Kızım İçin Son Kez / Lisa Gardner
Gerilim / 30 Temmuz 2019

Kızım İçin Son Kez Kızım İçin Son Kez’den… Çavuş D.D. Warren soruşturma yürütme becerisiyle her zaman övünürdü. Boston Polis Teşkilatı’na çok uzun yıllardan beri hizmet vermiş, bir cinayet soruşturmasının gidip olay yerini görmek ve klasik konuşmaları yapmanın çok daha ötesinde duyusal bir güdü gerektirdiğini tecrübeyle sabit kılmıştı. Duvarda henüz açılan kusursuz bir deliğin varlığını hemen hissedebilirdi. İncecik duvarların ardında dedikodu yapan komşuların seslerini dinlemeye çalışırdı. Çünkü eğer kendisi komşuları duyabilirse, komşuların da pekâlâ burada yaşanan tatsız olayları duymuş olacaklarını düşünürdü. D.D. her zaman bir cesedin yere nasıl düştüğüne dikkat ederdi; öne doğru mu, sırtüstü mü, yoksa tek tarafına mı düşmüş? Onun için önemliydi. Havada asılı kalan keskin barut kokusunun izini sürerdi çünkü barut kokusu silahın ateşlendiği son andan itibaren yirmi, otuz dakika sonrasına dek dağılmazdı. D.D.’nin birkaç kez de kan kokusundan yola çıkarak tahmini ölüm zamanını belirlemişliği vardı. Kan kokusu da tıpkı et kokusu gibi geçen her saatle birlikte havada ağırlaşırdı.Oysaki bugün, D.D. tüm bunlardan uzak bir gün geçirecekti. Bugün, tüm gününü gri renkli eşofmanı ve Alex’in ona birkaç beden büyük gelen kırmızı pamuklu gömleğiyle, pazar tembelliği yaparak geçirecekti. Elindeki seramik kahve kupasıyla yavaşça yirmiye kadar sayalken Alex’in mutfak masasına adeta mıhlanıp kalmıştı. Tam on üçe gelmişti ki, Alex nihayet…

Aynadaki Dişi Şeytan / Horacio Castellanos Moya
Gerilim / 30 Ocak 2019

Aynadaki Dişi Şeytan Aynadaki Dişi Şeytan’dan… Ama onu daha sonra görecektim. O eve dönerken, bense Dona Olga’mn evinin yolunu tutmuşken muhtemelen teğet geçtik birbirimizi. Kızları bağrıma basmak, onlara kol kanat gerip bütün gördüklerini unutturabilmek için yanıp tutuşuyordum. Ne var ki, o sıra, yarı yolda sıfın tükettim canım, dehşetli bir iç sıkıntısı soluksuz bıraktı beni, bereket arabayı kenara çekebildim ve direksiyona kapamp katıla katıla ağlamaya başladım; Olga Maria’ya, kızlara, Marito’ya, kendime ağladım, eğer o anda içimi dökmeseydim sonra her şey daha zor olacaktı çünkü. Dona Olga’nın evine vardığımda, bir doktor kızlarla sohbet ediyordu. Dona Olga dimdik, sapasağlam ayaktaydı, gözlerinde yaş bile yoktu, bununla birlikte ısürabı bedeninin her uzvundan okunabiliyordu. Kızlara az önce yatışürıcı verdiklerini, hâlâ şokta olduklarım, o anda yapılabilecek en iyi şeyin sabah gördüklerini başa sarıp durmayı bırakıp biraz dinlenmeleri olacağım, doktorun tavsiyesinin bu olduğunu söyledi. Kendime hakim olmaya çalışarak kucakladım onlan, beni dağılmış bir halde görmelerim istemiyordum. Küçük Olga on yaşma yeni girdi, annesi gibi olgun ve alımlı, aynı ifade, aynı zekâ; Raquel’cik daha çok Marito’yu andırır, ablasının yanında biraz sönük kalıyor, belki de küçük kardeş olmasından. Aramızda akrabalık bağı olmadığı halde hep teyze dediler bana, Olga Maria öğretmişti onlara bunu: “Laura Teyze”. Amerikan Koleji yıllarından bu yana en…

Dokuz Gün / Gilly Macmillan
Gerilim / 30 Ocak 2019

Dokuz Gün Dokuz Gün’den… Oğlum Ben kaybolduğundan beri çok düşündüm ve düşündüğüm her seferinde aklıma bir soru takıldı: Eğer biz sandığımız kişi değilsek, bir başkasının da bizim sandığımız kişi olmama ihtimali var mıdır? İnsanların bizi yanlış yargılama ihtimalleri bu kadar yüksekse, başkaları hakkında yaptığımız eleştirilerin doğruluğundan ne kadar emin olabiliriz? Buradan yola çıkarak, düşüncelerimin nereye varacağını anlayabilirsiniz. Otorite sahibi veya aile bireyi olduğu için birine gerçekten güvenebilir miyiz? Bütün arkadaşlıklarımız, ilişkilerimiz gerçekten sağlam temellere mi dayanıyor? Düşüncelere daldığım zaman, bunları Ben kaybolmadan önce düşünebilecek kadar akıllı olsaydım hayatımın ne kadar farklı olabileceğini aklımdan geçiriyorum. Ruh halim kötüyse bunları düşünmediğim için kendimi suçluyorum ve ardı kesilmeyen, felç edici düşüncelerim beni günlerce cezalandırıyor. Bir yıl önce, Ben’in kaybolmasından hemen sonra televizyonlarda da gösterilen bir basın toplantısına katıldım. Benim rolüm, oğlumu bulmama yardımcı olmaları için insanlardan yardım istemekti. Polis, okumam için bana bir kâğıt vermişti. İnsanların, karşılarında kaybolmuş oğlunu bulmaktan başka hiçbir şey istemeyen bir annenin durduğunu anlayacaklarını sanıyordum. İzleyicilerin çoğu, özellikle de sesi en çok çıkanlar tam aksini düşündü. Beni çok kötü şeylerle suçladılar. Programı izleyene kadar bunun sebebini anlayamadım. İzlediğim anda her şeyi apaçık kavradım ama zararı önlemek için çok geç kalmıştım. Televizyonda bir kurban gibi görünüyordum. Çekici bir kurbandan ziyade…