Banyodaki Ceset / Dorothy L. Sayers
Polisiye/ 21 Mayıs 2020

Banyodaki Ceset Banyodaki Ceset’ten… Lord Peter, piyanoda Scarlatti’nin bir sonatını çaldıktan sonra, uzun parmaklı adaleli ellerine baktı. Bir şey çaldığı zamanlar, her zaman sert bakışlı olan kurşunî gözlerinde tatlı bir yumuşaklık peydah olurdu. Ama buna karşılık, yüzündeki ciddî hava hiç değişmezdi. Kendisinin yakışıklı olduğunu hiçbir zaman iddia edemezdi Lord Peter. Daracık çenesi, ölçüsüz derecede açık olan alnı, çıkık elmacık kemikleri, onu yakışıklı olmaktan epey uzaklaştırmaktaydı. Peter, sarıya çalan saçlarını arkaya doğru tarardı hep. işçi Partisini destekleyen gazeteler bir karikatürünü yayınladıkları zaman, onu ingiliz aristokrasisinin müşahhas bir rüknü olarak gösterirler, çenesinin darlığını da belirtmekten geri durmazlardı. Parker, «Piyanon çok mükemmel bir şey, dostum!» dedi. — «Evet, pek kötü değildir… Ama Scarlatti’yi çalabilmek için, asıl bir klavsen lâzım insana… Piyano pek modern düşüyor. E, Parker, bir neticeye varabildin mi bâri?» — «Eh, aşağı yukarı… Fikrime göre banyodaki adam, öyle sanıldığı gibi hâli vakti yerinde biri değil… işsizin güçsüzün biri olmalı. Zavallıcık iş peşinde koşuyordu muhakkak… işte o gün de kilometrelerce yol yürüdü ve sonunda ölümle karşılaştı. Evet, başka bir adam, senin, benim gibi bir adam onu öldürdü… Yıkadı, temizledi, temizleyebildiği kadar tabiî, tipinde değişiklik yapmak için de saçını kolonyaladı, yüzünü traş etti… Sonra da arkasında en ufak bir iz bile bırakmadan onu…