Yüzüklerin Efendisi / J.R.R. Tolkien (Tek Cilt)
Fantastik / 5 Şubat 2019

Yüzüklerin Efendisi Yüzüklerin Efendisi’nden… Irak Yaylalar’dan Brendibadesi Köprüsü’ne kadar kırk fersah, kuzey avlaklarından güneydeki bataklıklara kadar da elli fersah uzanıyordu toprakları. Hobbitler, Reislerinin yetki alanını oluşturan bu derli toplu iş bölgesine Shire adını verdiler. Ve dünyanın bu hoş köşeciğinde derli toplu yaşama işlerine iyice dalıp, dışarıda karanlık şeylerin harekete geçtiği dünya ile ilgilerini gitgide kaybettiler; öyle ki, sonunda barış ve bereketin Orta Dünya’nın değişmez bir kuralı ve aklı selim sahibi her ahalinin hakkı olduğunu zanneder oldular. Muhafızlar hakkında zaten pek az olan bilgilerini ve Shire’daki uzun barışı mümkün kılan tüm o çabalan ya unutmuşlardı ya da hatırlamazdan geliyorlardı. Aslında korunuyorlardı ama bunu hatırlarına getirmeyi bırakmışlardı. Hiçbir zaman, hobbitlerin hiçbir ırkı savacı olmamıştır ve kendi aralarında hiç savaşmamışlardır. Eski zamanlarda, elbette, zorlu bir dünyada hayatta kalabilmek için savaşmak zorunda kalmışlardı; fakat Bilbo’nun zamanında bu kadim bir tarih olmuştu. Bu öykü başlamadan önce son ve aslında Shire sınırlan içinde yaşanmış olan tek savaş da artık hatıralardan silinmişti: Bu, S.H. 1147’de yaşanan, Bandobras Took’un ork istilasını bozguna uğrattığı Yeşiltarlalar Savaşı’dır. iklim bile daha ılımlı olmuş, o bembeyaz kış aylarında Kuzey sınırlannda dolanan kurtlar sadece dedelerin masallarında kalmıştı. Yani, Shire’da hala bir miktar silah stoku olmasına rağmen bunlar daha çok yadigar olarak kullanıyor, ocakların…

Silmarillion / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 5 Şubat 2019

Silmarillion Silmarillion’dan… Ilúvatar oturup dinledi, uzun süre boyunca bu ona iyi gözüktü çünkü müzikte kusur yoktu. Ama tema geliştikçe, Melkor’un yüreğine, Ilúvatar’ın temasıyla uyum içinde olmayan kendi imgeleminin birbiri içine girmiş özleri ulaşmaya başladı; çünkü o, müziğin kendisine ayrılan kısmının gücünü ve görkemini artırmaya uğraşıyordu. Ainur içinde en büyük güç ve bilgi ihsanları Melkor’a verilmişti ve kardeşlerine verilen tüm ihsanların içinde bir payı vardı. Sık sık Yokolmayan Alev’i aramak için tek başına boşluğa gitmişti; çünkü içindeki Varlık unsurlarını kendisine ait kılmak için duyduğu arzu büyümüştü ve ona sanki Ilúvatar’ın Boşluk hakkında hiçbir düşüncesi yokmuş gibi geliyordu ve bunun boşluğu yüzünden sabırsızlığa kapılıyordu. Ancak Alev’i bulamadı, çünkü o Ilúvatar’laydı. Ama kardeşlerininkine pek benzemeyen kendi düşüncelerini tek başına tasarlamaya başlamıştı. Bu düşüncelerden bazılarını müziğine dokudu ve hemen etrafında bir ahenksizlik yükseldi, çevresinde şarkı söyleyenlerin çoğu ümitsizliğe düştü, düşünceleri alt üst oldu, müzikleri durakladı; ama bazıları, müziklerini başlangıçtaki düşünceden çok ona uyum sağlamaya yöneltti. Sonra Melkor’un ahenksizliği daha da yayıldı ve daha önce duyulmuş melodiler, çalkantılı bir ses denizinde battı. Ama Ilúvatar, sanki yatıştırılamayacak sonsuz bir öfke içindeki karanlık suların birbirleriyle savaştığı o köpüren fırtına, tahtının etrafında gözükene dek oturup dinledi. Sonra Ilúvatar ayağa kalktı, Ainur onun gülümsediğini fark etti; ve sol elini…

Roverandom / J.R.R.Tolkien
Fantastik / 3 Şubat 2019

Roverandom Roverandom’dan… Rover, kısa süre içinde kafasını kâğıdın arasından çıkarmayı başaracaktı. Kekin kokusu almıştı. Ama ona ulaşamadığını fark etti; ve orada, sepetin altlarında, kâğıt torbaların arasında küçük bir oyuncak hırlayışıyla hırladı. Onu sadece karidesler duymuştu ve meselenin ne olduğunu sordular. Kendisi için üzülmelerini bekleyerek her şeyi anlattı, ama onlar sadece şöyle dediler: “Peki ya haşlanmaya ne dersin? Sen hiç haşlandın mı?” “Hayır! Hatırladığım kadarıyla, hiç haşlanmadım,” dedi Rover, “daha önce birkaç kez banyo yapmış olmama rağmen, ama yıkanmak da özellikle hiç hoş bir şey değildi. Ama düşünüyorum ki, haşlanmak büyülenmenin yansı kadar bile kötü değildir.” “Öyleyse sen, gerçekten de hiç haşlanmamışsın,” diye cevap verdiler. “Haşlanmak hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. O, birinin başına gelebilecek en kötü şeydir, bunu düşünmesinin öfkesiyle bile hâlâ kıpkırmızıyız.” Rover, karideslerden hoşlanmamıştı ve şöyle konuştu: “Boşversenize, kısa bir süre içinde sizi yiyecekler ve ben de oturup seyredeceğim.” Bundan sonra karideslerin ona söyleyecek bir şeyleri kalmadı ve onu kendisini nasıl insanları satın aldığını merak edişiyle başbaşa bıraktılar. Bu sorunun yanıtını çok kısa bir süre içinde öğrenecekti. Bir evin içine taşınmıştı, sepet bir masanın üzerine yerleştirilmiş, bütün paketler dışarıya çıkarılmıştı. Karidesler hemen kilere götürüldü, ama Rover doğrudan doğruya onun için satın alındığı küçük çocuğa verildi. Çocuk da onu odasına…

Peri Masalları Üzerine / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 3 Şubat 2019

Peri Masalları Üzerine Peri Masalları Üzerine’den… Demek ki bir peri masalının tanımı –ne olduğu ya da ne olması gerektiği– elflerin ya da perilerin herhangi bir tanımına ya da tarihi öykülerine değil de, Periler Diyarı’nın doğasına, o Tehlikeli Diyar’ın kendisine ve o ülkede esen havaya dayanıyor. Bunu tanımlamaya ya da doğrudan betimlemeye kalkışmayacağım. Bu yapılamaz. Periler Diyarı bir sözcük ağında yakalanamaz; çünkü algılanamaz olmasa da betimlenemez olmak, özelliklerinden biridir. Pek çok bileşeni vardır ama çözümleme tüm sırrı ortaya koyacaktır diye bir şey de yoktur. Yine de, umarım, daha sonra diğer sorular hakkında vereceğim cevaplar, benim Periler Diyarı hakkında sahip olduğum eksik bakış açısına dair bir fikir verir. Şu an için sadece şunu söyleyeceğim: bir “peri masalı”, asıl amacı yergi, macera, ahlak veya fantezi olsun, Periler Diyarı’ndan bahseden veya onu kullanan bir masaldır. Belki de Periler Diyarı en yakın “Sihir” olarak çevrilebilir{12} – ama o, garip bir ruh hali ve gücün sihridir; en çalışkan ve bilimsel sihirbazın kaba aletlerinden en uzak kutuptadır. Bir koşulu vardır: masalda bir parça yergi yer alsa bile, bir tek şeyle asla dalga geçilmemelidir, sihrin kendisiyle. Bu durum, o masalda ciddiye alınmalıdır, ona ne gülünmelidir ne de açıklanmaya, çalışılmalıdır. Orta Çağa ait olan Sör Gawain ve Yeşil Şövalye,…

Masallar / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 3 Şubat 2019

Masallar Masallar’dan… Bir zamanlar ne eski anılan ne de uzun bacakları olanlara uzak gelecek bir köy vardı. Ona Küçük Wootton’dan büyük olduğu için Büyük Wootton derlerdi, ormanın birkaç kilometre derinliklerindeydi. Çok büyük olmasa da o dönemde bolluk içindeydi ve her yerde olduğu gibi orada da türlü türlü insan yaşardı; iyisi, kötüsü, biraz iyisi biraz kötüsü. Ülkede, çeşitli zanaatlarda çalışanlarının becerileriyle, ama en çok da aşçılığıyla tanınmış, kendi halinde bir köydü. Köy Kurulu’na ait kocaman bir Mutfak vardı ve Başaşçı önemli biriydi. Aşçı’nın Evi ve Mutfak, çevredeki en büyük ve en eski ve de en güzel bina olan Büyük Salon’da birleşirdi. Salon iyi cins taş ve meşe ağacından inşa edilmişti ve bir zamanlar olduğu gibi boyanıp süslenmese de iyi bakılmıştı. Köylüler toplantılarını, tartışmalarını, şenliklerini ve aile toplantılarını Salon’da yaparlardı. Bütün bunlara uygun yiyecek içecek hazırlamak zorunda olduğu için Aşçı da hep meşgul olurdu. Yıl içinde ardı arkası kesilmeyen festivallerde uygun olansa yiyeceğin bol ve lezzetli olmasıydı. Kışın yapılan tek festival olduğu için herkesin iple çektiği bir festival vardı. Bu festival bir hafta sürerdi ve son gün günbatımında, çok kişinin davet edilmediği iyi Çocuklar Ziyafeti adında bir eğlence olurdu. Bu tür olayları organize edenler ne kadar dikkatli olmaya çalışsa da, işler hep…

Húrin’in Çocukları / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 2 Şubat 2019

Húrin’in Çocukları Húrin’in Çocukları’ndan… Túrin karakteri babam için çok önemliydi ve açık sözlülüğü, dobralığı ile babamın kendi çocukluğundan, bütün karakterinin temelini oluşturan, keskin bir portre çizmektedir: haşinliği ve neşesizliği, adalet duygusu ve merhameti; Húrin karakterinin zekası, neşesi ve iyimserliği, annesi Morwen’in ketum, cesur ve gururlu karakteri; Túrin doğmadan önce, Morgoth’un Angband Kuşatması’nı kırdığı soğuk Dor-lómin diyarı senelerinde, ev halkının o zamandan korku dolmuş olan yaşamı da konu edilmektedir. Ama bütün bunlar dünyanın Birinci Çağ’ında, Kadim Günlerde, hayal edilemez ölçüde uzak bir zamanda geçmekteydi. Bu öykünün eriştiği zaman derinliği, Yüzüklerin Efendisi’ndeki bir pasajda, hatırlanmaya değer bir biçimde aktarılmaktadır. Ayrıkvadi’deki büyük divanda, Elrond üç binden fazla sene önce elfler ile insanların son ittifakından, İkinci Çağ’ın sonunda Sauron’un alt edilmesinden bahsetmektedir: Burada Elrond bir süre ara vererek iç geçirdi. “Sancaklarının ihtişamını gayet iyi hatırlıyorum,” dedi. “Bir arada onca ulu prens ve komutan, Kadim Günlerin görkemini ve Beleriand’ın ordularını aklıma getiriyordu. Yine de, Thangorodrim’in yıkıldığı ve elflerin de kötülüğe ilelebet son verdikleri yanılgısına kapıldıkları zamanki kadar kalabalık ve göz alıcı değillerdi.” “Hatırlıyor musun?” dedi Frodo, hayretinden düşüncelerini yüksek sesle söyleyerek. Elrond ona doğru dönünce de, “Ama ben,” diye kekeledi, “ben Gil-galad’ın uzun çağlar önce düştüğünü zannediyordum.” “Hakikaten de öyleydi” diye cevapladı Elrond vakarla. “Lâkin,…

Hobbit / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 2 Şubat 2019

Hobbit Hobbit’ten… Toprakta bir kovukta bir hobbit yaşardı. Bu kovuk ne solucan pislikleriyle dolu, yapışkan kokulu, ıslak, kirli ve iğrenç bir kovuk; ne de kum, çıplak, kumlu, içinde ne yiyecek ne de üzerine oturulabilecek bir şeyler bulunan bir kovuktu; Bu bir hobbit-kovuğuydu, ki bu da rahatlık demekti. Bu kovuğun lumboz kadar mükemmel yuvarlaklıkta yeşile boyalı bir kapısı ve kapısının tam ortasında da pırıl pırıl; san pirinç bir tokmağı vardı. Kapı, boru gibi tünelimsi bir hole açılırdı; Bu havadar tünel, lambrili duvarları, fayans döşeli ve halı kaplı yerleri; cilalı iskemleleri ve bir sürü şapka ve palto asacağıyla – bizim hobbit misafirlere bayılırdı – müthiş rahat bir tüneldi. Tünel, hemen hemen Tepe’nin – civardaki halk oraya bu adı vermişti – yamacına kadar kıvrıla kıvrıla giderdi ve birçok yuvarlak; minik kapı da önce bir tarafta sonra diğerinde olmak üzere bu tünele açılırdı. Hobbit için üst kat söz konusu değildi: Yatak odaları, banyolar, mahzenler, kilerler (ki bir sürü kiler vardı), gardıroplar (daha doğrusu yalnızca giysilere ayrılmış odalar), mutfaklar, yemek odaları, hepsi, hepsi aynı kattaydı, hatta aynı geçitte. En güzel odaların tümü içeriye doğru girerken solda kalırlardı, çünkü yalnız bu odaların derin, yuvarlak pencereleri bahçesini ve nehre kadar uzanan çayırları görürdü. Bu hobbit hali vakti…

Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair / J.R.R. Tolkien
Fantastik / 2 Şubat 2019

Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair’den… Aşağıdaki kısa tarihçe Silmarillion’u okumamış ya da aradan geçen zaman içinde unutmaya yüz tutmuş Altıkırkbeş okurları için hazırlanmıştır. Güneşin doğusuyla hesaplanmaya başlayan Güneş Yıllan’nın (GY) sonrasındaki İlk Çağ’ı özetlemeye çalışırken, geçen yılları aklınızda canlandırabilmeniz için, Robert Foster’ın bu konu üzerindeki bir çalışmasında verdiği yıllara uyduk. İşte kısaca, Yaratılış’ın İlk Çağı: ◊ Eä’nın [dünya, maddi evren) yaratılışı. Ilúvatar’ın yarattığı meleksi varlıklar olan Valar ve Maiar, onun yarattığı görüntüyü tamamlamak için Eä’ya inişi. ◊ İlk Savaş ve Arda’nın Bozuluşu. Tulkas’ın Eä’ya girişi ve Melkor’un geri çekilişi. Arda’nın tamamlanışı. En güçlü Vala sayılan Melkor, yaratılan dünyayı kendi düşüncelerine göre şekillendirmek isteyince Valar ile arasında çekişmeler doğar ve sonucunda İlk Savaş başlar. Kendisi yeni şeyler yaratmaktansa diğerlerinin yaptıklarını bozmayı seçen Melkor’un kötülüklerinin sonucunda ‘Arda’nın Bozuluşu” gerçekleşir. Yani Ainur’un Müziği’nde tanımlanan kusursuz Dünya [Arda], Melkor’un hırsından kaynaklanan kötülükleriyle farklı biçimlenir. Bu biçime Bozulmuş Arda [var olan Dünya] adı verilir. Arda tamamen şekillenmeden, dünyada daha hiçbir şey yetişmeden ya da yürümeden önce başlamış” olan İlk Savaş sırasında hakimiyet uzun süre Melkor’da kaldı. Ama Güçlü Tulkas’ın yardım için göklerden inişiyle Melkorkup kaçarak Arda’yı terk etti ve uzun süre boyunca barış hüküm sürdü. ◊ Arda Baharı başlar. Valar,…