Modernliğin Eleştirisi / Alain Touraine
Felsefe/ 25 Ağustos 2018

Modernliğin Eleştirisi Modernliğin Eleştirisi’nden… Tanrı’nın varlığını kanıtlayan tanrı fikridir. Discours’un dördüncü bolümü şöyle der: “Kendi kendime, kendimden daha mükemmel bir şeyi düşünmeyi nereden öğrendiğimi sordum ve tabii ki. Bunun gerçekten de benden daha mükemmel bir doğadan gelmesi gerektiğini anladım. Öyle ki, o benim içime, sahiden de benden çok daha mükemmel ve. Hatta benim hakkında bir fikre sahip olduğum tüm mükemmellikleri kendinde toplayan. Yani tek bir sözcükle açıklamak gerekirse Tanrı olan bir doğa tarafından yerleştirilmiş olmalıydı”. Bu bizim düşüncemizi, Kant’ın varlıkbilimsel olarak adlandıracağı ve Des-cartes’ın Cinauihne Meditation’da (Beşinci Düşünce). Sunduğu Aziz Anselmus’un kanıtından daha doğrudan bir biçimde ilgilendirir. Böylece akim olanaklı kıldığı dolaysız deneyim ve kanaatlerden sıyrılma hem insan tininin Tanrı tarafından yaratılmış yasaları keşfetmesini. Hem de İnsanın kendi varoluşunu, Tanrı’nın kendisine benzeterek yarattığı yaratığın varoluşu olarak tanımlamasını sağlar. Düşünce de, o kutsal işçinin ortaya çıkardığı “iş”in üzerinde bıraktığı bir izdir ve Descartes ahlak sorunlarına yöneldikçe; özellikle de Prenses Elisabeth’İe yazışması çerçevesinde, akıl ve bilgelik dünyasıyla irade ve özgür irade arasındaki karşıtlık üzerinde daha ısrarla duracaktır. Adı akılcılıkla sık sık Özdeşleştirilen Descartes’la, Horkheimer’ın nesnel akıl dediği şey, tam tersi kırılmaya ve yerini öznel akla -Charles Taylor’m “tözsel” aklının yerini “yöntemsel” akla bırakması gibi- bırakır ve aynı anda da insan-Özne’nin özgürlüğü düşünce…