Bu Hesapta Yoktu / Aleksandr Nikolayeviç Ostrovki
Tiyatro/ 12 Ağustos 2018

Bu Hesapta Yoktu Bu Hesapta Yoktu’dan… Moskova’daki “Maly Theatre” (Küçük Tiyatro) “Ostrovski’nin Evi” diye bilinir. Aleksandr Nikolayeviç Ostrovki (1823-1886) on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Rus tiyatrosuna damgasını vuran adamdır. Bugün hâlâ ülkesindeki tiyatroların dağarında yer almakla kalmaz; sınırları çoktan aşan oyunları tiyatro dünyasının başkentlerinde tekrar tekrar oynanır. Babası Nikolai Fedoroviç ünlü, varlıklı bir avukattı. Aleksandr’ın annesi ölünce genç, güzel, zengin barones Emilia Andreyevna von Tessin’le evlendi. Mülküne mülk, parasına para kattı. İsveç asıllı barones kendi çocuklarından başka üvey oğlu Aleksandr’ın da eğitimiyle ilgilenmiş, onun yabancı diller ve müzikteki yeteneğine hayran olmuştu. Güzel bir tenor sesi olan delikanlı notaları da yazılar kadar severek okuyup yazıyordu. Aleksandr, “gimnasium”u birincilikle bitirdikten sonra babasının ısrarıyla hukuk eğitimi gördü. İlk önemli oyunu “İflas Bayrağı”nı yazıncaya kadar mahkemelerde dolanıp durdu. Gel gelelim avukatlık yılları daha çok oyunları için malzeme toplamasına yaradı. Daha sonra “Aile İçinde Kalsın” adıyla da bilinen bu oyun dalavereci tüccar sınıfının yaşamını realist çizgilerle çiziyordu. Sansürün hışmına uğradığı için tam on üç yıl sahnelenmesi yasaklandı. Ama daha sahnelenmeden yazarına ün getirmişti. Tiyatro yeteneği yazarlıkla sınırlı kalmayan Ostrovski oyunu belli çevrelerde okuyor, sesini bile değiştirmeden, ilginç tonlamalarla kadınlı erkekli bütün kişileri dinleyenler için hayata geçiriyordu. Her kişinin uyumlu bir biçimde bütüne hizmet etmesi, başkalarını ezerek…

Kral Lear / William Shakespeare
Tiyatro/ 15 Aralık 2017

Kral Lear Kral Lear’den… KENT Kralın, Albany Dükü’nü, Cornwall Dükü’nden daha çok sevdiğini sanıyorum. GLOUCESTER Biz de öyle sanırdık, ama şimdi krallığı paylaştırırken hangisine daha çok değer verdiği anlaşılmıyor, paylar öylesine iyi dengelenmiş ki, ne kadar dikkatle bakarsan bak, birini ötekine tercih edemezsin. KENT Oğlunuz, değil mi efendim? GLOUCESTER Onu büyütmek bana düştü efendim. Oğlum demekten kızara bozara öyle pişkinleştim ki utanmayı unuttum. KENT Pek anlayamadım. GLOUCESTER Bu delikanlının annesiyle aramız iyiydi, bu yüzden de karnı büyüyüverdi. Kadıncağızın daha yatağına koca girmeden beşiğine bir oğlan giriverdi. Yaptığım hatayı anlıyorsunuz, değil mi? KENT Doğrusu sonucu öyle yakışıklı ki, keşke bu hatayı yapmasaydınız diyemiyorum. GLOUCESTER Bir de meşru oğlum var, bundan bir yaş kadar büyük. Ama öyledir diye, onu daha çok severim sanmayın. Gerçi bu hergele daha çağrılmadan, pek de utanmadan dünyaya geldi, ama annesi güzeldi, ona can vermek epeyi zevkli oldu ve tabii bu veledi kabullenmekten başka çare kalmadı. Edmund, bu soylu centilmeni tanıyor musun? EDMUND (Yaklaşır.) Hayır, lordum. GLOUCESTER Kent Kontu. Bundan böyle onu benim şerefli bir dostum olarak bilmelisin. EDMUND Hizmetinizdeyim, efendim. KENT Sizinle dost olmayı, sizi daha yakından tanımayı isterim. EDMUND Bu teveccühünüze layık olmak için elimden geleni yapacağım, efendim. GLOUCESTER Dokuz yıldır ülke dışındaydı, yine gidecek. (Boru…