Gözlerini Sımsıkı Kapat / John Verdon

Gözlerini Sımsıkı KapatGözlerini Sımsıkı Kapat

Gözlerini Sımsıkı Kapat’tan…

Catskills’de geçirdikleri iki yıl boyunca bazen gönülsüz de olsa, Madeleine’in kendisini ani bir tutkuyla kaptırdığı ev ve bahçe işlerine katıldığı olmuştu. Ama bu çabaları içini akkarıncalar gibi aralıksız bir şekilde kemirip duran pişmanlığına engel olamıyordu. Bu pişmanlık iki yüz dönümlük güzel bir araziye sahip bu evi almaktan kaynaklanmıyordu. Zira burayı hâlâ iyi bir yatırım olarak görüyordu. Pişmanlığının altında New York Polis Teşkilatı’ndan ayrılıp, kırk altısında emekli olmak gibi tüm yaşamını etkileyen bir karar vermiş olmak yatıyordu. Asıl rahatsız edici soru şuydu: Birinci sınıf dedektiflikten çiftçilik için mi vazgeçecekti?

Bunun böyle olduğuna ilişkin son derece rahatsız edici belirtiler vardı. Tabiat harikası cennetlerine yerleşmelerinin ardından sol göz kapağında arada sırada ortaya çıkan bir tiki vardı artık. Canını sıksa da,

Madeleine’i üzse de tam on beş yıllık bir aradan sonra seyrek de olsa sigara içmeye başlamıştı. Tabii bir de bahsi kapansa bile, geçen sonbaharda, emekli oluşunun üzerinden daha bir yıl geçmeden, kendi isteğiyle dahil olduğu o korkunç Mellery cinayeti vardı.

Olaydan kıl payı kurtulmuş, hatta öncesinde Madeleine’i de tehlikeye atmıştı. Ölümle burun buruna geldiği o anları hatırlayınca içinde kendisini kırsal alanın basit zevklerine yönlendirecek yeni bir destek bulur gibi oluyordu. Ama işin apaçık ortada olan komik tarafı insanın yaşadıklarını hatırlamayı sürdürmesinde gizliydi. Diğer taraftan sadece günü yaşamaya çalışırsanız hatıralar silikleşirdi. Mutluluk bile sadece o anlık bir mutluluk olmalıydı. Benimsenmediği zaman yaşanılanlar giderek unutulan rüyaları andırmaya başlıyordu. Sonunda da çok derinlerde kalmış, hoşnutsuz bir tınıya dönüşeceklerdi.

Gumey bu süreci anladığından ve başka bir yöntem olmadığını da bildiğinden kendini toplayabilmek için yapabileceği en iyi şey olan köy yaşamına adapte olmaya çabalamıştı. Bu şekilde bir taraftan da karısıyla birlikte bir şeyler yapabilme şansı da bulmuş oluyordu. Diğer yandan acaba insan gerçekten değişebilir mi, daha da ötesi acaba ben değişebilir miyim diye kendi kendine sürekli sorup duruyordu. Ama mutsuz anlarında, düşünme

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.