Tatlı Yalan / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Tatlı Yalan Tatlı Yalan’dan… “Şşş, sik kafa!” dedi ikizlerden biri, bagaj teslim alanının öbür ucunda kollarını açıp Thomas’a doğru yürürken. Kısacık saçları başına serpiştirilmiş gibi duruyordu ve gülümsediğinde bal rengi gözlerinin çevresi kırışıyordu. “Taylor!” Thomas valizlerimizi yere bıraktı ve kardeşine sımsıkı sarıldı. İkisi de aynı boydaydı ve yanımda dev gibi duruyorlardı. Yanımızdan geçen biri ilk bakışta arkadaş olduklarını sanabilirdi ve denizci montunun üstünden bile Taylor’ın da Thomas kadar kaslı olduğu anlaşılıyordu. Aralarındaki tek fark Thomas’ın daha kaim olan kaslarının hangisinin ağabey olduğunu belli etmesiydi. Akraba olduklarını belli eden başka şeyler de vardı. Taylor’m ten rengi bir tık daha açıktı ve bunun da sorumlusu büyük ihtimalle yaşadıkları yerlerin coğrafi konumlarıydı. Taylor, Thomas’a sarıldığında birbirinin aynı, güçlü, büyük ellerinin olduğunu fark ettim. Aynı anda beşiyle birden aynı mekânda bulunmak inanılmaz tedirgin edici olacaktı. Thomas neredeyse aşırı sert bir şekilde kardeşinin sırtını sıvazladı. Beni bu şekilde selamlamadığı için mutlu olmuştum ama kardeşi umursamamış gibi görünüyordu. Birbirlerini bıraktılar ve Taylor, Thomas’m koluna ses çıkaracak kadar büyük bir güçle yumruk attı. Taylor, “Kahretsin Tommy! Bildiğin erkek fatma kası yapmışsın!” deyip Thomas’m pazusunu sıkarmış gibi yaptı. Thomas başını iki yana salladı ve ikisi de yüzlerinde birbirinin aynı sırıtmayla dönüp bana baktı. Thomas mutluluktan gözleri ışıldayarak, “İşte…

Kızıl Tepe / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Kızıl Tepe Kızıl Tepe’den… Arka koltukta, kolunu ablama sarmış oturuyordu,vosvosumun çevresindeki kargaşayı izlerken gözleri dans eder gibiydi. Başka birisi daha koşarak kapıya çarptığında Ashley’ye yaslanıyordu. “Kahretsin!” dedim, suratımı asarak. “Arabanın boyasını çizecekler!” Ashley inanmayan gözlerle bana baktı ama biraz olsun mantıksız bir öfkenin yüzeye çıkmasına izin vermeden edemiyordum.Yepyeni,pırıl pırıl,bembeyaz Volkswagen’imin özel seçim boyası daha yeni kurumuştu ve bu aşağılık herifler her yanımızdan geçtiklerinde arabama sürtünüyorlardı. “Burada kaldık,” dedi Bryce, ileriyi görmeye çalışarak.Bryce’ın dağınık kahverengi saçları vosvosun açılabilir tavanına değiyordu. Dodge marka kamyonetiyle babamın çiftliğine gitmek istemişti ama babam bir Ford hayranıydı ve bütün hafta sonu boyunca Ram’larla F-150’leri kıyaslayıp tartışmalarını dinlemeye niyetim yoktu. “Eğer arabanın üstünü indirirsen daha iyi bakabilirim.” “Bu epey aptalca bir fikir,” dedim, yüzümde bir tiksinti ifadesiyle. Söylediğim, Bryce’ın dikkatini dışarıdaki korkmuş yayalardan çekti. “Ne?” Omzunun üstünden dışarıyı işaret etim. “Kaçmalarının bir nedeni var. O neden her neyse, bizi ona karşı savunmasız bırakmayacağım.” Hafta sonu araba gezintisi yapmak için eyaletler arası yola çıktıktan sonra kırk kilometre gitmeden yolun akış hızı saatte on beş kilometrenin altına düşmüş, sonra da on kilometre daha gidemeden hız saatte sıfır kilometreye inmişti. Bu yarım saat önceydi ve o zamandan beri yerimizden kıpırdamamıştık, insanlar arabalarından çıkıp koşarak kaçmaya başladıklarında bile. “Sen sürmene bak…

Araf / Jamie McGuire
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Araf Araf’tan… Her kız babasına saygı duyar. Onu kahramanı olarak görür ya da onu hayatında o kadar önemli bir yere koyar ki hiçbir şey ona olan sevgisiyle yarışamaz. Benim için babam saygıdan, bağlılıktan ve hatta sevgiden çok daha fazlasını hak ediyordu. Ona hayrandım. Superman’den çok daha fazlasıydı; o, Tanrı’ydı. Hatırlayabildiğim en eski anılardan birinde, babam ofisinde anlamadığım bir şeyler söylerken iki adam da onun önünde korkudan iki büklüm olmuştu. Her zaman son karar onundu ve kimse bunu tartışmazdı. Ölüm bile dokunamazdı ona. 14 Aralık’ta çalan telefonuma cevap verdiğimde, bu gerçek sona ermişti. “Nina,” dedi annem içini çekerek, “çok fazla vakti yok, şimdi gelmelisin.” Telefon yatakta, yanı başımda duruyordu, ellerim o kadar titriyordu ki telefonun düşmesine engel olamamıştım. Geçen haftalar benim için sanki değişik bir evrende yaşıyormuşum gibi çok garipti; sürekli korkunç telefonlar alıyordum. ilkinde hastaneden bir hemşire, babamın kaza geçirdiğini haber vermek için aramıştı. En son aranan numara benimkiydi ve bu korkunç haberi anneme verecek olan kişi de bendim. Babamın son günlerinde doktorlar, durumunda hiçbir gelişmenin olmadığını, bize de kaçınılmaz olanla yüzleşin demeye başladığında, bu telefonlar son bulacağı için minnettardım. Odanın içinde yürüyüp montumla anahtarlarımı almak çok garipti. Babama elveda demek için yola koyulurken yaptıklarım çok sıradan geliyordu bana. Arabama…