Heretik / Kutsal Kase’nin Peşinde #3 / Bernard Cornwell
Macera/ 24 Aralık 2019

Heretik Heretik’ten… Korkunç bir çığlık merdivenleri doldurdu ve başka bir kanlı ceset aşağıya indirilip yoldan çekildi: üç basamak daha açıldı ve Fransızlar yine ite kaka kendilerine yol açtılar. “Montjoie St. Denis!” Elinde bir demirci çekici olan bir İngiliz merdivenlerden aşağı inip Fransız miğferlerine vurdu. Bir adamı kafatasını ezerek öldürdü, diğerlerini geriye itti. Bu arada bir şövalye bir tatar yayı almayı akıl edip sinsi sinsi merdivenlerden yukarı çıktı. İyi bir görüş açısı yakalayınca attığı ok, İngiliz’in ağzından girip kafatasının arkasını havaya kaldırdı. Fransızlar nefret ve zafer çığlığı atarak tekrar hücum ettiler, ölmekte olan İngiliz’i kanla kaplı ayaklarının altında ezip kılıçlarıyla kulenin tepesine çıktılar. Orada bir düzine adam onları merdivenlerden geriye göndermeye çalıştı, ama daha fazla Fransız yukarı çıkmaya başlamıştı. Sonradan gelenler, öndekileri İngiliz kılıçlarına doğru zorladılar. Arkadaki-ler garnizonun son kısmını bozguna uğratmak için ölülerin üstünden geçtiler. Bütün adamlar doğranıp yere yıkıldı. Bir okçu parmakları kesilecek kadar uzun yaşadı, sonra gözleri oyuldu, kuleden aşağıda bekleyen kılıçların üstüne fırlatılırken hâlâ çığlıklar atıyordu. Fransızlar sevinç çığlığı attı. Kule ölü mahzeni gibiydi, ama Fransız sancağı surlarında dalgalanacaktı. Hendekler İngilizlerin mezarı haline gelmişti. Zafer kazanan adamlar, para aramak için ölülerin giysilerini soyarken bir borazan çaldı. Nehrin Fransız tarafında hâlâ İngilizler, sağlam bir zeminde kıstırılmış atlılar vardı….

Cehennem Savaşçıları / Kutsal Kase’nin Peşinde #2 / Bernard Cornwell
Macera/ 24 Aralık 2019

Cehennem Savaşçıları Cehennem Savaşçıları’ndan… Thomas onu bir kenara itip Lord Roncelets’in yanan çadırının dışında dalgalanan sarı-siyah sancağa doğru koştu. “Jeanette!” diye seslendi. “Jeanette!” Ama Jeanette esir düşmüştü. Dev bir adam sırtını Lord Roncelets’in çadırının hemen dışında duran Taş Kırbaç adlı mancınığa dayamıştı. Adam Thomas’m sesini duyunca sırıtarak dönüp baktı. Bu adam sakalı ve çürümüş dişleriyle Beggar’dı. Kendisinden kaçmaya çalışan Jeanette’i sertçe itti. “Tut onu Beggar!” diye bağırdı Sir Geoffrey Carr. “Sıkı tut kaltağı.” “Bu güzellik hiçbir yere gitmiyor,” dedi Beggar. “Hiçbir yere gitmiyorsun tatlım.” Jeanette’in zırh cüppesini kaldırmaya çalıştı, ama çok ağır ve idaresi zordu, ayrıca Jeanette deli gibi mücadele ediyordu. Hâlâ kılıcı olmayan Roncelets Lordu Taş Kırbaç’m gövdesinde oturuyordu. Yüzündeki kırmızı iz darbe aldığını gösteriyordu. Sir Geoffrey Carr beş adamıyla birlikte “Ona katılmamı istedi,” dedi Thomas buruk bir sesle. Kesilen ipi bir kenara fırlattı, miğferinin altından yedek ipi aldı. Beceriksiz parmaklarıyla ipi yayma takmayı ikinci denemede başardı. “Ve defterin onda olduğunu söyledi.” “Eh, bu onun çok işine yarayacaktır,” diye yorumda bulundu Robbie. Savaş sona ermişti. Siyah giysili bir cesedin yanma çömelip para aramaya başladı. Sir Thomas Dagworth adamların bir sonraki kaleye saldırmak için kampın batı yakasında buluşmalarını haykırıyordu. Diğer kaledeki savunmacıların bazıları savaşın kaybedil-diğini görüp kaçmaya başlamışlardı. La Roche-Derrien’de…

Şeytan’ın Atlıları / Kutsal Kase’nin Peşinde #1 / Bernard Cornwell
Macera/ 24 Aralık 2019

Şeytan’ın Atlıları Şeytan’ın Atlıları’ndan… Dar sokaktan hızla geçti, babasının bahçesinin çitinin üstünden atlayıp mutfak kapısını çaldı, ama kimse açmadı. Yüzünden birkaç santim yukarıya bir ok girdi. Thomas başını eğip fasulye tarlalarının içinden babasının bir atının bulunduğu ahıra koştu. Hayvanı kurtaracak zaman yoktu, bu yüzden yayını ve oklarını sakladığı üst kattaki samanlığa tırmandı. Yakınlarda bir kadın çığlığı duyuldu. Köpekler uluyordu. Fransızlar kapıları kırarken bağırıyorlardı. Thomas yayını ve ok çantasını kaptı, çatı kirişlerindeki sazları araladı, açılan delikten geçerek komşunun meyve bahçesine atladı. Sonra şeytan kovalıyormuş gibi koşmaya başladı. Lipp Tepesine gelirken yanındaki çimenlere bir ok girdi ve Cenovalı iki okçu onu kovalamaya başladı, ama Thomas genç, uzun boylu ve hızlıydı. Çuha çiçekleri ve papatyalarla parlayan bir merayı geçip tepeye doğru koştu. Çitteki bir boşluğu kapatan tahta çerçevenin üstünden atlayıp sağa döndü, zirveye doğru yoluna devam etti. Tepenin uzak yamacındaki ormanlara kadar koştu, sonra soluklanmak için yaban sümbüllerinin arasına çöktü. Uzanıp yakınlardaki tarlalarda otlayan kuzuların sesini dinledi. Biraz bekledi, ama istenmedik bir şey duymadı. Okçular takipten vazgeçmişlerdi. Thomas yaban sümbüllerinin arasında uzun süre yattı ama sonunda dikkatle zirveye geri döndü ve uzak tepedeki yaşlı kadınlar ve çocuklardan oluşan dağınık grubu gördü. Onlar bir şekilde okçulardan kurtulmuşlardı ve hiç kuşku yok ki Sir Giles…

Azincourt / Bernard Cornwell
Macera/ 23 Aralık 2019

Azincourt Azincourt’tan… Bir keresinde az daha başarılı oluyorlardı. Hook’un babası her yıl düzenlenen futbol müsabakası sırasında ölümüne tekmelenmiş, onu kimin öldürdüğünü bulamamışlardı; ancak, herkes bu işi Perrill ailesinden birisinin yaptığından emindi. Derebeylik malikanesinin ötesindeki sazlığa yuvarlanan topun peşinden bir düzine adam gitmiş, sadece on biri geri gelmişti. Yeni Lord Slayton bu olaya cinayet denilmesi fikrine gülüp geçmiş, ‘Futbol oynarken adam öldürdü diye birini asarsak,’ demişti, ‘İngiltere’nin yarısını asmamız gerekir!’ Hook’un babası ölmeden önce çobanlık yapıyordu. Hamile eşini iki oğlu ile birlikte dul bırakmıştı. Dul kalan kadın kocasının ölümünden iki ay sonra ölü doğan kızını doğururken can vermişti. Kadın, Aziz Nicholas Yortusunda yani Nick Hook’un on üçüncü yaş gününde ölmüştü, Hook’un büyükannesine göre bu tesadüf Nick’in lanetli olduğunu gösteriyordu. Nick’in üzerindeki laneti kendi büyüsüyle kaldırmaya çalıştı. Çocuğa bir ok saplayıp kasığına doğru iyice itmiş, sonra da bu okla bir geyiği öldürmesini söylemişti. Böylelikle üzerindeki lanet kalkacaktı. Hook Lord Slayton’ın dişi geyiklerinden birini gizlice avlamış ve üzerinde kan izleri bulunan okla öldürmüştü, ama lanet kalkmamıştı. Perrill ailesi yaşıyor, aralarındaki kan davası sürüyordu. Hook’un büyükannesinin bahçesindeki güzel elma ağacı kurumuştu; bu olayın üzerine büyükanne, Perrill’lerin yaşlı annelerinin meyveleri kuruttuğunda diretiyordu. ‘O Perrill ailesinin hepsi kokuşmuş soysuzlar sürüsü,’ diyordu büyükannesi. Tom Per-ıill ile kardeşi…