Gündüzsefası / Sarah Jio
Aşk/ 5 Ağustos 2018

Gündüzsefası Gündüzsefası’ndan… Alex saat beşte evin önünde beliriverdi. “Seni yemeğe götürüyorum,” dedi. Üzerimdeki giysilere baktım: Tayt ve ince bir kazak, akşam yemeği için pek uygun bir kıyafet sayılmayacağı gibi, New York’ta bir restorana giderken kesinlikle giymeyeceğim şeylerdi. “Üzerimi değiştirip geleyim.” “Hayır,” dedi Alex gülümseyerek. “Böyle harika görünüyorsun. Aynca burası Seattle. İnsanlar en şık yerlere giderken bile kot pantolon ve tişört giyerler.” Gülümsedim. “Tamam, öyleyse çantamı alayım.” İçeri girip saçlarımı atkuyruğu şeklinde topladıktan sonra biraz dudak parlatıcısı sürüp çantamı aldım ve Alex’in yanına döndüm. Alex koluna girmem için kolunu uzattı. İskelenin yukarısındaki caddcye doğru yürümeye başladık. “Serafina’s yokuşun hemen başında,” dedi Alex. “Biraz yürüyüş yapmanın sakıncası yoktur umarım.” “Bana uyar,” dedim. “Ncw York’tayken her yere yürüyerek giderdim. Alışkınım.” Küçük restoran Eastlake Caddesi üzerindeydi. Alex kapıyı benim için açınca, dışarı hafif bir caz müziği yayıldı. İçerideki küçük bir sahnede üç kişilik bir orkestra çalıyordu. Garson bizi karşılamak için yönelirken, saksafoncu bana göz kırptı. “Bize iki kişilik bir masa,” dedi Alex. Garson gülümseyerek bize pencere kenarındaki bir masayı gösterdi. Etrafa göz gezdirirken Alex’in haklı olduğunu görebiliyordum. Restoranın diğer ucundaki küçük masada bir çift oturuyordu. Adam bir bermuda şort ve sandalet giymişti. Kadının kot eteğinin ise kenarlan aşınmıştı. Burası New York gibi değildi, ama…

Maskeli Aşk / Nicola Cornick
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Maskeli Aşk Maskeli Aşk’tan… Nick başını eğdi ve dudaklan Mari’nin boynunu sıyırdı. Mari şaşkınlık içinde biraz geriye çekildi, dokunuşuyla üzerinden geçen keskin zevki saklamaya çalıştı. Vücutlan salındı ve Nick’in kalçalan Mari’nin elbisesine hafifçe değince genç kadının yumuşaklığına karşı bir anda sertleşti. Nick, Bu dansın ülkede revaçta olduğunu duydum, dedi ve Mari onun dudaklarının kenarının bir gülümsemeyle kıvrıldığını gördü. Mari kuru bir şekilde, Daha önce bildiğim hiçbir dansa benzemiyor, diye düşüncesini belirtti. Nick yanağım bir anlığına Mari’nin saçma bastırdı. Biliyorum. Burada şikâyetçi olan bir adam olduğunu sanmıyorum yine de. Müzik etraflarında dalgalanıp yükseldi. Dansçılar ellerini birleştirdi ve beraber dönüp sallandılar, müzik Mari’yi bir kez daha etkileyip coşturdu. Nick hariç hiçbir şeyin bilincinde değildi. Genç adam tüm farkındalığını doldurmuştu. Sonunda müzik durduğunda dansçılardan beğenilerini belirten bir alkış patlaması oldu ve Mari bir rüyadan uyanır gibi gözlerini kırpıştırdı. Nick onu yavaşça ve gönülsüzce bıraktı. Ahırın gölgeli bir köşesinde duruyorlardı ve Nick ona gülümsüyordu. Mari’nin içinde bir şeyler kıpırdandı, derinlerde bir his mücadelesi. Gücünden sarsıldığını hissetti. Gülümsemesinin kaybolduğunu biliyordu ve Nick bunu görünce onun da ifadesi değişip odaklandı, gözleri koyulaştı. İfadesi erkeksi ve ilkeldi. Mari, dedi ve Mari’nin nabzı adının söylendiğini duyunca hızlandı. Nick onun yüzünü ellerinin arasında aldı, başparmağı Mari’nin dolgun alt dudağına…

Değerli Şeyler / Raine Miller
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Değerli Şeyler Değerli Şeyler’den… Karşı çıkışımı hoşnutsuzlukla inleyerek gösterdim, işe yarayabilir diye umuyordum. “O sikik şey olmasın, lütfen/7 “Ethan, hadi ama… Gitmemiz gerektiğini biliyorsun. Ben orada olmak zorundayım. Marco onun onur konuklan olduğumuzu söyledi ve özellikle bizim burada olduğumuz zamana göre planladı. Gitmezsek ne kadar ayıp olur?” Bacaklarını kalçamın etrafına doğru çektim ve küçük koyumuzdaki parıldayan suda yürürken onu kendime dayayarak tuzağa düşürdüm. Yakınmalarıma aldırmadığından, belki inkâr daha etkili olurdu. “Seni sonsuza kadar bu güzel denizde yanımda tutacağım.” Kulağını dişledim ve dilimle kulak memesiyle oynadım. Kendi teniyle tuzlu suyun bir karışımıydı ağzımdaki tat. “Sonsuza kadar, ha?” diye yanıtladı ve başını yan tarafa doğru yatırarak boynuna ulaşmama izin verdi. “Aynen öyle.” Sunduğu şeyi alıp güzel boyunu emdim, düğün gecemizde yaptığım iz artık hafif bir kızarıklıktan ibaretti. Kolları omuzlarımda ve uzun bacakları kalçamın etrafmdayken, tam da istediğim yerdeydi. Şimdi, eğer aklım katılmayı talep ettiği şu kahrolası kokteyl partisinden uzaklaştırabilseydim, yakın geleceğim kusursuzca belirlenecekti. Tatlı sevgilim kollarımdayken denizde süzülecek ve güneş ışığını içime çekecektim. “Evet. Sonsuza kadar burada seninle birlikte olacağım, gerzek kaynayan sikik partinin birinde değil.” Ağır bir şekilde iç geçirdi, büyük ihtimalle benden tamamen bıkmıştı, fakat alnmı benimkine dayayarak sağa sola salladı. “Ben seninle ne yapacağım, Blackstone?” “Gerçekten diyecek bir şey…

Tatlı Kaçamak / Susan Mallery
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Tatlı Kaçamak Tatlı Kaçamak’tan… NlCOLE EVİNE GİRDİĞİNDE içeriyi gençlerle dolu bir halde buldu. Birkaç kız ayrılabilir kanepede birlikte oturuyordu, bir grup oğlan yere yayılmıştı. Kitaplar açık duruyordu, etrafa kâğıtlar saçılmıştı; cips, kola, birkaç paket kurabiye ve sohbet sesleri vardı. Nicole istilayla ilgili ne yapacağından emin olamayarak duruverdi. Raoul yanına taşındığından arkadaşlarının uğraması mantıklıydı… ama Jesse arkadaşlarını hiç getirmezdi. Nicole daha önce hiç düşünmemişti ama aniden Jesse’nin insanları eve getirmektense hep ortadan kaybolduğunu hatırladı. Nicole onu sorguladığında, Jesse arkadaşlarının evine gitmesinin daha kolay olduğunu söylerdi ama öyle mi olmuştu? Jesse’nin burada vakit geçirmek ya da tanıdığı kimseyi davet etmek istememesinin bir sebebi var mıydı? Çocuklardan birkaçı, “Selam,” diye seslendi. Oğlanlardan biri, “Hiç kapkek getirdin mi?” diye sordu. Nicole gülümsedi. “Getirmedim ama yarın getiririm.” “Süper.” Raoul ayağa fırladı ve mutfağa doğru arkasından gitti. “Onlan davet etmeden önce sormalı mıydım?” Nicole onun bakışıyla buluşmak için başını geriye doğru eğmişti. Raoul hem heyecanlı hem de endişeli görünüyordu. Nicole onun koruyucu ailenin yanmdayken ziyaretçisi olduğundan şüpheliydi ve terk edilmiş binalar da gençlere imkân sağlamıyordu. “Sorun değil,” dedi. “Aynı kurallar geçerli. Ve kimse üst kata ya da bodruma gitmeyecek. Brittany bile.” Raoul sınttı. “Neden endişeleniyorsun?” “Neden endişelendiğimi çok iyi biliyorsun. Hiçbir şey olmayacak. Bu evde kimse…

Not: Seni Hala Seviyorum / Jenny Han
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Not: Seni Hala Seviyorum Not: Seni Hala Seviyorum’dan… Margot’yla yaptığımız görüntülü konuşmada ona son gelişmelerden bahsettim. Açık mavi ve üzeinde avcı yeşili desenleri olan kazağıyla çalışma masasında oturuyordu ve saçları ıslaktı. Saint Andrews kupasıyla çay içiyordu. “Kazağın güzelmiş,” dedim bilgisayarımı kucağıma yerleştirip yastıklarıma yaslanırken. “Bil bakalım Kitty babama kimi ayarlamaya çalışıyor?” “Kimi?” “Bayan Rothschild.” Margot’nun çayı genzine kaçtı. “Sokağın karşısında oturan mı? Şaka yapıyorsun. Duyduğum en saçma şey bu.” “Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?” “Evet! Sen böyle düşünmüyor musun?” “Bilmiyorum. Jamie’yi nasıl eğiteceğini öğrettiği için Kitty onunla çok vakit geçiriyor. Gayet iyi birine benziyor.” “Yani tabii ki iyi ama çok fazla makyaj yapıyor ve üzerine kahve döküp cadı gibi çığlık atıyor. Eski kocasıyla bahçelerinde resmen çığlık savaşı yapıyorlardı, unuttun mu?” Margot ürperdi. “Ayrıca babamla ne konuşacaklar ki? Adet.ı Charlottesville’in Gerçek Ev Kadını. Ama boşanmış.” “Aslına bakarsan Gerçek Ev Kadınlarının en sevdiği program olduğundan bahsetti,” diye itiraf ettim kendimi dedikoducu gibi hissederek. “Ama bundan gurur duymadığını söyledi!” “Hangi şehir?” “Sanırını hepsi?” “Larajean, sakın babama kancayı takmasına izin verme. Babamın yirmi birinci yüzyıldaki gönül işleri hakkında en ufak fikri yok, o kadın babamı çiğ çiğ yer. Babamın olgun, gözleri bilgelikle parlayan birine ihtiyacı var.” Homurdandım. “Kim mesela? Yaşlı bir nine mi? Öyleyse, ona…

Sensiz Yaz Olmaz / Jenny Han
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Sensiz Yaz Olmaz Sensiz Yaz Olmaz’dan… Susannah tekrar gerçekten hasta düştüğünde, kimse bunu bana anında söylememişti. Ne Conrad, ne annem ne de Susannah nın kendisi. Her şey çok hızlı olmuştu. O son sefer Susannah’yı görmekten kaçınmaya çalışmıştım. Anneme notumun çeyreği yerine geçecek bir trigonometri sınavım olduğunu söylemiştim. Oraya gitmekten kaçmak için her şeyi söylerdim. “Tüm hafta sonu çalışacağım, gelemem. Belki önümüzdeki hafta olur,” demiştim telefonda. Sesimi çaresiz gibi değil de olağan çıkarmaya çalışmıştım. “Olur mu?” Annem hemen, “Hayır, olmaz. Bu hafta sonu geliyorsun. Susannah seni görmek istiyor,” demişti. “Ama…” “Aması yok.” Sesi keskindi. “Tren biletini çoktan aldım. Yarın görüşürüz.” Tren yolculuğu sırasında, Susaıınah’yı gördüğümde söyleyebileceğim şeyler üzerine kafa yordum. Trigonometrinin ne kadar zor olduğunu, Taylor’ın âşık olduğunu, sınıf başkanı olmak için adaylığımı koymayı düşündüğümü söyleyecektim ki bu yalandı. Başkanlık için aday olmayacaktım ama Susannah’nın bundan hoşlanacağını biliyordum. Ona bütün bunları anlatacak ama Conrad’ı sormayacaktım. Annem tren istasyonundan beni aldı. Arabaya bindiğimde, “Geldiğine sevindim,” dedi. Ardından da, “Merak etme, Conrad burada değil,” diye ekledi. Ona cevap vermeyip camdan dışarı baktım. Beni zorla getirdiği için ona gereksiz bir şekilde kızgındım. Annemin de bunu umursadığı yoktu. Konuşmaya devam edip duruyordu. “Seni önceden uyarayım, Susannah iyi görünmüyor. Yorgun. Çok yorgun ama seni göreceği için…

Tatlı Yalan / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Tatlı Yalan Tatlı Yalan’dan… “Şşş, sik kafa!” dedi ikizlerden biri, bagaj teslim alanının öbür ucunda kollarını açıp Thomas’a doğru yürürken. Kısacık saçları başına serpiştirilmiş gibi duruyordu ve gülümsediğinde bal rengi gözlerinin çevresi kırışıyordu. “Taylor!” Thomas valizlerimizi yere bıraktı ve kardeşine sımsıkı sarıldı. İkisi de aynı boydaydı ve yanımda dev gibi duruyorlardı. Yanımızdan geçen biri ilk bakışta arkadaş olduklarını sanabilirdi ve denizci montunun üstünden bile Taylor’ın da Thomas kadar kaslı olduğu anlaşılıyordu. Aralarındaki tek fark Thomas’ın daha kaim olan kaslarının hangisinin ağabey olduğunu belli etmesiydi. Akraba olduklarını belli eden başka şeyler de vardı. Taylor’m ten rengi bir tık daha açıktı ve bunun da sorumlusu büyük ihtimalle yaşadıkları yerlerin coğrafi konumlarıydı. Taylor, Thomas’a sarıldığında birbirinin aynı, güçlü, büyük ellerinin olduğunu fark ettim. Aynı anda beşiyle birden aynı mekânda bulunmak inanılmaz tedirgin edici olacaktı. Thomas neredeyse aşırı sert bir şekilde kardeşinin sırtını sıvazladı. Beni bu şekilde selamlamadığı için mutlu olmuştum ama kardeşi umursamamış gibi görünüyordu. Birbirlerini bıraktılar ve Taylor, Thomas’m koluna ses çıkaracak kadar büyük bir güçle yumruk attı. Taylor, “Kahretsin Tommy! Bildiğin erkek fatma kası yapmışsın!” deyip Thomas’m pazusunu sıkarmış gibi yaptı. Thomas başını iki yana salladı ve ikisi de yüzlerinde birbirinin aynı sırıtmayla dönüp bana baktı. Thomas mutluluktan gözleri ışıldayarak, “İşte…

Kızıl Tepe / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Kızıl Tepe Kızıl Tepe’den… Arka koltukta, kolunu ablama sarmış oturuyordu,vosvosumun çevresindeki kargaşayı izlerken gözleri dans eder gibiydi. Başka birisi daha koşarak kapıya çarptığında Ashley’ye yaslanıyordu. “Kahretsin!” dedim, suratımı asarak. “Arabanın boyasını çizecekler!” Ashley inanmayan gözlerle bana baktı ama biraz olsun mantıksız bir öfkenin yüzeye çıkmasına izin vermeden edemiyordum.Yepyeni,pırıl pırıl,bembeyaz Volkswagen’imin özel seçim boyası daha yeni kurumuştu ve bu aşağılık herifler her yanımızdan geçtiklerinde arabama sürtünüyorlardı. “Burada kaldık,” dedi Bryce, ileriyi görmeye çalışarak.Bryce’ın dağınık kahverengi saçları vosvosun açılabilir tavanına değiyordu. Dodge marka kamyonetiyle babamın çiftliğine gitmek istemişti ama babam bir Ford hayranıydı ve bütün hafta sonu boyunca Ram’larla F-150’leri kıyaslayıp tartışmalarını dinlemeye niyetim yoktu. “Eğer arabanın üstünü indirirsen daha iyi bakabilirim.” “Bu epey aptalca bir fikir,” dedim, yüzümde bir tiksinti ifadesiyle. Söylediğim, Bryce’ın dikkatini dışarıdaki korkmuş yayalardan çekti. “Ne?” Omzunun üstünden dışarıyı işaret etim. “Kaçmalarının bir nedeni var. O neden her neyse, bizi ona karşı savunmasız bırakmayacağım.” Hafta sonu araba gezintisi yapmak için eyaletler arası yola çıktıktan sonra kırk kilometre gitmeden yolun akış hızı saatte on beş kilometrenin altına düşmüş, sonra da on kilometre daha gidemeden hız saatte sıfır kilometreye inmişti. Bu yarım saat önceydi ve o zamandan beri yerimizden kıpırdamamıştık, insanlar arabalarından çıkıp koşarak kaçmaya başladıklarında bile. “Sen sürmene bak…

Araf / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Araf Araf’tan… Her kız babasına saygı duyar. Onu kahramanı olarak görür ya da onu hayatında o kadar önemli bir yere koyar ki hiçbir şey ona olan sevgisiyle yarışamaz. Benim için babam saygıdan, bağlılıktan ve hatta sevgiden çok daha fazlasını hak ediyordu. Ona hayrandım. Superman’den çok daha fazlasıydı; o, Tanrı’ydı. Hatırlayabildiğim en eski anılardan birinde, babam ofisinde anlamadığım bir şeyler söylerken iki adam da onun önünde korkudan iki büklüm olmuştu. Her zaman son karar onundu ve kimse bunu tartışmazdı. Ölüm bile dokunamazdı ona. 14 Aralık’ta çalan telefonuma cevap verdiğimde, bu gerçek sona ermişti. “Nina,” dedi annem içini çekerek, “çok fazla vakti yok, şimdi gelmelisin.” Telefon yatakta, yanı başımda duruyordu, ellerim o kadar titriyordu ki telefonun düşmesine engel olamamıştım. Geçen haftalar benim için sanki değişik bir evrende yaşıyormuşum gibi çok garipti; sürekli korkunç telefonlar alıyordum. ilkinde hastaneden bir hemşire, babamın kaza geçirdiğini haber vermek için aramıştı. En son aranan numara benimkiydi ve bu korkunç haberi anneme verecek olan kişi de bendim. Babamın son günlerinde doktorlar, durumunda hiçbir gelişmenin olmadığını, bize de kaçınılmaz olanla yüzleşin demeye başladığında, bu telefonlar son bulacağı için minnettardım. Odanın içinde yürüyüp montumla anahtarlarımı almak çok garipti. Babama elveda demek için yola koyulurken yaptıklarım çok sıradan geliyordu bana. Arabama…

Yasak İlişki / Barbara Taylor Bradford
Aşk/ 29 Haziran 2018

Yasak İlişki Yasak İlişki’den… Frank başını kaldırıp bir kahkaha attı. “Elalemin hakkımızda düşündükleri bana vız gelir. Eminim bu aşağılık yorumları başka bir kanalda çalışan rakiplerimizden biri yapmıştır.” “Hayır efendim bilemedin. Bütün bunları CNS’de çalışan biri söylemiş.” “Ya, öyleyse bunu söyleyenin senin yerinde gözü var demektir.” “Ha bak, o olabilir.” Bili biraz durakladıktan sonra Frank’e dikkatle baktı, “Ne dersin? Olasılıklar bize karşı mı? Bir gün, bir Tanrı’nın cezası yerde, savaş muhabirliği yapalım derken öldürülecek miyiz?” Frank de düşünceye daldı, bir saniye sonra mırıldandı. “O kadar çok muhabir bu yolda hayatını kaybetti ki!” derken hâlâ düşünceliydi. Bili, birden kendinden emin bir sesle, “Ama bize bir şey olmayacak. İçimden bir ses böyle söylüyor” dedi. “Yerden göğe kadar haklısın. Bizim falımız öyle demiyor. Zaten sana kurşun işlemez ki!” Bili güldü. “Üstelik de sen benim nazar boncuğumsun.” Bili Frank’in lafını kesti “Orası öyle de, bugünlerde pek yanında olamıyorum Frankie.” “Ya. Ama keşke olabilseydin. Geçmişte beraberce kâh iyi kâh kötü epey deneylerimiz oldu, değil mi? Panama’nın işgal edildiği günleri hatırlıyor musun?” “Nasıl unuturum, 1989’un Aralık ayı. Silvie’yi kaybedeli henüz birkaç ay olmuştu ve ben kendimi öyle bir üzüntüye kaptırmıştım ki, başıma geleceklere aldırmıyor, ha yaşamışım, ha ölmüşüm diyordum.” Frank, kısık bir sesle “Ama beni düşünüyordun” dedi….

Yalnız Kadınlar Sokağı / Maeve Binchy
Aşk/ 27 Eylül 2017

Yalnız Kadınlar Sokağı Yalnız Kadınlar Sokağı’ndan… Ria’nın annesi, oldum olası film yıldızlarından hoşlanırdı. Clark Gable’ın Ria’nın doğduğu gün ölmesi onun için hep bir üzüntü kaynağı olmuştu. Tyrone Power bu olaydan iki yıl önce Hilary’nin doğduğu gün ölmüştü. Ama nedense buna o kadar üzülmüyordu. Hilary Ria gibi sinemanın büyük kralını uğurlamamıştı. Ria ne zaman Rüzgâr Gibi Geçti’yi izlese, yüreğinde bir tür suçluluk duygusu uyanırdı. Ken Murray’e, kendisini ilk öpen oğlana, bundan söz etti. Sinemadaydılar. Üstelik oğlan onu öpüyordu. – Çok sıkıcısın, dedi Ken kızın düğmelerini açmaya çalışırken. – Hiç de değil, diye haykırdı Ria. Clark Gable karşımda, beyazperdede, ben de sana onunla ilgili ilginç bir şey söylüyorum. Bir rastlantı bu. Can sıkıcı değil. Çevredekilerin dikkatini çekmek Ken Murray! utandırdı. Kimi sus diyor, kimi gülüyordu. Ken Ria’dan uzaklaştı ve onunla görünmek istemiyormuş gibi koltuğuna gömüldü. Ria kendisine lanet okudu. On altısına gelmişti. Okulda herkes öpüşmekten hoşlanıyor ya da hoşlandığını söylüyordu. Şimdi tam yapmaya başlayacakken her şeyi berbat etmişti. Elini oğlana uzattı. – Filmi izlemek istiyorsun sanmıştım, diye fısıldadı oğlan. Ria onu umutla yanıtladı: – Ben de senin bana sarılmak istediğini sanmıştım. Ken bir şeker paketi çıkardı ve ağzına bir şeker attı. Paketi kıza uzatmadı bile. Romantik fasıl bitmişti. Eğer zamanlama doğru yapılırsa…

İtalyanca Aşk Başkadır / Maeve Binchy
Aşk/ 26 Eylül 2017

İtalyanca Aşk Başkadır İtalyanca Aşk Başkadır’dan… 1970’lerde anketlere cevap vermeye can atarlardı. Aidan gazetenin hafta sonu ekinde bir anket görürdü. Örneğin, “Düşünceli Bir Koca mısınız?” Veya “Sanat Dünyası Hakkında Neler Biliyorsunuz?” O yıllarda daha çok “Uygun Bir Çift misiniz?’ veya “Arkadaşlarınızla Aranız Nasıl?” konularında epey yüksek puan tuttururlardı. Bütün bunlar eskidendi. Artık, Nell ve Aidan Dunne alt alta dizilmiş sorular gördüklerinde alacakları puanların merakıyla anketi yanıtlamak için sabırsızlanmıyorlardı… Örneğin, “Haftada kaç kez sevişiyorsunuz? a) Ortalama iki kez? b) Her cumartesi c)Daha az?” “Her cumartesi’den de az seviştiğini kabullenmeyi kim ister?.. Anketi hazırlayan o bilge adamların itirafları nasıl yorumladıklarını merak eden var mıydı? Şimdi, ikisi de “Uyumlu Bir Çift misiniz?” başlıklı bir anket görse hemen sayfayı çeviriyordu. İşin tuhafı hiç kavga etmemişler, hiç birbirlerine darılmamışlardı. Aidan, Nell’i aldatmamıştı, karısının da aldatmadığını düşünüyordu. Böyle düşünmesi küstahlık mıydı, bilmiyordu? Nell çekici bir kadındı; erkeklerin her zaman dönüp bir kez daha bakmak isteyecekleri kadınlardandı kesinlikle. Aidan eşlerinin aldattığı kanıtlandığında şaşkına dönen pek çok erkeğin, aslında dikkatsiz ve kendini beğenmiş olduğunu biliyordu. Ama o onlardan değildi. O, Nell’in başka bir erkekle gizlice buluşmayacağından, başkasıyla sevişmeyeceğinden emindi. Karısını o kadar iyi tanıyordu ki böyle bir şey yaparsa hemen anlardı. Hem, Nell böyle bir erkeği nerede bulacaktı?…