Eşekarısı Fabrikası / Iain Banks
Yabancı Edebiyat/ 6 Ekim 2017

Eşekarısı Fabrikası Eşekarısı Fabrikası’ndan… Ağabeyimin kaçtığını öğrendiğimiz gün Kurban Kazıklarını kolaçan etmeye gitmiştim. Bir şeyler olacağını zaten biliyordum; Fabrika bana haber vermişti. Adanın kuzey ucunda, doğu rüzgârı estiğinde paslı kolu gıcırdayan gemi kızağının kalıntılarının yanında, son kum tepesinin dışa bakan yüzünde iki kazığım vardı. Kazıkların birinde bir sıçan kafası ve iki kızböceği, diğerinde bir martı ve iki fare kafası vardı. Tam fare kafalarından birini kazığa geçiriyordum ki kuşlar havalanıp bağrışmaya başladılar. Yuvalarının yakınından geçen patikanın üzerinde daireler çiziyorlardı. Kafayı iyice sağlamlayıp kum tepesinin üzerine, dürbünle ne olup bittiğine bakmaya çıktım. Diggs, yani kasabanın polis memuru kafasını öne eğmiş, kuma gömülen tekerlekler yüzünden güçlükle pedal çevirerek bisikletiyle patikada ilerliyordu. Köprüye gelince bisikletinden inip onu köprüyü tutan iplere dayadı, sonra asma köprünün ortasına, kapıya kadar yürüdü. Oradaki diyafonun düğmesine bastı. Sessiz kum tepelerine ve yuvalarına konan kuşlara bakarak bir süre orada bekledi. Beni görmedi; çünkü çok iyi saklanmıştım. Sonra babam evden bir şey sormuş olacak ki hafifçe öne eğilip düğmenin yanındaki ızgaraya konuştu, sonra da kapıyı açıp köprüyü geçerek adaya çıktı, oradan da eve yöneldi. Adam kum tepelerinin arkasında kaybolduktan sonra apışaramı kaşıyarak bir süre oturdum; rüzgâr saçlarımı karıştırıyor, kuşlar yuvalarına yerleşiyordu. Kemerimden sapanımı çıkardım, bir buçuk santimlik bir saçma seçip dikkatle…