biraz ılınmış, kar da sulu kara dönmüştü. Permaplast kiriş iki yüz elli kilo ağırlığındaydı ve buzla kaplı olmadığı zaman bile taşırken adamın canını çıkarıyordu. Dört kişiydik, her uçta ikişer kişi donmuş parmaklarımızla plastik kirişi taşıyorduk. Yanımda Rogers vardı.

Arkamdaki “Çelik!” diye bağırdı, yani elinden kaçırmak üzereydi. Çelik değildi, ama ayağınızı kıracak kadar ağırdı. Herkes bırakıp yana sıçradı. Düşerken üzerimizi kar ve çamur içinde bıraktı.

Rogers “Lanet olsun Petrov,” dedi, “neden Kızılhaç’a falan gitmedin sen? Bu bok o kadar ağır değil.” Kızların çoğu konuşmalarında biraz daha dikkatliydiler. Rogers ise daha erkeksiydi.

“Pekâlâ, kaldırın kıçınızı kirişçiler… yapıştırıcı takımı! Buraya! Buraya!”

Yapıştırıcılarımızdan ikisi kovalarını sallayarak koştular. “Gidelim, Mandella. Taşaklarım donuyor.”

Kız mantıktan çok içinden gelen duygularla “Benim de,” dedi.

“Bir… iki… Kaldırın!” Tekrar kaldırdık ve sendeleyerek köprüye doğru ilerledik. Dörtte üçe yakını tamamlanmıştı. İkinci müfreze bizi yenecek gibiydi. Aslında umurumda bile olmazdı, ama köprüsünü ilk bitiren müfreze eve uçacaktı. Geri kalanlarımız için de dört mil boyunca pislik vardı ve tıkınma vaktine kadar dinlenme yoktu.

Kirişi götürüp gürültüyle yerine oturttuk ve statik kelepçeleri çıkıntılara taktık. Yapıştırıcı takımının dişi olan yarısı biz daha iyice yerleştirmeden üzerine yapıştırıcı sürmeye başlamıştı bile. Arkadaşı diğer tarafta kirişi bekliyordu. Yer takımı köprünün ayağında bekliyordu, ellerindeki hafif, gergin permaplastları şemsiye gibi başlarının üzerinde tutuyorlardı. Yüksek sesle “bunu hak etmek için ne yapıyorlar?” diye sordum, Rogers da iki hoş, ama pek de akla yakın olmayan olasılık söyledi.

Diğer kirişin yanına giderken binbaşı (adı Dougelstein’dı, ama biz ona Pekâlâ diyorduk) ıslık çalarak “Pekâlâ asker çocuklar ve kızlar, on dakika. Yanınızda varsa için,” diye kükredi. Elini cebine attı ve tulumlarımızı ısıtan kontrolü açtı.

Rogers’la birlikte kirişin ucuna oturduk ve ot tabakamı çıkardım. Yanımda bir sürü esrarlı sigara vardı, ama gece tıkınması bitene kadar onları içmememiz söylenmişti. Yanımdaki tek tütün birkaç santimlik bir puro parçasıydı. Kutunun

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.