Umut Çiftliği / Danielle Steel
Aşk/ 27 Şubat 2020

Umut Çiftliği Umut Çiftliği’nden… Alışveriş arabasıyla reyonların arasında gezinen şık kadın başka bir markette olsa oldukça garipsenebilirdi. Özenle taranmış omuz hizasında kahverengi saçları, aynı renkte iri gözleri, güzel bir cildi, biçimli bir vücudu ve kusursuz manikürlü tırnakları vardı. Üzerindeki lacivert ipek takım büyük bir olasılıkla Paris’ten alınmıştı. Yüksek topuklu ayakkabılarıyla Chanel çantası üstündeki takımla aynı renkteydi. Kısacası her şeyi kusursuzdu. Daha önce hiç markete gitmediğini kolaylıkla iddia edebilirdi, oysa burada evindeymişcesine rahat görünüyordu. Eve dönerken sık sık Madison’daki Gristede’s mağazasına uğrardı. Aslında alışverişin çoğunu hizmetçi yapardı, ama Mary Stuart Walker biraz eski usul de olsa alışverişini kendi yapmaktan hoşlanırdı. Akşam eve geldiğinde Bill’e yemek yapmayı severdi, hatta çocukları küçükken aşçı tutmamışlardı. Kusursuz görünüşüne rağmen ailesiyle ilgili en küçük ayrıntıyla bile ilgilenmekten zevk duyardı. Central Park’a bakan muhteşem manzaralı bir apartman dairesinde oturuyorlardı. Yirmi iki yıllık evliliklerinin on beş yılını burada geçirmişlerdi. Mary Stuart evine özen gösterirdi. Çocukları bazen her şeyin ne kadar «kusursuz» göründüğü konusunda ona takılırlardı. Kusursuzluk onun için bir tür zorunluluk gibiydi. New York’ta sıcak bir haziran akşamında, altı saat süren bir toplantıdan sonra bile Mary Stuart’ın ne ruju, ne de saçı bozulurdu. İki küçük biftek, iki patates, biraz taze kuşkonmaz, biraz meyve ve yoğurt alınca eski günlerini…

Melek / Danielle Steel
Aşk/ 27 Şubat 2020

Melek Melek’ten… Delikanlının koyu kahverengi saçları yaz güneşinin altında ba-kırımsı bir renk almış, kahverengi gözlerini daha belirgin kılmıştı. Uzun boylu, geniş omuzlu ve atletik bir yapıya sahipti. Gülümsedi-ğinde bembeyaz dişleri ortaya çıkardı. Herkesin gıpta ettiği biriydi. Öğrenciler onun gibi olmaya can atıyorlardı ama bunu ancak birkaçı başarabiliyordu. Dış görünüşünün ötesinde de harika bir insandı. Okulda her zaman başarılı bir öğrenci olmuştu, birçok arkadaşı vardı; spor yapmadığı zamanlar ve hafta sonlan iki işte birden çalışıyordu. Anne babası varlıklı kişiler değildi. Kazançlan üç çocuklarının temel gereksinimlerine ancak yetiyordu. Ne var ki, yine de ayakta durabiliyorlardı. Johnny profesyonel bir futbolcu olmak istiyordu. Kuşkusuz bu isteğini de yerine getirebilirdi, ama o devlet üniversitelerinden birinden burs kazanarak ileride babasına işinde yardım etmek için muhasebe okumaya karar vermişti. Babasının küçük bir muhasebecilik şirketi vardı ve işini severek yürüttüğü söylenemezdi. Ancak. Johnny’nin buna aldırdığı yoktu. O matematiği her zaman çok sevmişti. Aynca bilgisayar konusundaki yeteneğinin de babasına çok yardımı olacağını biliyordu. Hemşire olan an-nesiyse küçük kardeşlerine bakmak için yıllar önce işini bırakmıştı. Özellikle de son beş yıldır zamanının çoğunu çocuklarına ayırmıştı. On dört yaşına yeni basmış olan kız kardeşi Charlotte sonbaharda liseye başlayacaktı. Dokuz yaşındaki erkek kardeşi Bobby ise oldukça farklı bir çocuktu. Becky ‘nin ailesiyse daha…

Dualar Gerçek Olsa / Danielle Steel
Aşk/ 27 Şubat 2020

Dualar Gerçek Olsa Dualar Gerçek Olsa’dan… Faith Madison salatayı karıştırdı ve fırında pişmekte olan yemeğe göz attı. Ufak tefek, ağır başlı ve modern bir kadındı. İyi kesimli siyah bir elbise giyiyordu ve kırk yedi yaşında olmasına rağmen hâlâ yirmi altı yıl önce Alex Madison ile evlendiği zamanki kadar inceydi. Yeşil gözleri, genellikle zarif bir topuzla topladığı uzun ve düz sarı saçlarıyla Degas’ın tablolarındaki balerinlere benziyordu. Derin bir iç çekti ve yavaşça mutfak sandalyelerinden birine oturdu. New York’un merkezi yerlerinden Doğu Yetmiş Dördüncü So-kak’ta bulunan küçük ve şık konak adeta ölüm sessizliğine bürünmüştü, Alex’in gelmesini beklerken saatin tik taklarından başka bir ses duyulmuyordu. Gözlerini kapadı ve o gün öğleden sonra gittiği yeri düşündü. Gözlerini tekrar açtığında ön kapının açılıp kapandığını duydu. Başka hiçbir şey duymadı. Ne holdeki halının üzerinde ayak sesleri, ne de içeriye girince “merhaba” diye seslenen ses. Alex hep böyle gelirdi. Sokak kapısını kilitledi, evrak çantasını yere bıraktı, paltosunu portmantoya astı ve o günkü postasına baktı. Bir süre sonra Faith’i aramaya başlayacaktı. Önce küçük çalışma odasına bakacak, orada olmadığını görünce mutfağa gelecekti. Alex Madison elli iki yaşındaydı. Tanıştıklarında Faith, Barnard Üniversitesi’nde öğrenciydi, Alex de Columbia Üniversitesi’nde işletmecilik yüksek okulundaydı. O zaman durum bambaşkaydı. Faith’in rahat ve serbest hali, sıcaklığı,…

Buruk Anılar / Danielle Steel
Aşk/ 27 Şubat 2020

Buruk Anılar Buruk Anılar’dan… Hayatının o eski bölümlerine bir sünger çekmesi gerektiğini biliyordu, çekmişti de. Ne kadar ödül kazanmış olursa olsun, o yaşam ne kadar heyecan verici ve kendisi ne kadar yetenekli olursa olsun, India seçimini yapmıştı. Bütün bu fedakârlıklarına karşılık en büyük ödül çocuklarıydı. Özellikle Doug böyle düşünüyordu. Başka yolu yoktu zaten. Tanıdığı bazı kadınlar işlerini evlerinde yürütmek için hokkabazlıklar yapıyorlardı. Bazı arkadaşları hâlâ avukatlıklarını yapıyor, meslekten uzak kalmamak için haftada üç gün şehire iniyor-‘ lardı. Bazıları ressamdı ve işlerini evlerinde sürdürüyorlardı. Yazar olanlar gece yarısı ile sabaha karşı saat 4’teki mama saatleri arasında hikayelerini yazabilmek için savaş veriyorlardı, ama hepsi zamanla çok fazla yoruldukları için işlerini bırakmak zorunda kalmışlardı. Oysa India’nın işini evinde sürdürmesi imkansızdı. Hiçbir şekilde mesleğini devam ettirmesi mümkün değildi ve bunu başından beri biliyordu. Ajansı ile temasını koparmamış, zaman zaman yerel bazı hikayeler üzerinde çalışmıştı, ama Greenwich’de bahçe gösterilerinin fotoğraflarını çekmekten hiç zevk almamıştı. Zaten Doug’un da hoşuna gitmiyordu. Sonunda India, fotoğraf makinesini bir annelik aleti olarak kullanmaya karar verdi ve bebekliklerinden itibaren çocuklarının, arkadaş çocuklarının, okul faaliyetlerinin sürekli fotoğraflarını çekmeye ve şimdi yaptığı gibi objektiften oğlu Sam ve arkadaşlarının futbol maçını seyrederek eğlenmeye başladı. Artık kurtuluşu yoktu. Büyülenmiş ve zincirlenmiş gibiydi, sanki ayaklarından betona…