Son Tanık / Glenn Meade
Polisiye/ 19 Şubat 2020

Son Tanık Son Tanık’tan… Sevdiğini işte böyle bulursun. Adın David ve alelade bir çocuksun -21’inde pek çocuk denemez ama hâlâ masum- karşı cins karşısında mahcup ve sakarsın, erkekliğe giden yolu el yordamıyla buluyorsun. Frankfurt yakınındaki Amerikan üssünde yaşayan fırlama asker çocuklarından birisin, kızlardan, sinemadan ve beyzboldan hoşlanıyorsun. Bütün gençler gibi, annen ve babanla pek anlaşamıyorsun. Bu, babanla yumruklaşmaya varan şiddetli bir tartışma yaşadığın yazdı. Gelecekle ilgili planlarının olmamasıyla başlayan, dudağının yarılmasına ve duvara çarpıp yere yığılmana yol açan yumrukla sonuçlanan tartışma. Babanın yüzündeki utancı görüyorsun. Kendisini kaybedip sana vurmasının ani pişmanlığını. Bu, daha önce hiç olmamış bir şey. Ama aldırmıyorsun. Öfkelisin ve babanın canının acımasını istiyorsun. Baban, Panama’da, Grenada’da, son yirmi yılda Amerikan askerlerinin çizmelerinin bastığı her sorunlu bölgede bulunan savaşçı, o güçlü Özel Kuvvetler üyesi. Asker olmayı hiç istemedin. Babanın yerini almayı asla düşünmedin. Sen hayalcisin. Resim yapmak, sanatçı olmak istiyorsun. O gün, ona artık burana geldiğini söylüyorsun. Artık seni yönlendiremeyeceğini söylüyorsun. Baba evinden bir daha dönmemek üzere ayrıldığını söylüyorsun. Annen ağlayarak kanepenin üzerine yığılıyor. Baban seni durdurmaya çalışıyor. Onu yolunun üzerinden itiyor ve öfkeyle çıkıyorsun. İkisini de seviyor, ama babanın gölgesinde yaşamaya bir son vermenin zamanı geldiğini biliyorsun. Dahası, 21 yaşının, özgürlüğün yazının keyfini yaşamak, biraz Akdeniz güneşi,…

Sakkara’nın Kumları / Glenn Meade
Polisiye/ 19 Şubat 2020

Sakkara’nın Kumları Sakkara’nın Kumları’ndan… Nisan ayıydı ve hamsin esiyordu, sokakları kumdan kırbaçlarla döven uğultulu bir çöl rüzgârı. Taksi morgun önünde durduğunda indim; elimde yaşlı bir adamın Nil kıyısına sürüklenen cesedi dışında delil yokken bu kadar aşağılık bir gecede beni buraya çeken şeyi hâlâ merak ediyordum. – Beklememi ister misiniz, efendim? Taksi şoförü sakallı ve bir ağız dolusu sararmış dişli genç bir adamdı. – Neden olmasın? Başka bir taksi aranacak gecelerden değildi. Morg, Mısır’da sık sık rastlanan eski ve sağlam taş binalardan, sömürge geçmişinin anılarından biriydi, ama yılların yıpranması ve boş vermişliğiyle kararmış granit iç kapatıcı bir görüntü veriyordu. Binanın yan tarafında, çöplerin rüzgârda savrulduğu pis bir aralık fark ettim. Maviye boyalı kapının üzerinde, madenî bir kafesin arkasında bir ışık vardı. Geçide girdim ve zile bastım. Binanın içinde bir yerde zilin çalışını duydum, bir süre sonra kapı açıldı ve tıraşsız bir yüz görüldü. – İsmail? Başıyla onayladı. Arapça “İhtiyarın cesedini görmeye geldim” dedim, ” Nil’den çıkardılar cesedi. Kahire Emniyeti’nden Yüzbaşı Halim seni görmemi söyledi.” Dilini konuşmama şaşırmış gibiydi, jöne de paslı demir sesleri çıkaran sürgüleri çekip kapıyı açtı, kenara çekildi ve içeri girmemi bekledi. Rüzgârın uğultusundan kaçarcasına içeri girdim, ceketimdeki kumları silkeledim ve koridorda yürümeye koyuldum. Kalbimin heyecandan hiç alışmadığım biçimde…

Buz Kapanı / Glenn Meade
Polisiye/ 19 Şubat 2020

Buz Kapanı Buz Kapanı’ndan… Jennifer bu uyarıya rağmen korku içinde kalkmaya çalışırken, adam suratına bir tokat patlattı, yüzünde yakıcı bir iz bırakan bir tokat. “Sakin ol!” Çakan bir şimşeğin ışığı odayı aydınlatınca, saldırganın yüzüne baktı. Adamın yüzü yoktu. Kafasında koyu renk bir kayak maskesi vardı, yarıklarından delici siyah gözlerinin göründüğü bir kayak maskesi; deri eldivenli elinde de bir kasap bıçağı. Jennifer yeniden bağırmaya kalkışınca, adamın öteki eli gelip ağzını kapattı. Genç kadın korkuyla kıvranıp inledi, geceliği karnına doğru toplandı. Adam bıçağı dikkatle başucu masasının üzerine yerleştirdi. Jennifer birden teninin üzerinde bir elin gezindiğini, adamın bacaklarını ayırmaya çalıştığını hissetti. “Sakin ol, yoksa gırtlağını keserim!” Jennifer March donup kalmıştı. Adam kemerini çözdü, yatağa çıktı ve vahşice genç kadının içine girdi. Kadın büyük bir acı duydu. Hayatında hiç yaşamadığı bir korku içinde kalmıştı, adamın yaptığında hayvanca ve itici bir şeyler vardı ama olan bitenin dehşetine öylesine kapılmıştı ki, hareket bile edemedi. Fırtına dışarıda esip gürlerken, adam homurtular içinde doyuma ulaştı. Sonra birden, her şey bitti. Adam yatakta oturdu, kadının ağzını kapatan elini çekti, parıltısı kan çağrışımları yapan bıçağı  başucu masasının üzerinden alırken, Jennifer girdiği şok yüzünden bağıramadı bile. Sadece hıçkırıklara boğuldu. “Ne? .. Ne yapacaksın? .. ” “Seni öldüreceğim.” Jennifer March bir çığlık…

8.Gün / Glenn Meade
Polisiye/ 19 Şubat 2020

8.Gün 8.Gün’den… Geniş Boğaz’ıyla Asya ve Avrupa’yı birbirinden ayıran saygın Türk kentinin tarihi kardı, sakinleri de yüzyıllardır hiç eksik olmayan saldırgan ordular nedeniyle bitkindi. Önce Timurlenk’in vahşi Moğol atlıları, sonra Romalılar, daha sonra da Hıristiyan uygarlığının sona erip Yahudiliğin ve İslam’ın başladığına inandıkları sının korumaya gelen Haçlı şövalyeleri. Arap bütün bunların, surlarla çevrili bu kentin tarihindeki en ölümcül saldırıdan bile daha korkunç sonuçlar doğurabilecek toplantı için, İstanbul’un seçilmesinin isabetli olduğunun farkındaydı. Silahlı korumalar birer hayalet kadar sessiz, ormandaki yerlerinden çekilirken, ötekiler akşam soğuğunda, otomobillerin çevresine dizildi. Toplantı on dakikayı geçmemişti. Arap’ın otomobili çalıştı, farlarıyla patikanın karanlığını delen öteki arabaların arasında, yola koyulmaya hazırlandı. Adam otomobiline binerken korumalarından birine, omzunda AK47 taşıyan iriyarı, sakallı olanına bakıp başım salladı. – Ne yapacağım biliyorsun. Sakallı koruma kulübeye doğru yürüdü, yangın bombasını fırlattı, kapıyı kapatıp otomobilin arkasına dolandı. Beş dakika kadar sonra, otomobil patikada kentin uzaktan göz kırpan ışıklarına doğru ilerlerken, Arap koltuğunda döndü, geriye, kulübeye baktı. Yangın bombası kulübenin penceresinde bir ışık çaktırarak patladı. Kupkuru tahtalar göz açıp kapayıncaya dek alev aldı, alevler birkaç saniyede kulübeyi sardı. Kimse küllerin arasında bir parmak izi, toplantıdan kalma mikroskobik bir kanıt bulamayacaktı. Birilerinin kulübede kanıt arayacağım sandığından değil, yine de bunun gerekli bir önlem olduğu düşünce-sindeydi….

Brandenburg / Glenn Meade
Polisiye/ 2 Eylül 2017

Brandenburg Brandenburg ‘da, Avrupa Güvenlik İdaresi’nde uzman olarak çalışan Volkmann. Elinde anlamsız konuşmalarla dolu bir bant ve yarısı yanmış eski, siyah beyaz bir fotoğraftan başka bir şey olmadığı halde bir cinayeti çözmeye çalışıyor. Bu fotoğraf Avrupa tarihini elli yıl geriye götürecek bir planı açığa çıkarırken, Volkmann’ı da çocukluk yıllarının acılarıyla yüz yüze getirir… Annesi doktora döndü. – Kocam… dedi. Kocam nasıl? – Uyuyabilmesi için bazı haplar verdim. Böylece en az sekiz saat dinlenecektir. Kadın, güvende olduğunu hissettirmek için oğlanın elini sıkıca tuttu, hep birlikte kıyıya doğru yürüdüler. Dalgalar ıslak kayalarda patlayıp köpürüyor, güneş sahildeki çakıl taşlarının üzerinde binlerce parıltı oluşturuyordu. Yürürlerken, doktor söze girişti. – Durumu maalesef oldukça kötü. Size telefon etmemin nedeni de bu. Küçük oğlana bakıp gülümsedi. – Bu küçük adam çok işe yaradı, Beni bulmak için ta köye, Doktor Mansfield’in evine kadar koştu. Çocuğun başını okşadı, bakışlarını yukarıya çevirdi. – Bana biraz kocanızdan söz edin, Mrs. Volkmann. Bu sorun ne zamandan beri var? – Doktor Mansfield size anlatmadı mı? Doktor başını salladı. – Hayır, anlatmadı. Zaten tatilde. Ben sadece onun yerine geldim. Ama kocanızın aynı sıkıntıyı bir daha yaşayabileceğini düşünerek hazırlıklı olmak istiyorum. Kıyıya vardılar. İri dalgalar kayalara ve çakıl taşlarına çarpıyor, kulakları sağır edecek kadar büyük…

Kar Kurdu / Glenn Meade
Polisiye/ 22 Mart 2017

Kar Kurdu Kar Kurdu’nda.. Stalin’in aklî dengesinin bozulduğu ve dünya barışını tehlikeye atabileceği yolunda istihbarat alan Eisenhower, cesur bir karar alarak “Kar Kurdu” operasyonunu onaylar. İki CİA ajanı operasyonu yürütmekle görevlendirilir. Fakat onlar daha Moskova’ya varmadan, KGB planı öğrenecektir… Glenn Meade Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. “Irish Times” ve “Irish Independent” gazetelerinde yazdı. İlk romanı “Kar Kurdu”yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor. Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.