Bülbülü Öldürmek / Harper Lee
Yabancı Edebiyat/ 16 Aralık 2020

Bülbülü Öldürmek Bülbülü Öldürmek’ten… On üçüne az kala, ağabeyim Jem’in kolu dirsekten kırıldı. İyileşip, futbol oynayamayacağına ilişkin korkuları yatıştığında, sakatlığına pek aldırmaz oldu. Sol kolu sağı’ndan az buçuk kısa kalmıştı. Yürürken ve ayakta elinin tersi gövdesine dik, başparmağı kalçasına ters dururdu. Pas verip, çalım atabiliyordu ya, gerisi ona vız geliyordu. Geçmişi tartabilecek, tartmayı isteyecek yaşa geldiğimizde, kaza ile son bulan olaylar dizisinin değerlendirmesini yapardık. Ben her şeyi Ewell’ların başlattığını savunuyordum. Dört yaş büyüğüm olan Jem ise çok önceleri başladı diyordu. Ona kalırsa Dill’in bize geldiği, Boo Radley’i evden çıkarma düşüncesini bize aşıladığı yaz başlamış olmalıydı. Ben de olaylara o kadar geniş bir açıdan bakmak istiyorsan Andreew Jackson’la başladı dedim. General Jackson Creek’leri dereden yukarı sürmeseydi, Simon Finch Alabama’dan ters geri küreklere asılmayacaktı. Asılmasaydı bugün buralarda olmazdık. Tartışmayı yumruklarla çözümleyemeyecek kadar büyüdüğümüz için Atticus’a danıştık. Babamız ikiniz de haklısınız dedi. Güneyli olduğumuzdan Hasting savaşının ötesinde veya berisinde kayda değer atalarımızın olmayışı ailenin bazı bireyleri için utanç kaynağıydı. Bir tek Simon Finch vardı. Dindarlığına cimriliği baskın çıkan, Cornwall’lu kürk avcısı bir eczacı olan Simon Finch… İngiltere’deyken kendilerine Metodist diyen bir gruba daha açık fikirli dindaşları tarafından yapılan baskıya bozulan Simon, Atlantik’i aşmış ve Philadelphia’ya gelmişti. Sonra Jamaica’ya, oradan Mobile’e, oradan da St….