Dokunmak / Ahmet Cemal
T├╝rk Edebiyat─▒ / 13 A─čustos 2018

Dokunmak Dokunmak’tan… Tan─▒nm─▒┼č tiyatro oyuncusu Raif Erg├╝├ž, 13 Kas─▒mÔÇÖ─▒ 14 Kas─▒mÔÇÖa ba─člayan gece a┼č─▒r─▒ dozda ald─▒─č─▒ uyku haplar─▒ nedeniyle ├Âlm├╝┼čt├╝. Adli tabip, bo┼č ila├ž ┼či┼česinin etiketine bakt─▒ktan sonra haplar─▒n b├╝y├╝k bir olas─▒l─▒kla gece saat bir ile iki aras─▒nda al─▒nd─▒─č─▒n─▒, ├Âl├╝m├╝n de sabaha kar┼č─▒ iki bu├žuk ile ├╝├ž aras─▒nda ger├žekle┼čmi┼č olabilece─čini s├Âyledi. Polis, yapt─▒─č─▒ ara┼čt─▒rma sonucunda Raif Erg├╝├žÔÇÖ├╝n evinde intihardan ba┼čka bir olas─▒l─▒─č─▒ da akla getirebilecek herhangi bir ipucuna rastlamad─▒. Hem Raif Erg├╝├ž, ya┼čam─▒na kendi iste─čiyle son verdi─čini a├ž─▒klayan bir mektup da b─▒rakm─▒┼čt─▒. Zaten ak─▒llar─▒ kar─▒┼čt─▒ran tek ┼čey de bu mektup oldu. ├ç├╝nk├╝ anla┼č─▒ld─▒─č─▒ kadar─▒yla Raif Erg├╝├ž, bu ├žok uzun mektupta hangi nedenlerden ├Ât├╝r├╝ intihar etmedi─čini anlatmaya ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒. ─░ntihar edenlerin b─▒rakt─▒klar─▒ mektuplarda ├Âl├╝mlerinden kimlerin sorumlu olmad─▒klar─▒n─▒n belirtilmesi, al─▒┼č─▒lagelmi┼č bir durumdu. Ama, Raif Erg├╝├žÔÇÖ├╝n yapt─▒─č─▒ gibi, ├Âlen ki┼činin kendini hangi nedenlerden ├Ât├╝r├╝ ├Âld├╝rmedi─čini a├ž─▒klamak i├žin bir mektup kaleme almas─▒, o g├╝ne kadar b├Âyle olaylarla ├žok kar┼č─▒la┼čm─▒┼č olan savc─▒ya bile ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ gelmi┼čti. Savc─▒, olaydan sonraki birka├ž g├╝n boyunca ├Âlenin yak─▒n ├ževresinden eri┼čebildiklerine bu mektubu g├Âsterip d├╝┼č├╝ncelerini sordu. Ama kafas─▒ndaki sorulara herhangi bir yan─▒t bulamad─▒. ├ç├╝nk├╝ Raif Erg├╝├žÔÇÖ├╝n b─▒rakt─▒─č─▒ mektubu okuyan yak─▒nlar─▒ da yaz─▒lanlara bir anlam verememi┼člerdi. ├ľrne─čin sanat ya┼čam─▒ boyunca hep ba┼čar─▒dan ba┼čar─▒ya ko┼čmu┼č olan Raif Erg├╝├ž, biraz uzunca olan mektubunun hemen ba┼č─▒nda,…

Yolpalas Cinayeti / Halide Edip Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 8 A─čustos 2018

Yolpalas Cinayeti Yolpalas Cinayeti’nden… Elinde kasketi, arkas─▒nda ┼čof├Âr ├╝niformas─▒, ayakta duran adam, kad─▒nlar─▒n derhal nazar─▒ dikkatini celbetti. ├çene kemikleri Sinyor Mussolini kadar kudretli, ├želik gibi kavi uzun ve yak─▒┼č─▒kl─▒ bir erkekti. Bir cins yar─▒┼č at─▒, ad├« y├╝k beygirlerini ne kadar g├Âlgede b─▒rak─▒rsa o da oradaki frakl─▒, monokllu, ├ženeli ve kar─▒nl─▒ erkekleri o kadar g├Âlgede b─▒rakm─▒┼čt─▒. Bununla beraber, hi├ž de sevimli bir adam de─čildi. Rengi ne oldu─ču belli olmayan a├ž─▒k renk g├Âzleri do─črudan do─čruya kimsenin g├Âz├╝ne bakam─▒yor, bundan dolay─▒ insana hi├ž itimat hissi vermiyor. Yana─č─▒nda bir yara izi var. Alman mektebi mezunu bayan i├žinden ÔÇťNe kadar G├ÂringÔÇÖin resmine benziyor,ÔÇŁ dedi. Kolejli onu AmerikaÔÇÖ n─▒n ├ž─▒─č─▒rtkan gazetelerinde, isterik kad─▒nlar─▒n merak─▒n─▒ celbetmek i├žin ne┼čredilen, numaralanm─▒┼č halk d├╝┼čmanlar─▒ndan birinin resmine benzetti. Dame de Sion mezunu vaktiyle okudu─ču bir roman─▒ d├╝┼č├╝n├╝yordu. Onda asil bir adam ┼čof├Âr k─▒yafetine girmi┼č, sevdi─či milyoner bir k─▒zla bir a┼čk maceras─▒ ge├žirmi┼čti. Bayan G├╝ng├Âr ÔÇťEtienette bizim kaz kafal─▒ SacideÔÇÖye mutlak milyoner kad─▒nlar─▒n ┼čof├Ârlere ├ó┼č─▒k oldu─čunu s├Âylemi┼č olacak. Bu mutlak SacideÔÇÖnin ├ó┼č─▒k─▒d─▒r. Acaba bunu nas─▒l tahkik etmeli?ÔÇŁ diyordu. Bu aral─▒k SacideÔÇÖnin sesi sert, ┼čof├Âre diyordu ki: ÔÇö Sen burada ne ar─▒yorsun? ÔÇö Bana ihtiyac─▒m─▒z yoksa izin istiyorum; Beyo─čluÔÇÖna gidece─čim. ÔÇö Bunu k├óhyaya s├Âyleyip bildireydin. Misafir varken b├Âyle sellemeh-├╝s-sel├óm buraya ├ž─▒kmak da yeni…

Vurun Kahpeye / Halide Edib Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 7 A─čustos 2018

Vurun Kahpeye Vurun Kahpeye’den… ├çok erken, pek ├žok erkendi; ─▒ss─▒z AnadoluÔÇÖnun tozlu yollar─▒na girmemi┼člerdi; daha ─▒ss─▒z ve kurak tarlalar─▒n kat─▒, beyaban─▒nda Fettah EfendiÔÇÖnin merkebi, H├╝seyin EfendiÔÇÖnin k─▒sra─č─▒ toprak dalgalar─▒nda ine kalka gidiyorlard─▒. Hi├žbir ses duyulmuyor, bir tek canl─▒ mahl├╗k k─▒m─▒ldam─▒yordu. Yaln─▒z, arada bir, nereden geldi─či bilinmeyen, ilk uyanan ku┼člar─▒n garip f─▒s─▒lt─▒s─▒ seziliyor, Yunan kararg├óh─▒n─▒n oldu─ču kasaban─▒n ye┼čil incir bah├želeri siyah bir k├╝me gibi beliriyor, beyaz ve c─▒l─▒z bir duman tabakas─▒ kasaban─▒n ├╝st├╝nden pembele┼čen mavi g├Â─če y├╝kseliyordu. Bu kesif incir bah├želerinin aralar─▒ndaki ince, dolamba├ž yollar─▒na geldikleri zaman tozla beyazlanm─▒┼č incir yapra─č─▒ kesafeti aras─▒nda, uzak ve hafif horoz sesleri s├╝k├╗nu y─▒rtmaya ba┼člam─▒┼čt─▒. Pek ├žok s├╝rmeden kasabaya geleceklerdi. Ahali, Yunan neferlerinin korkusundan tarlalar─▒na, hatta bah├želerine erken ve yaln─▒z gelemedikleri i├žin b├╝t├╝n bu mamur ve ┼čen bah├želerin ├╝st├╝ne, terk edilmi┼č, k├Âhnele┼čmi┼č bir hava yerle┼čmi┼čti. Hac─▒ Fettah Efendi eski sar─▒─č─▒n─▒ kulaklar─▒na indirmi┼č, sinsi y├╝z├╝n├╝n derin ├žizgilerine m├╝tereddit, hatta korkak bir g├Âlge sinmi┼čti. Uzun H├╝seyin EfendiÔÇÖnin sar─▒ y├╝z├╝, ├žarp─▒k burnu sabah─▒n bu garip ve yaln─▒z saatinde, geceden sabaha ta┼čm─▒┼č, tekin olmayan bir mahl├╗k gibi, ayd─▒nl─▒ktan ├╝rken g├Âzlerle etrafa bak─▒n─▒yor, kasaban─▒n pembe g├Â─č├╝nden ate┼čli bir al dalga gibi do─čan g├╝ne┼če tuhaf tuhaf g├Âzlerini k─▒rp─▒┼čt─▒r─▒yordu. ─░kisi de konu┼čmuyorlard─▒. Fakat ikisinin de zihninde ayn─▒ endi┼če vard─▒. ─░kisi de Yunan…

Sinekli Bakkal / Halide Edib Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 6 A─čustos 2018

Sinekli Bakkal Sinekli Bakkal’dan… Cuma sel├óml─▒─č─▒n─▒ g├Ârmeye epey bir kalabal─▒k gider. ├ç├╝nk├╝ tantanal─▒, ┼ča┼čaal─▒ bir alay, rengin ve zengin ├╝niformal─▒, se├žme ve g├╝zel y├óverler, yelesini sallayan, yeri de┼čen cins atlar, muhte┼čem arabalar g├Âr├╝rler. B├╝t├╝n bunlar herhangi operay─▒ s├Ân├╝k b─▒rakacak bir dekor i├žinde ├ževik ve ├žabuk bir gidi┼č ve geli┼č, bir hareket cereyan─▒ halinde g├Âzlerinin ├Ân├╝nden ge├žer. Fakat seyirciler bu g├Âsteri┼čin perde arkas─▒n─▒, zavall─▒ Selim Pa┼čaÔÇÖy─▒ terleten, titreten taraf─▒n─▒ g├Âremezler. Onun bu n├╝mayi┼čte rol├╝ b├╝y├╝k ve kar─▒┼č─▒kt─▒r. Evvel├ó ─░kinci Abd├╝lhamidÔÇÖin sad─▒k kullar─▒n─▒n, efendilerinin g├Âvdesine kafas─▒na bir kur┼čun yahut bomba atmalar─▒na m├óni olmak; sonra bu ├ól├ó-y─▒ v├ól├ón─▒n vakÔÇÖas─▒z ge├žmesini temin etmek, sonra her sel├óml─▒k resminden bir k├óbus gibi korkan Padi┼čahÔÇÖa, alay─▒n emniyet ve sel├ómet i├žinde ge├žece─čini temin etmek; daha sonra tahsisatlar─▒n─▒ hak etmek isteyen hafiye alay─▒n─▒n ve yahut m├╝stebit bir h├╝k├╝mdar─▒n vesvesesini g─▒c─▒klayarak para kazanmak isteyen jurnalcilerin, her hafta d├╝zd├╝kleri yalanlar─▒ okumak… Cuma g├╝nleri Padi┼čahÔÇÖ─▒n arabas─▒, Saray kap─▒s─▒ndan i├žeri girer girmez, Selim Pa┼ča, geni┼č bir nefes al─▒r. Ekseri huzura kabul olunur ve d├óim├ó kona─ča, cebinde ┼či┼čman, k─▒rm─▒z─▒ bir atlas kese ile d├Âner. O g├╝n├╝n ak┼čam─▒ Pa┼čaÔÇÖn─▒n ziyaret kabul etti─či zamand─▒r. Fakat ziyaret├žileri, hi├žbir zaman o g├╝n├╝n, Pa┼čaÔÇÖn─▒n hayat─▒nda nas─▒l bir ge├žit oldu─čunu tahmin edemezler. Bu son cuma, Pa┼ča ├Âteki misafirler gittikten sonra,…

Mor Salk─▒ml─▒ Ev / Halide Edib Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 5 A─čustos 2018

Mor Salk─▒ml─▒ Ev Mor Salk─▒ml─▒ Ev’den… Birincisi, SelimiyeÔÇÖde ─░brahim Pa┼ča Kona─č─▒ÔÇÖn─▒n ya sel├óml─▒k yahut da harem taraf─▒d─▒r. Arkas─▒ Karacaahmet Mezarl─▒─č─▒ ile kar┼č─▒ kar┼č─▒ya, y├╝z├╝ ve yan─▒ ─░stanbulÔÇÖun g├Âkte y├╝kselen binlerce minaresine bakar. Yar─▒s─▒nda sahipleri oturur, fakat bizim taraf da Be┼čikta┼čÔÇÖdaki evimiz kadar b├╝y├╝k. Yan─▒nda ve arkas─▒nda, bilhassa g├╝l a─ča├žlar─▒ bol, bak─▒ms─▒z, fakat geni┼č bir bah├žesi vard─▒r. Mahallesi zamanla kararm─▒┼č, y─▒k─▒lmaya y├╝z tutmu┼č kocaman ah┼čap konaklar ve evlerle dolu idi. Anla┼č─▒lan sahipleri vaktiyle sadrazam, naz─▒r her halde daha ├žok eski devrin ek├óbiri imi┼čler. O ev art─▒k yanm─▒┼čt─▒r; fakat oradan ge├žerken eski bir ahbaba bakar gibi, g├Âzlerim daima oraya dalar. G├╝l a─ča├žlar─▒ndan ba┼čka bir hayli g├Âlgelik b├╝y├╝k a─ča├žlar─▒ da vard─▒. Bilhassa Mahmure ablan─▒n ta tepesine t─▒rmand─▒─č─▒, g├Âzlerimi ├ževirdi─čim zaman ba┼č─▒m─▒ d├Ând├╝ren, dallar─▒ g├Â─če yap─▒┼čm─▒┼č gibi duran bir ceviz a─čac─▒ da vard─▒. Ta┼č─▒n─▒r ta┼č─▒nmaz Selimiye Camii imam─▒n─▒ bize hoca olarak tuttular. Babam da ailesiyle yaz─▒ bizimle beraber ge├žirmeye geldi. ┼×imdi Nil├╝ferÔÇÖden sonra Nig├ór adl─▒ k├╝├ž├╝k bir k─▒z karde┼č daha peyda olmu┼čtu. Havva Han─▒m Nil├╝ferÔÇÖe bakt─▒─č─▒ ve onu erken yat─▒rd─▒─č─▒ i├žin, art─▒k onun odas─▒na pek gidemiyordum, sel├óml─▒ktaki ikinci erkek, daha evvel ad─▒ ge├žen S├╝leyman A─ča idi. Fakat B├╝y├╝kbabaÔÇÖdan ├žok daha fazla bir efendi tavr─▒ tak─▒nd─▒─č─▒ i├žin Haminne ondan pek memnun de─čildi. Maam├óf├«h, ben onu,…

Handan / Halide Edib Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 4 A─čustos 2018

Handan Handan’dan… Sana bir s├╝rpriz NerimanÔÇÖc─▒─č─▒m: HandanÔÇÖ─▒, HandanÔÇÖ─▒n─▒ g├Ârd├╝m. ┼×imdi g├Âzlerini a├žt─▒─č─▒n─▒ ve b├╝t├╝n mevcudiyetinle benden teferruat istedi─čini hissediyorum. ─░┼čte ba┼čl─▒yorum: Bu sabah MarsilyaÔÇÖya ├ž─▒kt─▒m. Yabanc─▒ ┼čehrin verdi─či acayiplik ile bol g├╝zellikleriyle a─čz─▒m─▒n suyunu ak─▒tan bir Frans─▒zca mebzuliyeti aras─▒nda kendi Frans─▒zcam belki bir kusurmu┼č gibi mahcup, bin s─▒k─▒nt─▒ ile arabac─▒larla, hamallarla muameleye giri┼čtikten sonra otele geldim. ├ľ─čle yeme─činden sonra biraz cesaretlendim. Otelciye gidilecek yer sordum. ÔÇö Hava pek g├╝zel, bir parka gidiniz. Yahut asans├Ârle, bir tepede bir kilise var, oraya ├ž─▒k─▒n─▒z, dedi. Kilisenin ismi Notre-Dame zannederim. Bunlar─▒ bir arabac─▒ya m├╝┼čk├╝latla anlatt─▒ktan sonra yola d├╝z├╝ld├╝m. Evvel├ó g├╝zel ve pek sevimli bir park─▒ dola┼čt─▒m. Fakat insan yaln─▒z, maksats─▒z dola┼čmaktan s─▒k─▒l─▒yor. Ne ├žok susamlar var; sen bu ├ži├žekleri seversin, de─čil mi Neriman? Sonra, s─▒ra Notre-DameÔÇÖa giden yere geldi. Bir kayan─▒n tepesine bir asans├Ârle t─▒rma┼čt─▒k. Az─▒c─▒k huyland─▒m. Nihayet b├╝t├╝n MarsilyaÔÇÖya, dumanlardan, hayattan az─▒c─▒k kirlenmi┼č g├Âr├╝nen MarsilyaÔÇÖya h├ókim bir noktaya geldik. Be┼č on dakikal─▒k bir yoldan sonra bir kayac─▒─č─▒n tepesinde k├╝├ž├╝k bir kilise g├Âr├╝n├╝yordu. Kiliseye yakla┼čt─▒k├ža yan─▒mda h─▒zl─▒ h─▒zl─▒ konu┼čarak gelen matmazeller, bir k─▒sa boylu geveze Frans─▒z ve bir de rahibe, mukaddes bir hava i├žine giriyorlarm─▒┼č gibi, h├╝rmetk├ór ve dalg─▒n susuyorlard─▒. Nihayet bir├žok ta┼č merdiven ├ž─▒karak kiliseye y├╝kseliyorduk. Merdivenlerin ┼čehre de─čil, denize h├ókim bir noktas─▒nda…

Ate┼čten G├Âmlek / Halide Edib Ad─▒var
T├╝rk Edebiyat─▒ / 3 A─čustos 2018

Ate┼čten G├Âmlek Ate┼čten G├Âmlek’ten… Ge├žti─čimiz k├Âylerde hep daha evvel ge├ženlerin hik├óyelerini dinledik, izlerine bast─▒k. Bir alay isyanla, ac─▒l─▒kla dolu ─░stanbul m├╝ltecisi kad─▒n, erkek buralardan gelip ge├žmi┼člerdi. Yollar ├žok garipti. Bazan bir palaskal─▒ asker, fi┼ček kemerli, ba┼č─▒ Laz ba┼čl─▒kl─▒ insanlar birer iki┼čer s─▒rtlar─▒n ├╝st├╝nde g├Âr├╝n├╝p kayboluyorlard─▒. Bazan b├╝t├╝n bir ─░stanbul kafilesi uzaktan gelip, ge├žiyordu. ─░pten dizginli tahta semerler ├╝zerinde nefer esvapl─▒ z├óbitler, paltolu siviller g├Âr├╝yorduk. Biz kimse ile konu┼čmuyorduk. K├Âylerde m├╝tereddit bir s├╝k├╗t vard─▒. AnadoluÔÇÖdan isyan haberleri geliyor, ─░ngilizlerin Halifesi ile milletin asi ├žocuklar─▒n─▒n d├Âv├╝┼čt├╝kleri s├Âyleniyordu. Biz ancak ├╝├ž├╝nc├╝ g├╝n onlara tesad├╝f ettik ve bu yeni ihtil├ól ├Ârne─čini g├Ârebildik. Hepsinin bo─čaz─▒ndan beline kadar fi┼čekleri var, ku┼čaklar─▒nda tabanca ve b─▒├žak as─▒l─▒. Hepsi ayaklar─▒n─▒n alt─▒nda zemberek varm─▒┼č gibi yere dokunur dokunmaz ayaklar─▒ s─▒├žr─▒yor, t├╝fenglerini bazan omuzlar─▒nda, bazan ba┼člar─▒nda sallayarak gidiyorlar. Hepsinin g├Âzleri ate┼čli, fakat geldikleri s─▒n─▒flar ayr─▒ idi. Bunlar aras─▒nda Rumeli da─člar─▒nda Bulgar e┼čk─▒yas─▒yla senelerce vuru┼čmu┼č, pi┼čmi┼č; ├žetelerle, z├óbit ├╝niformas─▒n─▒ ihtil├ól kisvesine ├ževirmi┼č ─░stanbul gen├žleri vard─▒. Bunlara ilk temas Ay┼čeÔÇÖye zay─▒f bir yad─▒rgamak hissi verdi. Sonra ├žar├žabuk al─▒┼čt─▒. Bunlarla ilk temas─▒m─▒zda Ay┼čeÔÇÖnin, Binba┼č─▒ CemalÔÇÖin karde┼či oldu─čunu, ─░ngilizlerden ka├žt─▒─č─▒n─▒ s├Âylemek mecburiyetinde kald─▒k. O k├Âyl├╝ esvab─▒yla fazla gen├ž, fazla cazipti. Fakat onun feci hik├óyesini hangisi dinlese g├Âz├╝nde ihtil├ólin en hakik├« ate┼či yan─▒yor, Ay┼če ─░zmir m├╝cadelesinin…

Pi / Akilah Azra Kohen
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Pi Pi’den… ÔÇťBir d├╝┼č├╝nceyi iki z─▒t ucuyla d├╝┼č├╝nebiliyorsan ve t├╝m z─▒tl─▒klar─▒n─▒ hesaplayabiliyorsan ancak o zaman ger├žekten anlayabilirsin. Fikrin bir ucunda durmak sadece dengeyi bozar, o fikri ├Âld├╝r├╝r. Fanatiklerin sorunu da budur, ├Âld├╝r├╝rcesine inand─▒klar─▒ fikre sadakatleriyle ihanet ederler asl─▒nda. Ortada durmay─▒ beceremiyorsan fikri ├Âld├╝r├╝rs├╝n. Peki nas─▒l ortada durmay─▒ ├Â─črenece─čiz?! Nas─▒l o incecik, belli belirsiz ├žizginin ├╝st├╝nde, dengede, cambazlar gibi durup inand─▒─č─▒m─▒z her ┼čeye hakk─▒n─▒ verece─čiz? Hatalar yaparak! ├ç├╝nk├╝ en yanl─▒┼č─▒ anlamadan en do─čruya ula┼čamazs─▒n. Ama biz yanl─▒┼č yapmaktan korkuttu─čumuz nesiller yeti┼čtirdik. Korkakl─▒k i├žinde kendini ge├ž kalm─▒┼č hissedip hareketsizle┼čen, vazge├žmi┼č nesillere d├Ân├╝┼čt├╝ler. Sonra senin neslin geldi.ÔÇŁ ├ľks├╝r├╝kle kesildi EtiÔÇÖnin s├Âzleri. Bedeni iyice a─č─▒rla┼čm─▒┼č, sinir sistemi tamamen pes etmi┼čti. Bilge hissetti─či h├╝zn├╝ kamufle ederek kalk─▒p su verdi EtiÔÇÖye asla i├žmeyece─čini bilse de. Beklenenden daha uzun sava┼čm─▒┼čt─▒ Eti bu hastal─▒kla ama yenilmi┼čti, kesindi. O─člunu AmerikaÔÇÖya g├Ândermi┼č, devam─▒ getirilmesi gereken her ┼čeyini BilgeÔÇÖye teslim etmi┼č, uzand─▒─č─▒ yatakta aylard─▒r ├Âl├╝m├╝ beklemi┼čtiÔÇŽ ama bir t├╝rl├╝ gelmemi┼čti. EtiÔÇÖnin ├Âks├╝r├╝kleri kesilirken h─▒r─▒lt─▒lar─▒n aras─▒ndan m─▒r─▒ldand─▒. ÔÇťHi├žbir zaman d├╝┼č├╝ncede haz─▒ra konma Bilge! Ba┼čkas─▒n─▒n olu┼čturdu─ču d├╝┼č├╝nceyi onaylamak i├žin de─čil, kendimizinkini olu┼čturmak i├žin buraday─▒z. Anlat─▒lanla de─čil ya┼čad─▒klar─▒nla, ara┼čt─▒rd─▒klar─▒nla anla hayat─▒. Di─čerlerinin felsefesine de─čil, ya┼čam─▒n bilimine odaklan ve kendi felsefesini ├ž─▒kar. Evreni, varolu┼ču izle. ─░zledik├že nas─▒l da her ┼čeyin birbirine s─▒ms─▒k─▒ ba─čl─▒ oldu─čunu, makrodan…

Çi / Akilah Azra Kohen
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

├çi ├çi’den… De─či┼čik k├Âylerden gelenlerin topland─▒─č─▒ kahve b├Âlgedeki ├╝├ž k├Ây├╝n tek kahvesiydi. E┼čeklerin, atlar─▒n s─▒rt─▒nda gelen gen├žleri, gelinlerinin, torunlar─▒n─▒n kolunda gelen ya┼čl─▒lar─▒ izledi Deniz. Bug├╝n b├Âlgenin tek imam─▒, dedelerin de kat─▒ld─▒─č─▒ bir sohbet i├žin herkesi ├ža─č─▒rm─▒┼čt─▒. ├çocuklardaki heyecan─▒ g├Ârmese gelmezdi Deniz, dinsel bir vaaz dinleyecek havada kesinlikle de─čildi. Ama ├çavu┼čÔÇÖun k├╝├ž├╝k o─člu MustafaÔÇÖn─▒n dedikleri ilgisini ├žekmi┼čti. ├çocuk, ÔÇťDinleri konu┼čaca─č─▒z, ya┼čam─▒n nas─▒l yarat─▒ld─▒─č─▒n─▒ tart─▒┼čaca─č─▒zÔÇŁ demi┼čti. Kahvede ya┼čl─▒, gen├ž, k─▒zl─▒ erkekli, sandalyelerde, yere serdikleri kilimlerde oturan k├Âyl├╝lere dikkatle bakt─▒ Deniz, yarad─▒l─▒┼č─▒n tart─▒┼č─▒ld─▒─č─▒ bir felsefe grubundan ├žok k├Ây d├╝─č├╝n├╝ i├žin haz─▒rlanm─▒┼č gibiydiler. B├Âlgenin tek kamyoneti geri kalan ya┼čl─▒lar─▒ getirince herkesin h├╝rmetle kalk─▒p selamlamas─▒n─▒, yer vermelerini izledi. ├çocuklar ve ya┼čl─▒lar el eleydi. Fark edilmemek i├žin kendi k├Â┼česinde hi├ž k─▒p─▒rdamadan, imam─▒n selamla┼čmalar─▒ bitirip ortada bo┼č b─▒rak─▒lan hal─▒ya oturmas─▒n─▒ izledi. ─░mam─▒n ├ževresindeki ilk halkada ├žocuklar ve ya┼čl─▒lar, gerideyse k├Ây├╝n geri kalan─▒ vard─▒. ├çaylar da─č─▒t─▒ld─▒, haller hat─▒rlar soruldu ve imam, Orhan DedeÔÇÖye ÔÇťHadi Orhan Dede, seni dinliyoruz bug├╝n ne anlat─▒can bizeÔÇŁ diye seslenince herkes sustu. Orhan Dede kula─č─▒ndaki i┼čitme cihaz─▒n─▒ d├╝zeltip konuya girdi: ÔÇťZor g├╝nler gelipduru ama ├Ânemli olan zorluklar de─čildir, zorluklara ra─čmen de─čerleri korumakt─▒r. ┼×imdiki ├žocuklara bak─▒veriyom da ┼ča┼č─▒r─▒yom. Pek bi ak─▒ll─▒lar, pek bi h─▒zl─▒lar. Soyumuz i├žin bi ┼čeyler yapmak laz─▒m geliveri. Ben bi internet alal─▒m…

Fi / Akilah Azra Kohen
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Fi Fi’den… Binan─▒n yan cephesini komple kaplayan kendi resmini g├Ârd├╝─č├╝nde h├ól├ó EtiÔÇÖnin s├Âylediklerini d├╝┼č├╝n├╝yordu. Kendi resimlerini gazetelerde, dergilerde, internette, billboardlarda g├Ârmeye al─▒┼č─▒kt─▒ Can ama koca bir binan─▒n dev cephesinin kaplanmas─▒ bir ilkti, onu ezen, s─▒k─▒c─▒ bir etki kaplad─▒ i├žini. Modern ├ža─č─▒n Tanr─▒s─▒yd─▒ o, insanlar─▒n tapt─▒─č─▒, dua etti─či, cevaplar bekledi─či, her g├╝n g├Ârmek, dinlemek istedi─či bir Tanr─▒. ─░nsanlar─▒n kendisine inanmalar─▒yla var olmu┼č, hayranl─▒klar─▒yla g├╝├ž kazanm─▒┼č, kendisini izlemek i├žin duyduklar─▒ istekle Tanr─▒la┼čm─▒┼čt─▒. Bu bina kaplamas─▒yla da ┼čimdi sanki putu bile yap─▒lm─▒┼čt─▒. Ama Tanr─▒lar, putlar─▒ yap─▒ld─▒ktan k─▒sa bir s├╝re sonra yok olurlard─▒ ya da yok olmalar─▒na yak─▒n putlar─▒ yap─▒l─▒rd─▒, putlar─▒ sanki halk onlar─▒ hat─▒rlas─▒n diye arkalar─▒nda b─▒rakt─▒klar─▒ bir hat─▒rayd─▒. Can, ┼čof├Âr├╝ AliÔÇÖden otoban─▒n kenar─▒nda durmas─▒n─▒ istedi. Arabadan inip a├ž─▒k kap─▒n─▒n aras─▒nda dikilip dikkatle kendi resmini inceledi. Yeni program─▒n─▒n yeni format─▒ CanÔÇÖ─▒n imaj─▒na da yans─▒m─▒┼čt─▒. Sa├žlar─▒ daha ├Ânce hi├ž izin vermedi─či kadar uzam─▒┼č, ensesine inmi┼č, s├╝rekli giydi─či siyah tak─▒m yerini sadece siyah g├Âmle─če b─▒rakm─▒┼čt─▒. Arabadan indi─činden beri kafas─▒ yukar─▒da, aral─▒ks─▒z resme bak─▒yordu, ho┼čuna gitmeyen ┼čeyin ne oldu─čunu kelimelere d├Âkmeden ├Ânce bulmak istiyordu. Ama bulamad─▒. Her ┼čey ├žok iyi d├╝┼č├╝n├╝lerek yap─▒lm─▒┼č, en kaliteli ┼čekilde bas─▒lm─▒┼č, be─čenilecek bir cephe kaplamas─▒yd─▒ bu. CanÔÇÖ─▒n kendi resmini incelemesini bekleyen Ali ve Kaya sessizce araban─▒n yan─▒nda yolun kenar─▒nda durdular. Yanlar─▒ndan…

Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi’den… Diyalektik, insan─▒ tarife ├žal─▒┼čt─▒. Me┼čhur t├╝ys├╝z ve iki ayakl─▒ hayvan safsatas─▒ndan siyas├«, mant─▒k├« veya sadece teess├╝r├« mahl├╗k d├╝sturlar─▒na kadar bir y─▒─č─▒n tarif, ┬źinsan bir tezatlar mecmuas─▒d─▒r┬╗, ┬źinsan bir ├óhenktir┬╗ tarz─▒nda epeyce m├╝phem, hatt├ó bazan karanl─▒kta yap─▒lm─▒┼č bir el i┼čareti gibi m├ón├ós─▒z izahlar hepimizin hat─▒r─▒ndad─▒r. PascalÔÇÖ─▒n insan hakk─▒nda verdi─či ┬źd├╝┼č├╝nen saz┬╗ tarifi, ┼čiirin diliyle s├Âylendi─či i├žin bu cinsten tecritlerin en g├╝zeli, belki en m├ón├ól─▒s─▒d─▒r. ─░nsano─člunun, en kudretli ve ger├žekten yarat─▒c─▒ oldu─ču taraf─▒yla en zay─▒f noktas─▒n─▒, kader kar┼č─▒s─▒ndaki aczini birle┼čtirir. B├Âylelikle ├╝├ž├╝nc├╝ bir unsuru, teess├╝r ┼čuurunu da i├žine al─▒r. Ruhumuzla, idr├ókimizle ne kadar b├╝y├╝─č├╝z ve gene bu y├╝zden ÔÇökaderi yenemedi─čimiz i├žinÔÇö ne kadar bi├žareyiz! ─░┼čte PascalÔÇÖ─▒n demek istedi─či ┼čey. Belki, hatt├ó muhakkak, ebed├«li─čin g├Âz├╝nde b├Âyleyiz. B├╝t├╝n bu k├óinat bizim idr├ókimizde ya┼čar. ─░nsan d├╝┼č├╝ncesi zaman ve mek├ón─▒n yarat─▒c─▒s─▒d─▒r. B├╝t├╝n tanr─▒lar ondan do─čar. Her ┼čey onunla ba┼člar ve galiba onunla biter. Bir ├ón─▒ bitmez t├╝kenmez bir ├╝lke yapan ihsaslar─▒n cenneti, b├╝t├╝n teess├╝r├« hayat, sanÔÇÖatlar, i┼čler… B├╝t├╝n bunlara ra─čmen k├óinat─▒n yan─▒nda neyiz? Bizim, nabz─▒m─▒z─▒ dinleyerek buldu─čumuz, ┼čuurunu beraberinde getirdi─čimiz, ├Âl├žt├╝─č├╝m├╝z, bi├žti─čimiz, her ┼čekilde tasarrufa ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z, her t├╝rl├╝ icat, ihtira, ihtiras, vehim, vesvese, ┼čiir ve sanat─▒, her ┼čeyi i├žine att─▒─č─▒m─▒z halde bir t├╝rl├╝ dolduramad─▒─č─▒m─▒z zaman─▒n kar┼č─▒s─▒nda ne kadar k├╝├ž├╝─č├╝z! Bir g├╝n, ├Âmr├╝m├╝z├╝n…

Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝ / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝ Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝’nden… Yukarda hayat─▒m─▒n s─▒k─▒nt─▒lar─▒ndan birka├ž defa bahsettim. H├ót─▒ralar─▒m ilerledik├že okuyucular─▒m ├Âmr├╝m boyunca ihtiya├ž ve mahrumiyetin ├ódeta ikinci bir deri gibi v├╝cuduma yap─▒┼čm─▒┼č olarak dola┼čt─▒─č─▒m─▒ g├Âreceklerdir. Fakat hi├ž de saadet denen ┼čeyi tatmad─▒m diyemem. Fakir d├╝┼čm├╝┼č bir ailede do─čdum. Buna ra─čmen ├žocuklu─čum epeyce mesut ge├žti. Fakirlik, i├žimizde etraf─▒m─▒zda ahenk bulunmak ┼čart─▒yla -ve ┼č├╝phesiz muayyen bir derecesinde- zannedildi─či kadar korkun├ž ve tahamm├╝ls├╝z bir ┼čey de─čildir. Onun da kendine g├Âre imtiyazlar─▒ vard─▒r. Benim ├žocuklu─čumun belli ba┼čl─▒ imtiyaz─▒ h├╝rriyetti. Bu kelimeyi bug├╝n sadece siyas├« m├ónas─▒nda kullan─▒yoruz. Ne yaz─▒k! Onu politikaya mahsus bir ┼čey addedenler korkar─▒m ki, hi├žbir zaman m├ónas─▒n─▒ anlamayacaklard─▒r. Politikadaki h├╝rriyet, bir y─▒─č─▒n h├╝rriyetsizli─čin anahtar─▒ veya ard─▒na kadar a├ž─▒k duran kap─▒s─▒d─▒r. Me─čer ki d├╝nyan─▒n en k─▒t nimeti olsun; ve bir tek insan onunla ┼č├Âyle iyice karn─▒n─▒ doyurmak istedi mi etraf─▒ndakiler mutlak surette a├ž kals─▒nlar. Ben bu kadar kendi z─▒dd─▒ ile beraber gelen ve z─▒tlar─▒n─▒n alt─▒nda kaybolan nesne g├Ârmedim. K─▒sa ├Âmr├╝mde yedi sekiz defa memleketimize geldi─čini i┼čittim. Evet, bir kere bile kimse bana gitti─čini s├Âylemedi─či h├ólde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara f─▒rlad─▒k. Nereden gelir? Nas─▒l birdenbire gider? Veren mi tekrar elimizden al─▒r? Yoksa biz mi birdenbire b─▒kar, ÔÇťBuyurunuz efendim, bendeniz art─▒k…

Huzur / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Huzur Huzur’dan… M├╝mtaz’a verilen adreslerin ├žo─ču yanl─▒┼čt─▒. ─░lk u─črad─▒─č─▒ evde Fatma ismindeki hastabak─▒c─▒ hi├ž oturmam─▒┼čt─▒. Sadece evin k─▒z─▒ hastabak─▒c─▒ kursuna girmi┼čti. K─▒z, onu g├╝l├╝mseyerek kar┼č─▒lad─▒. -Harp olursa bir i┼če yarayay─▒m diye kursa yaz─▒ld─▒m. Fakat daha hi├žbir ┼čey bilmiyorum. Sesi ciddiydi. -A─čabeyim askerde… Onu d├╝┼č├╝nerek… ─░kinci u─črad─▒─č─▒ evde hakikaten bir hastabak─▒c─▒ oturuyordu. Fakat ├╝├ž ay evvel kendisi Anadolu’da bir hastahanede i┼č bulmu┼č, gitmi┼čti, M├╝mtaz’─▒ kar┼č─▒layan annesi, -Bakay─▒m, k─▒z─▒m─▒n arkada┼člar─▒ndan birisini g├Âr├╝rsem, tenbih ederim, diyordu. M├╝mtaz, oyunu bozmamak isteyenlerin sabr─▒ ile bir ka─č─▒da adresini yazd─▒. Ev fakir ve eskiydi. K─▒┼č─▒n ne yaparlar? Nas─▒l ─▒s─▒n─▒rlar? diye d├╝┼č├╝ne d├╝┼č├╝ne uzakla┼čt─▒. Ne yaparlar? Nas─▒l ─▒s─▒n─▒rlar? Bu sual hi├ž olmazsa bu anda garipti. Bu A─čustos sonu sabah─▒ b├╝t├╝n sokaklar bir f─▒r─▒n a─čz─▒ gibi insan─▒ kap─▒yor, ├ži─čniyor, yutuyor, sonra kendisinden bir sonrakine ge├žiriyordu. Ara yerde bir g├Âlge par├žas─▒, bir yol a─čz─▒nda serince bir nefes sanki hayat─▒ hafifle┼čtiriyordu. ─░hsan, “Bu yaz k├╝t├╝phanelerden uzakta kalamam. Behemehal birinci cildi bitirmeliyim” demi┼čti. Birinci cilt. M├╝mtaz, ince sat─▒rlarla dolu ka─č─▒tlar─▒ g├Âz├╝n├╝n ├Ân├╝nde gibi g├Âr├╝yordu. K─▒rm─▒z─▒ m├╝rekkeple ha┼čiyeleri, b├╝y├╝k ├ž─▒kmalar─▒, kendi kendisiyle bir kavgaya benziyen yaz─▒ bozulu┼člar─▒… Kim bilir, belki de kitap hi├ž bitmeyecekti. Bu d├╝┼č├╝ncenin azab─▒ ile sokaktan soka─ča giriyor, k├Â┼čeba┼č─▒ndaki bakkallarla, kahvecilerle konu┼čuyordu. Evinde buldu─ču tek hastabak─▒c─▒, -Kocam hasta, onun i├žin…

Be┼č ┼×ehir / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Be┼č ┼×ehir Be┼č ┼×ehir’den… Bo─čaz bana daima zevkimizin, duygumuzun b├╝y├╝k d├╝─č├╝mlerinden biri gibi gelmi┼čtir. ├ľyle ki, onun bizde k├╝l├želenmi┼č m├ónas─▒n─▒ ├ž├Âzd├╝─č├╝m├╝z zaman b├╝y├╝k hakikatlerimizden birini bulaca─č─▒z sanm─▒┼č─▒md─▒r. Bu bir hayal olabilir. Bir├žok g├╝zellikler insana k├óinat─▒n e┼či veya e┼čiti olduklar─▒ vehmini verirler. Onlarla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z zaman bizde b├╝y├╝k, kendi kendine yetebilecek bir hakikat kar┼č─▒s─▒nda imi┼čiz hissi uyan─▒r. Baz─▒ tarikatlerin g├╝zel insan y├╝z├╝nde, g├╝zel insan v├╝cudunda Tanr─▒’y─▒ aramalar─▒n─▒n s─▒rr─▒ bu de─čil midir? G├╝zelin en b├╝y├╝k hususiyeti her an yeni gibi g├Âr├╝nmesinde, her an bizi kendisine ve kendisinde uyanmaya zorlamas─▒ndad─▒r. Sanat i├žin, insan i├žin az ├žok do─čru olan bir ┼čey, ni├žin birka├ž asr─▒n ya┼čama ├╝sl├╗buna, zevkine, sevme, duyma tarzlar─▒na ┼čahit olmu┼č, onlar─▒ kendi imk├ónlar─▒yla beslemi┼č, hatt├ó idare etmi┼č bir manzara i├žin d├╝┼č├╝n├╝lmesin? Kald─▒ ki, Bo─čaz’─▒n kendisi de sanatk├órane, hatt├ó m├╝zikaldir. Amiel “manzara bir ruh h├ólidir” der. Fakat baz─▒ manzaralar vard─▒r ki bizi Amiel’in iddia etti─či kadar serbest b─▒rakmaz. H├╝lya ve d├╝┼č├╝ncelerimize kendili─činden bir istikamet verirler. Bu esrarl─▒ dehliz ├Âyle te┼čekk├╝l etmi┼čtir ki, bir taraf─▒nda ya┼čanan ┼čey, ├Âb├╝r taraf─▒nda bir h├ót─▒ra gibi tad─▒l─▒r. ├ç├╝nk├╝ g├╝ne┼č, Bo─čazi├ži’nde do─čup batmaz. T─▒pk─▒ hoparl├Ârle d─▒┼čar─▒dan dinlenen bir opera gibi, b├╝t├╝n hareket adesenizin d─▒┼č─▒nda kal─▒r: Siz yaln─▒z musikiyi duyars─▒n─▒z. Her iki k─▒y─▒ birbirine saatlerin aynas─▒n─▒ tutar. Beylerlerbeyi’nde, Emirg├ón’da, Kandilli veya…

Aydaki Kad─▒n / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Aydaki Kad─▒n Aydaki Kad─▒n’dan… Karanl─▒k merdiven, baz─▒ b├╝y├╝k serlerle ├ži├žeklenmi┼č d├╝kk├ónlar─▒, unutulmu┼č, ot b├╝r├╝m├╝┼č mezarl─▒klar─▒ beraberce and─▒ran acayip ve a─č─▒r bir koku i├žindeydi. Ancak ikinci kata indi─či zaman bunun sebebini ├Â─črendi. Sahanl─▒─č─▒ ba┼čtan a┼ča─č─▒, ├╝st ├╝ste tenekeler ve yere y─▒─č─▒lm─▒┼č ├ži├žek demetleri dolduruyordu. D├Ârt ak┼čam evvelki ya┼č d├Ân├╝m├╝nde Madam ?ÔÇÖye g├Ânderilmi┼č ├ži├žekler. G├╝l├╝n├ž olmay─▒ g├Âz├╝ne alarak merdivenin ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ yakt─▒ ve ├╝st ├╝ste y─▒─č─▒lm─▒┼č son l├ólelere, karanfillere, g├╝llere, su nergislerine, nimfealara, zambaklara bakt─▒. Hepsi yar─▒ solmu┼č, topra─ča kar─▒┼čma─ča hasret, kendilerini karanfil, g├╝l, su nergisi, l├óle yapan mucizenin son zerrelerini ├ž├╝r├╝k, sonsuzlu─ča kadar bayg─▒n ve bo─čucu bir ┼čey gibi d├Ârt tarafa yay─▒yorlard─▒. Buketlerin bir k─▒sm─▒ ├ž├Âz├╝lmemi┼čti bile. Aransa belki bir k─▒sm─▒n─▒n ├╝zerinde g├Ânderenlerin kart─▒ bulunabilir. D├Ârt gece evvel bu kap─▒n─▒n arkas─▒nda ve bu ├ži├žeklerin aras─▒nda en garip tecr├╝belerimden birini ge├žirdim. Her cinsten ├ž─▒plak omuz, g├Â─č├╝s, tebess├╝m, sahte veya hakik├« m├╝cevher par─▒lt─▒s─▒, pudra, ├ži├žekle kar─▒┼čm─▒┼č di┼či kokusu ve can s─▒k─▒nt─▒s─▒. Beyo─člu. Sadece e─člencelerini d├╝┼č├╝nen k├╝├ž├╝k sefaret memurlar─▒. Onlara alafrangal─▒k nam─▒na yaltaklanan, Maurice Dekobra ile Paul G├ęraldyÔÇÖnin Toi et moiÔÇÖs─▒ndan s├Âz a├žan han─▒mlar. Kalantor Ermeni, Rum, Yahudi t├╝ccarlar─▒. Alabildi─čine ya┼čamak h─▒rs─▒, kad─▒n ve para avc─▒l─▒─č─▒. Madam ?, beni misafirlerine Po├Ęte Nation diye takdim etti. Dame de SionÔÇÖlu bir k─▒z roman─▒mdan bahsetti. Bir Ermeni cemaat…

Zargana / Hakan G├╝nday
T├╝rk Edebiyat─▒ / 21 Temmuz 2018

Zargana Zargana’dan… KreuzbergÔÇÖde kar┼č─▒lar─▒na ├ž─▒kacak s─▒radan bir gasp├ž─▒n─▒n kula─č─▒ndan kan ak─▒tacak bir tekni─čin felsefesinin olmas─▒ ilgilerini ├žekmiyor. Bin ya┼č─▒ndaki bir tarz─▒, bir barda teredd├╝ts├╝z k├╝fredebilmek i├žin t├╝ketiyorlar. B├╝y├╝k salonun i├žinde ├ž─▒plak ayaklar─▒n─▒n ├╝zerinde tekrarlad─▒klar─▒ vuru┼člar─▒n bir felsefesi olmas─▒ gerekmiyor. D├╝nyan─▒n da bir felsefesi olmas─▒ gerekmiyor onlar i├žin. ├ç├╝nk├╝ s─▒rt─▒nda ya┼č─▒yorlar ve bu onlara fazlas─▒yla yetiyor. KastanienalleeÔÇÖdeki Jeet Kune Do Akademie Berlin. K─▒saca JAB. Bodrum kat─▒ndaki beyaz salondalar. Asla kendilerini savunman─▒n de─čil, ├Âld├╝rmenin provas─▒n─▒ yapmak i├žin buradalar. Kendilerini ya da bir ba┼čkas─▒n─▒. Fark etmez ├ž├╝nk├╝ onlar Bat─▒ÔÇÖdalar… Koma, ZarganaÔÇÖy─▒ ilk kez JABÔÇÖda g├Ârd├╝. Dikkatini ├žekmesi i├žin bir neden yoktu. Sadece bir saniye i├žin duvardaki aynada g├Âz g├Âze geldiler. Sa├žlar─▒n─▒n diplerinden ├ž─▒k─▒p ├ženesine kadar s├╝r├╝nen ter damlalar─▒n─▒n aras─▒ndan onun kendisine bakan gri g├Âzlerini yakalad─▒. Islak kirpikleri, sadece kafatas─▒n─▒n rengini koyula┼čt─▒racak uzunluktaki sar─▒ sa├žlar─▒, salondan ├žald─▒─č─▒ her nefeste a├ž─▒lan burun delikleri, ├žatlak ve kal─▒n dudaklar─▒… Hepsi de KomaÔÇÖya bak─▒yordu. Benziyorlard─▒. ZarganaÔÇÖn─▒n yayl─▒ bir oyuncak gibi savurdu─ču ellerinin art─▒k bir hedefi vard─▒. Benzerini d├Âv├╝yordu. Koma umursam─▒yordu kendisine bakan g├Âzlerden akan nefreti. Belki de en b├╝y├╝k yanl─▒┼č─▒ bu oldu… ─░ki saatlik ├žal─▒┼čman─▒n sona erdi─čini, Pascal ad─▒ndaki k─▒z─▒l devin kapan─▒┼č hareketine ba┼člamas─▒ndan anlad─▒lar. Tao tekni─čine ait g├Âsteri┼čsiz bir gev┼čemeydi. Oysa Koma omuzlar─▒ndan parmak u├žlar─▒na kadar gergindi….

Pi├ž / Hakan G├╝nday
T├╝rk Edebiyat─▒ / 20 Temmuz 2018

Pi├ž Pi├ž’ten… ├çal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ kimsenin g├Ârmedi─či, salondaki Nordmende marka siyah-beyaz televizyonun ekran─▒ndaki yans─▒mas─▒na bakarak sa├žlar─▒n─▒ parmaklar─▒yla geriye tarad─▒. Eski televizyonun ├╝st├╝ndeki otuz yedi ekran Telefunken marka televizyonu kapat─▒p antreye y├╝r├╝d├╝. Mutfak, ancak aylakta duruldu─ču takdirde iki ki┼čiyi alabilecek kadar geni┼č oldu─ču i├žin buzdolab─▒ sokak kap─▒s─▒n─▒n tam kar┼č─▒s─▒nda yani antrede duruyordu. Buzdolab─▒n─▒n her iki yan─▒nda da kap─▒lar vard─▒. Sa─čdaki banyoya, soldaki mutfa─ča a├ž─▒l─▒yordu. Banyodan garip bir koku geldi─či i├žin aral─▒k duran kap─▒s─▒n─▒ kendisine ├žekerek kapad─▒. Buzdolab─▒n─▒ a├žt─▒. Sendeledi. Uyand─▒─č─▒ndan beri i├žki i├žiyordu. Ama sarho┼č de─čildi. Buzluktaki votka ┼či┼česini ve alt rafta duran elma suyunu ald─▒. Buzdolab─▒n─▒ kapat─▒p salona girdi. Oradan da terasa ├ž─▒kt─▒. “─░┼čte geldi. ─░nanmazsan─▒z Hakan’a sorun!” “Cenk hakl─▒. ─░nanmad─▒─č─▒n─▒z her ┼čeyi bana sorabilirsiniz. ├ç├╝nk├╝ ben her ┼čeye inan─▒yorum.” Cenk’in k─▒┼čk─▒rt─▒c─▒ bir ti┼č├Ârt koleksiyonu vard─▒r. ├ľn ve arkalar─▒na kuma┼č boyalar─▒yla yazd─▒─č─▒ yaz─▒lar─▒ ta┼č─▒yan ti┼č├Ârtleri herhangi bir modaevinin ilgisini ├žekmese de, sokakta bir├žok kez kavgalarla sonu├žlanan ilgiler ├žekmi┼čtir. Terasta ge├žirdi─či ilk gecede, Cenevre’deki hayat─▒nda kulland─▒─č─▒ bir ti┼č├Ârt giymi┼čti. Ve ├Ân├╝nde iki kelime yaz─▒yordu: “Barbar T├╝rk.” Her ne kadar ├╝zerindeki ti┼č├Ârtle Avrupa k├╝lt├╝r├╝n├╝n gizli ‘ kompleksleriyle alay etse de Cenk kendisinin ya┼čayan son barbar T├╝rk oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝r. Bunun nedeni ├žok karma┼č─▒k de─čildir. Ne politik, ne de k├╝lt├╝rel bir gerek├žesi vard─▒r. Cenk sonradan barbar,…

Malafa / Hakan G├╝nday
T├╝rk Edebiyat─▒ / 19 Temmuz 2018

Malafa Malafa’dan… CenevreÔÇÖnin ├Ân sokaklar─▒n─▒n kald─▒r─▒mlar─▒ yedi kuryeyi yan yana ta┼č─▒yacak kadar geni┼čtir. Kentin ├Ân sokaklar─▒ ├žantal─▒ kuryelerle doludur. Deri ├žantalar, ┼čifreli kilitler ve i├žlerinde yol yorgunu tramlar. Binalar─▒n cephesi banka veznelerine benzer. Kap─▒lar─▒ndan girmek i├žin randevu almak gerekir. Randevu almak i├žinse bir miktar tram bozdurmak. Kumarhaneler gibi. GerardÔÇÖ─▒n kendini soktu─ču kap─▒, b├Âyle bir binaya a├ž─▒l─▒yordu. Alt─▒ katl─▒ ve elli d├Ârt ofisli bir bina. Alt─▒nc─▒ kattakilerin manzaralar─▒ kar┼č─▒ kald─▒r─▒mdaki binalar─▒n alt─▒nc─▒ katlar─▒yd─▒. Ama kimse kimseye bakm─▒yordu. Manzara d─▒┼čar─▒da de─čil, i├žerideydi. ├ç├╝nk├╝ tram ofislerde payla┼č─▒l─▒yordu. Deri koltuklar, deri bir masa. Masan─▒n iki yakas─▒nda iki mart. Birinin derisi do─ču┼čtan, di─čerininki sonradan yanm─▒┼čt─▒. Diller ─░spanyolca d├Ân├╝yordu. ÔÇťNe i├žersin Gerard?ÔÇŁ ÔÇťBa┼člad─▒─č─▒mla devam edeyim. Rak─▒ l├╝tfen.ÔÇŁ Ofisin sahibi oldu─čuna herkesi inand─▒racak kadar siyah bir tak─▒m elbise giymi┼č olan mart, yan─▒ndaki ah┼čap kapakl─▒ buzdolab─▒ndan ├ž─▒kard─▒─č─▒ Tekirda─č ┼či┼česini, iki kadehle birlikte masaya koydu. Adil davran─▒p ikisini de e┼čit doldurdu. GerardÔÇÖ─▒n da kendisi gibi, bir T├╝rk kadar rak─▒l─▒ ge├žmi┼če sahip oldu─čunu biliyordu. ├ľnce su, sonra buz. Birinden birer parmak, di─čerinden iki┼čer adet ekledi. Kadehlerden birini ─░svi├žreliÔÇÖye uzatt─▒. ├ľnce masaya sonra da birbirlerine de─čen kadehlerden ├ž─▒kan ses toktu. A─č─▒zlardan ├ž─▒kanlar gibi. ├ç├╝nk├╝ zihinler de kadehler kadar doluydu. ÔÇťAntalyaÔÇÖya!ÔÇŁ ÔÇťTopazÔÇÖa!ÔÇŁ Rak─▒y─▒ ancak duda─č─▒n─▒ ─▒slatacak kadar yudumlam─▒┼č olan mart konu┼čtu. ÔÇťHerkesin…

Kinyas ve Kayra / Hakan G├╝nday
T├╝rk Edebiyat─▒ / 18 Temmuz 2018

Kinyas ve Kayra Kinyas ve Kayra’dan… Kendimi ├Âl├╝ms├╝z olarak g├Âr├╝yorum. Mek├ón ve zamandan kopal─▒ y─▒llar oluyor. Bir k─▒za ├ó┼č─▒k olmu┼čtum. Onu g├Ârmek i├žin alt─▒ saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni ka├ž─▒rd─▒m. ├é┼č─▒k olmaktan vazge├žtim. Kendinden vazge├žmenin ne oldu─čunu as─▒l ben bilirim. Benim ad─▒m Kaygusuz Abdal. Tanr─▒ÔÇÖdan vazge├žtim. ├ľlmekten vazge├žtim. ├ç├╝nk├╝ ├Âl├╝rsem ve e─čer yukar─▒da beni ├Âd├╝l ve ceza sisteminin bek├žileri bekliyorsa ├žok b├╝y├╝k kavgalar etmem gerekecekti. ├ľlmek istemiyorum, ├ž├╝nk├╝ Tanr─▒ÔÇÖy─▒ da ├Âld├╝r├╝r├╝m diye korkuyorum. Ve b├Âyle bir vefata benim d─▒┼č─▒mda kimse dayanamaz… PlatonÔÇÖun Ma─čara ─░stiaresiÔÇÖne kar┼č─▒l─▒k, ben de Kuyu ─░stiaresiÔÇÖni yazd─▒m: do─čduklar─▒ andan itibaren d├╝┼čen insanlar─▒n, yanlar─▒ndan h─▒zla ge├žen f─▒rsatlara ve ba┼čka insanlara tutunup t─▒rmanmalar─▒n─▒ ve bunu sadece do─čduklar─▒ andaki y├╝ksekliklerine eri┼čebilmek i├žin yapt─▒klar─▒n─▒ anlatt─▒m. Ancak ellerini a─č─▒zlar─▒na sokup, parmaklar─▒n─▒ ─▒s─▒r─▒p hi├žbir ┼čeye tutunmamaya kararl─▒ olanlar─▒ da anlatt─▒m. Ve sordum, Tanr─▒ÔÇÖn─▒n yukar─▒da m─▒ yoksa a┼ča─č─▒da m─▒ oldu─čunu. Eskiden poker oynard─▒m. ┼×imdi de, Tanr─▒ÔÇÖn─▒n a┼ča─č─▒da, kuyunun dibinde oldu─čuna oynuyorum. Hayat─▒m masada, birka├ž k─▒rm─▒z─▒ oyun fi┼čiyle. Az yedim, ├žok i├žtim. H├ól├ó i├žiyorum. ─░├žki ay─▒rmad─▒m. Alkol├╝ kendime yak─▒┼čt─▒rd─▒m. Her t├╝rl├╝ uyu┼čturucudan tatt─▒m. Ba─č─▒ml─▒l─▒ktan nefret ettim. Gitmemi, terk etmemi engeller diye. Ne bir maddeye, ne de bir insana ba─čland─▒m. S─▒rf bunu kendime kan─▒tlamak i├žin eroin kulland─▒m, ├ó┼č─▒k oldum. ─░kisini de arkama bakmadan b─▒rak─▒p…

Daha / Hakan G├╝nday
T├╝rk Edebiyat─▒ / 17 Temmuz 2018

Daha Daha’dan… Babam bir katil olmasayd─▒, ben de olmayacakt─▒m… ÔÇťNeyine gerek lan senin, dedim hatta… Ka├žmak, g├Â├žmek? Gidece─čin yere gitsen ne olur? ├ľlmeye mi ├žekiyorsun bu kadar eziyeti? Neyse… Sonra Rahim dedi, sen de gel, d├Ân├╝┼čte iki laf ederiz. Benim de i┼čim yok o zamanlar, daha kamyonu almam─▒┼č─▒m…ÔÇŁ Babam bir katil olmasayd─▒, annem beni do─čururken ├Âlmeyecekti… ÔÇťArada, ka├ža─ča gidenlere bir el at─▒yorum… Hem i┼či ├Â─čreniyorum hem de ├╝├ž be┼č yolumu buluyorum… ─░yi lan, dedim. Bindik, a├ž─▒ld─▒k i┼čte… Sak─▒zÔÇÖa varmaya az kala bir f─▒rt─▒na ├ž─▒kt─▒! Zaten Swing K├ÂpoÔÇÖnun kendini g├Ât├╝recek hali yok! Daha ne oldu─čunu anlamadan, g├Â├žt├╝k suya…ÔÇŁ Babam bir katil olmasayd─▒, asla dokuz ya┼č─▒ma basmayacak ve onunla o sofraya oturmayacakt─▒m… ÔÇťBir bakt─▒m, herkes bir tarafta, ba─č─▒ran ba─č─▒rana… Adam gelmi┼č ├ž├Âlden, ne bilsin y├╝zmeyi! B├Âyle bir g├Âr├╝n├╝yorlar, sonra yok! Ta┼č gibi bat─▒yor hepsi! Bo─čulup gidiyorlar… Bir ara RahimÔÇÖi g├Ârd├╝m, aln─▒ kan i├žinde… Vurmu┼č kafay─▒ teknede bir yere… Dalgalar─▒ bir g├Âr, duvar gibi! ├ťst├╝ne ├╝st├╝ne geliyor insan─▒n! Sonra bir bakt─▒m, Rahim de yok…ÔÇŁ Babam bir katil olmasayd─▒, ne o bana bu hik├óyeyi anlatacakt─▒, ne de ben onu dinleyecektim… ÔÇťY├╝zece─čim de, ne tarafa gideyim, diyorum… Gecenin bir k├Âr├╝! Baya─č─▒ bir u─čra┼čt─▒m… Ama yok, kafay─▒ suyun ├╝st├╝nde tutmak bile mesele… Bir dal─▒p bir ├ž─▒k─▒yorum……