Not: Seni Hala Seviyorum / Jenny Han
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Not: Seni Hala Seviyorum Not: Seni Hala Seviyorum’dan… Margot’yla yaptığımız görüntülü konuşmada ona son gelişmelerden bahsettim. Açık mavi ve üzeinde avcı yeşili desenleri olan kazağıyla çalışma masasında oturuyordu ve saçları ıslaktı. Saint Andrews kupasıyla çay içiyordu. “Kazağın güzelmiş,” dedim bilgisayarımı kucağıma yerleştirip yastıklarıma yaslanırken. “Bil bakalım Kitty babama kimi ayarlamaya çalışıyor?” “Kimi?” “Bayan Rothschild.” Margot’nun çayı genzine kaçtı. “Sokağın karşısında oturan mı? Şaka yapıyorsun. Duyduğum en saçma şey bu.” “Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?” “Evet! Sen böyle düşünmüyor musun?” “Bilmiyorum. Jamie’yi nasıl eğiteceğini öğrettiği için Kitty onunla çok vakit geçiriyor. Gayet iyi birine benziyor.” “Yani tabii ki iyi ama çok fazla makyaj yapıyor ve üzerine kahve döküp cadı gibi çığlık atıyor. Eski kocasıyla bahçelerinde resmen çığlık savaşı yapıyorlardı, unuttun mu?” Margot ürperdi. “Ayrıca babamla ne konuşacaklar ki? Adet.ı Charlottesville’in Gerçek Ev Kadını. Ama boşanmış.” “Aslına bakarsan Gerçek Ev Kadınlarının en sevdiği program olduğundan bahsetti,” diye itiraf ettim kendimi dedikoducu gibi hissederek. “Ama bundan gurur duymadığını söyledi!” “Hangi şehir?” “Sanırını hepsi?” “Larajean, sakın babama kancayı takmasına izin verme. Babamın yirmi birinci yüzyıldaki gönül işleri hakkında en ufak fikri yok, o kadın babamı çiğ çiğ yer. Babamın olgun, gözleri bilgelikle parlayan birine ihtiyacı var.” Homurdandım. “Kim mesela? Yaşlı bir nine mi? Öyleyse, ona…

Sensiz Yaz Olmaz / Jenny Han
Aşk/ 4 Ağustos 2018

Sensiz Yaz Olmaz Sensiz Yaz Olmaz’dan… Susannah tekrar gerçekten hasta düştüğünde, kimse bunu bana anında söylememişti. Ne Conrad, ne annem ne de Susannah nın kendisi. Her şey çok hızlı olmuştu. O son sefer Susannah’yı görmekten kaçınmaya çalışmıştım. Anneme notumun çeyreği yerine geçecek bir trigonometri sınavım olduğunu söylemiştim. Oraya gitmekten kaçmak için her şeyi söylerdim. “Tüm hafta sonu çalışacağım, gelemem. Belki önümüzdeki hafta olur,” demiştim telefonda. Sesimi çaresiz gibi değil de olağan çıkarmaya çalışmıştım. “Olur mu?” Annem hemen, “Hayır, olmaz. Bu hafta sonu geliyorsun. Susannah seni görmek istiyor,” demişti. “Ama…” “Aması yok.” Sesi keskindi. “Tren biletini çoktan aldım. Yarın görüşürüz.” Tren yolculuğu sırasında, Susaıınah’yı gördüğümde söyleyebileceğim şeyler üzerine kafa yordum. Trigonometrinin ne kadar zor olduğunu, Taylor’ın âşık olduğunu, sınıf başkanı olmak için adaylığımı koymayı düşündüğümü söyleyecektim ki bu yalandı. Başkanlık için aday olmayacaktım ama Susannah’nın bundan hoşlanacağını biliyordum. Ona bütün bunları anlatacak ama Conrad’ı sormayacaktım. Annem tren istasyonundan beni aldı. Arabaya bindiğimde, “Geldiğine sevindim,” dedi. Ardından da, “Merak etme, Conrad burada değil,” diye ekledi. Ona cevap vermeyip camdan dışarı baktım. Beni zorla getirdiği için ona gereksiz bir şekilde kızgındım. Annemin de bunu umursadığı yoktu. Konuşmaya devam edip duruyordu. “Seni önceden uyarayım, Susannah iyi görünmüyor. Yorgun. Çok yorgun ama seni göreceği için…