Yaratığın Gözyaşları / Dean R. Koontz
Gerilim/ 28 Şubat 2020

Yaratığın Gözyaşları Yaratığın Gözyaşları’ndan… Kızı mutlaka eroine alıştırır, zevk için onu döver, parça parça doğrardı. Sonra da toplumun aksi, kötü niyetli ve huylu cücelere hoşgörüyle davranmaması yüzünden geçici olarak çıldırdığını iddia eder, böylece adaletten yakasını kurtarırdı. Harry kahvesinin son yudumunu içerek içini çekti. Pek çok insan gibi o da daha iyi bir dünyada yaşamanın özlemini çekiyordu. İşe gitmeden önce tabaklarla kapları yıkadı; kurulayıp yerlerine kaldırdı. Eve döndüğü zaman etrafın pis ve karışık olmasından nefret ederdi. Ön antredeki aynanın önünde durarak kravatını düzeltti. Arkasına lacivert bit bleyzer geçirdi ve koltuğunun altındaki silah kılıfının belli olacak bir kabarıklık yapıp yapmadığına baktı Son altı ay her çalışma günü yaptığı gibi, trafiği çok yoğun olan çevre yolları yerine, arka sokaklardan qeçerek Laguna Niguel’deki Çok Bölümlü Polis Özel Projeler Merkezine gitti. Yolda geçen zamanı azaltmak için bu yolları dikkatle seçmişti. Büroya en erken 8.15’de, en geç de 8.28’de varıyor, hiçbir zaman gecikmiyordu. O salı günü Honda’sını iki katlı binanın batısındaki gölgeli açıklığa bırakırken arabanın saati 8.21’i göstermekteydi. Bileğindeki saat de bunu doğruluyordu. Zaten şu anda ,Harry’nin yazı masasındaki saatte, dairesindekiler de 8.2i’i gösteriyor olacaktı. Haftada iki kez bütün saatlerini birbirlerine göre ayarlıyordu. Harry arabasının yanında durup gevşemek için derin derin soluk aldı. Gece yağmur yağmış,…

Yanlış Hafıza / Dean R. Koontz
Gerilim/ 28 Şubat 2020

Yanlış Hafıza Yanlış Hafıza’dan… Köpek, kaygılı bir biçimde gökyüzüne baktı, ihtiyatlı bir biçimde havayı kokladı ve rüzgârın hareketlendirdiği palmiye yapraklarından çıkan ıslık sesini ve etraftaki gürültüyü daha iyi duymak için sarkık kulaklarını dikti. Fırtınanın yaklaştığını biliyor olmalıydı. Valet, sakin ve neşeli bir köpekti. Sanki bir önceki yaşa-mında bir askermiş ve top ateşi ile yıkılan savaş meydanla-rının hatıraları onu rahatsız ediyormuş gibi yüksek sesler-den korkuyordu. Allahtan, güney Kaliforniya’nın kötü havalarında gök gürültüsü nadiren duyulurdu. Yağmur genellikle varlığını belli etmeden, sokaklar üzerinde hafifçe ıslık çalarak ve yapraklar arasında fısıldayarak yağardı ve bunlar Valet’in bile rahatlatıcı bulduğu seslerdi. Çoğu sabahlar, Martie, köpeğini Corona Del Mar’m üç şeritli dar sokaklarında bir saat gezdiriyordu ama salı ve per- şembe günleri gezintilerini on beş dakika ile sınırlamasına neden olan özel bir nedeni vardı. Valet’in tüylü kafasının içinde bir takvim olmalıydı, çünkü salı ve perşembe gezile-rinde hiç oyalanmıyor ve tuvaletini eve yakın bir yerde yapı- yordu. Bu sabah, evlerinden sadece bir blok ötede, kaldırım ve yol arasında uzanan çimenlik alanda köpek ürkek ürkek etrafına bakındı, tedbirli bir biçimde sağ bacağım kaldırdı ve her zamanki gibi, mahremiyet olmadığı için utanıyormuşçasma yaptı çişini. Henüz ikinci bloka gelmemişlerdi ve Valet sabah tuvaletinin ikinci bölümünü yapmaya hazırlanıyordu. Tam o anda yoldan…

Hiçbir Şeyden Korkma / Dean R. Koontz
Gerilim/ 28 Şubat 2020

Hiçbir Şeyden Korkma Hiçbir Şeyden Korkma’dan… Mum ışığıyla aydınlanan çalışma odamdaki telefon çaldı ve ben korkunç bir değişimin yaşanacağını hissettim. Medyumluk yoktur bende. Gökyüzündeki işaretleri ve olacak olayların belirtilerini görmem. El çizgilerim bana geleceğimle ilgili bir ilham vermez. Islak çay yapraklarının oluşturduğu şekillerden kader çizgilerini ayırt etmekte, bir çingenenin yeteneğine de sahip değilim. Babam günlerdir ölüm döşeğinde can çekişiyor. Fakat alnındaki terleri silerek ve güçlükle nefes alışını duyarak önceki geceyi yatağının başucunda geçirdikten sonra anladım ki artık daha fazla hayatta kalamayacak. Yirmi sekiz yıllık yaşamımda ilk kez onu kaybetmekten ve yalnız kalmaktan korkuyordum. Ben tek oğluydum, tek çocuk. Annem iki yıl önce bu dünyadan göçmüştü. Onun ölümü bende şok etkisi yaratmıştı ama hiç olmazsa yavaş yavaş öldüren bir hastalığı çekmek zorunda kalmamıştı. Dün gece gün doğumundan az önce yorgunluktan bitap düşüp eve dönmüş, ama pek iyi uyuyamamıştım. Koltuğumda öne doğru eğilmiş telefonun susmasını diliyordum ama susmayacaktı. Bu çalışın anlamını köpek de hissetmişti. Tıpış tıpış yürüyerek karanlıklardan çıkıp mumun ışığına girmiş, gözlerini üzgün üzgün bana dikmiş bakıyordu. Kendi türünün aksine ilgilendiği sürece o, kim olursa olsun adam ya da kadınlarla göz göze gelebilir. Hayvanlar bizlere genellikle doğrudan ama kısa süre bakabilirler, sonra insanların gözlerinde gördükleri bir şeyle ürkmüş gibi bakışlarını kaçırırlar….

Göz Ucuyla / Dean R. Koontz
Gerilim/ 28 Şubat 2020

Göz Ucuyla Göz Ucuyla’dan… Ama Junior uyuyormuş gibi yaptığı sürece. Vanadium herhangi bir aldatmacanın yer aldığından kesin olarak emin olamazdı. Kuşkulanırdı, ama bilemezdi. Junior’ın suçluluğu konusunda en azından biraz kuşkuya düşerdi. Sonsuz gibi görünen bir sessizlikten sonra, “Ben yaşamla ilgili olarak neye inanırım biliyor musun, Enoch?” dedi dedektif. Aptalca, beyinsizce bir şeye herhalde. “Evrenin, sonsuz sayıda tele sahip, düşünülemeyecek kadar büyük bir tür müzik aleti olduğuna.” Doğru, evren kocaman, devasa bir Hawaii gitarıdır. Daha önce vurgusuz, monoton olan seste şimdi gizli, ama kesin ve yeni bir tonlama farkı vardı: “Ve her insan, her canlı, bu aletin tellerinden biridir.” Ve Tanrı’nın da dört yüz milyar kere milyar parmağı vardır ve “Hawaii Tatili” adlı şarkının en son uyarlamasını çalar. “Her birimizin verdiği kararlar ve yaptığı davranışlar da bir gitarın telinde oluşan titreşimler gibidir.” Senin durumunda ise bu bir kemandır ve çalınan şarkı da Sapık filminin müziği. Vanadium’un sesindeki hafif tutku gerçekti, ama duygusal ya da içten olmadığı ve coşkuyla değil de mantıkla ifade edildiği için, insana daha da rahatsızlık veriyordu. “Bir telin titreşimleri aletin diğer tüm tellerini yumuşak, duygulu bir biçimde titreştirir.” Tın. “Bu duygulu titreşimler bazen çok belirgindir, ama çoğu kez öylesine hafiftir ki eğer ancak olağanüstü bir algılaman varsa, bunları…