Asker Kaçağı / Kolektif

Asker KaçağıAsker Kaçağı

Asker Kaçağı’ndan..

Kocaman bir mekanik kurutucu “böcek”, çamurun içinde hızla ilerleyip geçtiği yerde bataklığın suyunu çekiyor, ardında çizgi halinde, dumanlı, katı bir yüzey bırakıyordu. Bitkiler, çürümüş kökler ve solmuş yapraklar kavrulup tümüyle yok ediliyordu.

“Ne gördün?” diye sordu Portbane, O’Keefe’e.

“Hiçbir şey görmedim. Derin bir uykudaydım. Ama onları duydum.”

“Ne yapıyorlardı?”

“Evimin içine sinir gazı pompalamaya hazırlanıyorlardı. Taşınabilir tüplerin hortumlarını çözdüklerini ve basınç tanklarının kapaklarını açtıklarını duydum. Ama neyse ki, onlar daha hortumları tankların ağızlarına geçiremeden kendimi evden dışarıya attım.”

Daniels telaşlanmıştı. “Bunun bir gaz saldırısı olduğunu mu söylüyorsun?” deyip beceriksiz ellerle kemerindeki gaz maskesini çıkarmaya çalıştı. “Orada dikilip durmayın öyle maskelerinizi takın!”

“Aygıtlarını çalıştıramamışlar ki,” dedi Silberman. “O’Keefe alarmı tam zamanında vermiş. Saldırganlar geri çekilip bataklığa doğru gitmişlerdir.”

“Emin misin?” diye sordu Daniels.

“Burnuna bir koku gelmiyor, değil mi?”

“Hayır, gelmiyor,” diye itiraf etti Daniels. “Ama en zehirli türleri de kokusuz olanları. Ve gazın verildiğini anladığında, çok geç oluyor.” Gene de, bir önlem olsun diye maskesini taktı.

Yan yana dizilmiş evlerin yakınında, birkaç kadın belirmişti tehlike anlarında kullanılan tarama ışıldaklarının bir görünüp bir kaybolan parıltısı içinde, incecik, iri gözlü hayaletler gibi görünüyorlardı. Peşlerinden de, sakıngan adımlarla yürüyen birkaç çocuk geliyordu.

Silberman ve Horstokowski, devasa topun gölgesine çekildiler.

“İlginç,” dedi Horstokowski. “Bu ay yapılan üçüncü gaz saldırısı bu. İki kez de, kamp sınırları içine bomba terminalleri yerleştirme girişiminde bulundular. Saldırılarını giderek sıklaştırıyorlar.”

“Sen kafanda her şeyi çözdün, değil mi?”

“Gitgide daha yoğun saldırılara uğradığımızı anlamak için, genel raporu beklemem gerekmiyor.” Horstokowski, sakıngan bakışlarla çevresine bakındı, sonra Silberman’ı kendine doğru çekti. “Belki radar ekranının işlememesinin bir nedeni vardır. Kendisine çarpan küçücük yarasaları bile saptar o radar.”

“Ama ya senin dediğin gibi banketlerden geçip gelmişlerse?”

“Ben onu sırf bir tuzak olsun diye söyledim. Radara parazit yaptırıp işaret vererek onları içeri alan biri var.”

“Bizlerden biri mi demek istiyorsun?”

Horstokowski, gecenin

LİNK

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.