Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi Ya┼čad─▒─č─▒m Gibi’den… Diyalektik, insan─▒ tarife ├žal─▒┼čt─▒. Me┼čhur t├╝ys├╝z ve iki ayakl─▒ hayvan safsatas─▒ndan siyas├«, mant─▒k├« veya sadece teess├╝r├« mahl├╗k d├╝sturlar─▒na kadar bir y─▒─č─▒n tarif, ┬źinsan bir tezatlar mecmuas─▒d─▒r┬╗, ┬źinsan bir ├óhenktir┬╗ tarz─▒nda epeyce m├╝phem, hatt├ó bazan karanl─▒kta yap─▒lm─▒┼č bir el i┼čareti gibi m├ón├ós─▒z izahlar hepimizin hat─▒r─▒ndad─▒r. PascalÔÇÖ─▒n insan hakk─▒nda verdi─či ┬źd├╝┼č├╝nen saz┬╗ tarifi, ┼čiirin diliyle s├Âylendi─či i├žin bu cinsten tecritlerin en g├╝zeli, belki en m├ón├ól─▒s─▒d─▒r. ─░nsano─člunun, en kudretli ve ger├žekten yarat─▒c─▒ oldu─ču taraf─▒yla en zay─▒f noktas─▒n─▒, kader kar┼č─▒s─▒ndaki aczini birle┼čtirir. B├Âylelikle ├╝├ž├╝nc├╝ bir unsuru, teess├╝r ┼čuurunu da i├žine al─▒r. Ruhumuzla, idr├ókimizle ne kadar b├╝y├╝─č├╝z ve gene bu y├╝zden ÔÇökaderi yenemedi─čimiz i├žinÔÇö ne kadar bi├žareyiz! ─░┼čte PascalÔÇÖ─▒n demek istedi─či ┼čey. Belki, hatt├ó muhakkak, ebed├«li─čin g├Âz├╝nde b├Âyleyiz. B├╝t├╝n bu k├óinat bizim idr├ókimizde ya┼čar. ─░nsan d├╝┼č├╝ncesi zaman ve mek├ón─▒n yarat─▒c─▒s─▒d─▒r. B├╝t├╝n tanr─▒lar ondan do─čar. Her ┼čey onunla ba┼člar ve galiba onunla biter. Bir ├ón─▒ bitmez t├╝kenmez bir ├╝lke yapan ihsaslar─▒n cenneti, b├╝t├╝n teess├╝r├« hayat, sanÔÇÖatlar, i┼čler… B├╝t├╝n bunlara ra─čmen k├óinat─▒n yan─▒nda neyiz? Bizim, nabz─▒m─▒z─▒ dinleyerek buldu─čumuz, ┼čuurunu beraberinde getirdi─čimiz, ├Âl├žt├╝─č├╝m├╝z, bi├žti─čimiz, her ┼čekilde tasarrufa ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z, her t├╝rl├╝ icat, ihtira, ihtiras, vehim, vesvese, ┼čiir ve sanat─▒, her ┼čeyi i├žine att─▒─č─▒m─▒z halde bir t├╝rl├╝ dolduramad─▒─č─▒m─▒z zaman─▒n kar┼č─▒s─▒nda ne kadar k├╝├ž├╝─č├╝z! Bir g├╝n, ├Âmr├╝m├╝z├╝n…

Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝ / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝ Saatleri Ayarlama Enstit├╝s├╝’nden… Yukarda hayat─▒m─▒n s─▒k─▒nt─▒lar─▒ndan birka├ž defa bahsettim. H├ót─▒ralar─▒m ilerledik├že okuyucular─▒m ├Âmr├╝m boyunca ihtiya├ž ve mahrumiyetin ├ódeta ikinci bir deri gibi v├╝cuduma yap─▒┼čm─▒┼č olarak dola┼čt─▒─č─▒m─▒ g├Âreceklerdir. Fakat hi├ž de saadet denen ┼čeyi tatmad─▒m diyemem. Fakir d├╝┼čm├╝┼č bir ailede do─čdum. Buna ra─čmen ├žocuklu─čum epeyce mesut ge├žti. Fakirlik, i├žimizde etraf─▒m─▒zda ahenk bulunmak ┼čart─▒yla -ve ┼č├╝phesiz muayyen bir derecesinde- zannedildi─či kadar korkun├ž ve tahamm├╝ls├╝z bir ┼čey de─čildir. Onun da kendine g├Âre imtiyazlar─▒ vard─▒r. Benim ├žocuklu─čumun belli ba┼čl─▒ imtiyaz─▒ h├╝rriyetti. Bu kelimeyi bug├╝n sadece siyas├« m├ónas─▒nda kullan─▒yoruz. Ne yaz─▒k! Onu politikaya mahsus bir ┼čey addedenler korkar─▒m ki, hi├žbir zaman m├ónas─▒n─▒ anlamayacaklard─▒r. Politikadaki h├╝rriyet, bir y─▒─č─▒n h├╝rriyetsizli─čin anahtar─▒ veya ard─▒na kadar a├ž─▒k duran kap─▒s─▒d─▒r. Me─čer ki d├╝nyan─▒n en k─▒t nimeti olsun; ve bir tek insan onunla ┼č├Âyle iyice karn─▒n─▒ doyurmak istedi mi etraf─▒ndakiler mutlak surette a├ž kals─▒nlar. Ben bu kadar kendi z─▒dd─▒ ile beraber gelen ve z─▒tlar─▒n─▒n alt─▒nda kaybolan nesne g├Ârmedim. K─▒sa ├Âmr├╝mde yedi sekiz defa memleketimize geldi─čini i┼čittim. Evet, bir kere bile kimse bana gitti─čini s├Âylemedi─či h├ólde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara f─▒rlad─▒k. Nereden gelir? Nas─▒l birdenbire gider? Veren mi tekrar elimizden al─▒r? Yoksa biz mi birdenbire b─▒kar, ÔÇťBuyurunuz efendim, bendeniz art─▒k…

Huzur / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Huzur Huzur’dan… M├╝mtaz’a verilen adreslerin ├žo─ču yanl─▒┼čt─▒. ─░lk u─črad─▒─č─▒ evde Fatma ismindeki hastabak─▒c─▒ hi├ž oturmam─▒┼čt─▒. Sadece evin k─▒z─▒ hastabak─▒c─▒ kursuna girmi┼čti. K─▒z, onu g├╝l├╝mseyerek kar┼č─▒lad─▒. -Harp olursa bir i┼če yarayay─▒m diye kursa yaz─▒ld─▒m. Fakat daha hi├žbir ┼čey bilmiyorum. Sesi ciddiydi. -A─čabeyim askerde… Onu d├╝┼č├╝nerek… ─░kinci u─črad─▒─č─▒ evde hakikaten bir hastabak─▒c─▒ oturuyordu. Fakat ├╝├ž ay evvel kendisi Anadolu’da bir hastahanede i┼č bulmu┼č, gitmi┼čti, M├╝mtaz’─▒ kar┼č─▒layan annesi, -Bakay─▒m, k─▒z─▒m─▒n arkada┼člar─▒ndan birisini g├Âr├╝rsem, tenbih ederim, diyordu. M├╝mtaz, oyunu bozmamak isteyenlerin sabr─▒ ile bir ka─č─▒da adresini yazd─▒. Ev fakir ve eskiydi. K─▒┼č─▒n ne yaparlar? Nas─▒l ─▒s─▒n─▒rlar? diye d├╝┼č├╝ne d├╝┼č├╝ne uzakla┼čt─▒. Ne yaparlar? Nas─▒l ─▒s─▒n─▒rlar? Bu sual hi├ž olmazsa bu anda garipti. Bu A─čustos sonu sabah─▒ b├╝t├╝n sokaklar bir f─▒r─▒n a─čz─▒ gibi insan─▒ kap─▒yor, ├ži─čniyor, yutuyor, sonra kendisinden bir sonrakine ge├žiriyordu. Ara yerde bir g├Âlge par├žas─▒, bir yol a─čz─▒nda serince bir nefes sanki hayat─▒ hafifle┼čtiriyordu. ─░hsan, “Bu yaz k├╝t├╝phanelerden uzakta kalamam. Behemehal birinci cildi bitirmeliyim” demi┼čti. Birinci cilt. M├╝mtaz, ince sat─▒rlarla dolu ka─č─▒tlar─▒ g├Âz├╝n├╝n ├Ân├╝nde gibi g├Âr├╝yordu. K─▒rm─▒z─▒ m├╝rekkeple ha┼čiyeleri, b├╝y├╝k ├ž─▒kmalar─▒, kendi kendisiyle bir kavgaya benziyen yaz─▒ bozulu┼člar─▒… Kim bilir, belki de kitap hi├ž bitmeyecekti. Bu d├╝┼č├╝ncenin azab─▒ ile sokaktan soka─ča giriyor, k├Â┼čeba┼č─▒ndaki bakkallarla, kahvecilerle konu┼čuyordu. Evinde buldu─ču tek hastabak─▒c─▒, -Kocam hasta, onun i├žin…

Be┼č ┼×ehir / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Be┼č ┼×ehir Be┼č ┼×ehir’den… Bo─čaz bana daima zevkimizin, duygumuzun b├╝y├╝k d├╝─č├╝mlerinden biri gibi gelmi┼čtir. ├ľyle ki, onun bizde k├╝l├želenmi┼č m├ónas─▒n─▒ ├ž├Âzd├╝─č├╝m├╝z zaman b├╝y├╝k hakikatlerimizden birini bulaca─č─▒z sanm─▒┼č─▒md─▒r. Bu bir hayal olabilir. Bir├žok g├╝zellikler insana k├óinat─▒n e┼či veya e┼čiti olduklar─▒ vehmini verirler. Onlarla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z zaman bizde b├╝y├╝k, kendi kendine yetebilecek bir hakikat kar┼č─▒s─▒nda imi┼čiz hissi uyan─▒r. Baz─▒ tarikatlerin g├╝zel insan y├╝z├╝nde, g├╝zel insan v├╝cudunda Tanr─▒’y─▒ aramalar─▒n─▒n s─▒rr─▒ bu de─čil midir? G├╝zelin en b├╝y├╝k hususiyeti her an yeni gibi g├Âr├╝nmesinde, her an bizi kendisine ve kendisinde uyanmaya zorlamas─▒ndad─▒r. Sanat i├žin, insan i├žin az ├žok do─čru olan bir ┼čey, ni├žin birka├ž asr─▒n ya┼čama ├╝sl├╗buna, zevkine, sevme, duyma tarzlar─▒na ┼čahit olmu┼č, onlar─▒ kendi imk├ónlar─▒yla beslemi┼č, hatt├ó idare etmi┼č bir manzara i├žin d├╝┼č├╝n├╝lmesin? Kald─▒ ki, Bo─čaz’─▒n kendisi de sanatk├órane, hatt├ó m├╝zikaldir. Amiel “manzara bir ruh h├ólidir” der. Fakat baz─▒ manzaralar vard─▒r ki bizi Amiel’in iddia etti─či kadar serbest b─▒rakmaz. H├╝lya ve d├╝┼č├╝ncelerimize kendili─činden bir istikamet verirler. Bu esrarl─▒ dehliz ├Âyle te┼čekk├╝l etmi┼čtir ki, bir taraf─▒nda ya┼čanan ┼čey, ├Âb├╝r taraf─▒nda bir h├ót─▒ra gibi tad─▒l─▒r. ├ç├╝nk├╝ g├╝ne┼č, Bo─čazi├ži’nde do─čup batmaz. T─▒pk─▒ hoparl├Ârle d─▒┼čar─▒dan dinlenen bir opera gibi, b├╝t├╝n hareket adesenizin d─▒┼č─▒nda kal─▒r: Siz yaln─▒z musikiyi duyars─▒n─▒z. Her iki k─▒y─▒ birbirine saatlerin aynas─▒n─▒ tutar. Beylerlerbeyi’nde, Emirg├ón’da, Kandilli veya…

Aydaki Kad─▒n / Ahmet Hamdi Tanp─▒nar
T├╝rk Edebiyat─▒ / 24 Temmuz 2018

Aydaki Kad─▒n Aydaki Kad─▒n’dan… Karanl─▒k merdiven, baz─▒ b├╝y├╝k serlerle ├ži├žeklenmi┼č d├╝kk├ónlar─▒, unutulmu┼č, ot b├╝r├╝m├╝┼č mezarl─▒klar─▒ beraberce and─▒ran acayip ve a─č─▒r bir koku i├žindeydi. Ancak ikinci kata indi─či zaman bunun sebebini ├Â─črendi. Sahanl─▒─č─▒ ba┼čtan a┼ča─č─▒, ├╝st ├╝ste tenekeler ve yere y─▒─č─▒lm─▒┼č ├ži├žek demetleri dolduruyordu. D├Ârt ak┼čam evvelki ya┼č d├Ân├╝m├╝nde Madam ?ÔÇÖye g├Ânderilmi┼č ├ži├žekler. G├╝l├╝n├ž olmay─▒ g├Âz├╝ne alarak merdivenin ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ yakt─▒ ve ├╝st ├╝ste y─▒─č─▒lm─▒┼č son l├ólelere, karanfillere, g├╝llere, su nergislerine, nimfealara, zambaklara bakt─▒. Hepsi yar─▒ solmu┼č, topra─ča kar─▒┼čma─ča hasret, kendilerini karanfil, g├╝l, su nergisi, l├óle yapan mucizenin son zerrelerini ├ž├╝r├╝k, sonsuzlu─ča kadar bayg─▒n ve bo─čucu bir ┼čey gibi d├Ârt tarafa yay─▒yorlard─▒. Buketlerin bir k─▒sm─▒ ├ž├Âz├╝lmemi┼čti bile. Aransa belki bir k─▒sm─▒n─▒n ├╝zerinde g├Ânderenlerin kart─▒ bulunabilir. D├Ârt gece evvel bu kap─▒n─▒n arkas─▒nda ve bu ├ži├žeklerin aras─▒nda en garip tecr├╝belerimden birini ge├žirdim. Her cinsten ├ž─▒plak omuz, g├Â─č├╝s, tebess├╝m, sahte veya hakik├« m├╝cevher par─▒lt─▒s─▒, pudra, ├ži├žekle kar─▒┼čm─▒┼č di┼či kokusu ve can s─▒k─▒nt─▒s─▒. Beyo─člu. Sadece e─člencelerini d├╝┼č├╝nen k├╝├ž├╝k sefaret memurlar─▒. Onlara alafrangal─▒k nam─▒na yaltaklanan, Maurice Dekobra ile Paul G├ęraldyÔÇÖnin Toi et moiÔÇÖs─▒ndan s├Âz a├žan han─▒mlar. Kalantor Ermeni, Rum, Yahudi t├╝ccarlar─▒. Alabildi─čine ya┼čamak h─▒rs─▒, kad─▒n ve para avc─▒l─▒─č─▒. Madam ?, beni misafirlerine Po├Ęte Nation diye takdim etti. Dame de SionÔÇÖlu bir k─▒z roman─▒mdan bahsetti. Bir Ermeni cemaat…