Uzayda İsyan / Leigh Brackett
Bilimkurgu/ 23 Nisan 2019

Uzayda İsyan Uzayda İsyan ‘dan… Ilık bir Haziran gecesi Times Square. Göze yabancı gelmeyen ışıklar, kalabalık, tiyatrolar, dükkânlar, Lindty’ye girmek üzere bekleyen turist kuyruğu. Trehearne, yüksek irtifa uçuşu hakkında yeni bir kitap alımak üzere teknik kitaplar satan bir kitapçıya girmişti. Bir masanın arkasında oturan Kerrel’in yüzüne bakmıştı ve bu bakış, sonucun başlangıcı olmuştu. Bu bakış, Trehearne’den başka kimse için herhangi bir şeyin başlangıcı olamazdı. Trehearne değişikti ve bu değişikliği görünüşü yönündendi. İnsanların çoğu muhakkak birine benzerdi; babaya, anaya, büyükbabaya, ya da hiç değilse sülâlesinden gelme birine benzerdi. Oysa, Trehearne kimseye benzemiyordu. Şimdiye kadar da kimseye benzdiği söylenmemişti ve kimseye benzemeyişi sadece yüz yapısından ötürü değildi. Daha derin bir sebeptendi. Değişikliği renginden, doku yapısından ve kesinlikle anlaşılamayan bir şeyden ötürüydü. Bir yerlerde, bir kadın durur, yüzüne dikkatle bakarak: — Senin garip bir yönün var, Michael, şimdiye kadar tanıdığım kimselere benzemiyorsun, diye söylenirdi. Otuz yıldan beri duyduğu bu sözden ötürü, Trehearne, oldukça büyük bir komplekse yakalanmıştı. Ve şimdi, Times Square’deki kitapçıda, kendisine son derece benzeyen birinin yüzüne bakıyordu. Trehearne dikkatle bakıyordu. Bir veya iki saniye sonra diğer adam başını kaldırdı ve Trehearne’ü gördü. O da dikkatle karşısındaki adama baktı. Sonra gülümsedi ve: — Merhaba, dedi. Trehearne heyecanla titredi. Adama dikkatle bakarak: —…

Uzayda Büyük Sıçrayış / Leigh Brackett
Bilimkurgu/ 22 Nisan 2019

Uzayda Büyük Sıçrayış Uzayda Büyük Sıçrayış’tan… Barda konuşmuş olduğu çocuğun öfkelendiği de bu durumdu. Onu bu özel odaların birinden sepetlemişler ve koğuşa koymuşlardı. Bu kattaki odalarda bulunan tek hasta olmasına rağmen onu neden gece yarısı koğuşa atmışlardı? Kapının önündeki iri yarı adam hemen ayağa fırladı, bütün uykusu birden dağılmıştı. Comyn’in yanında yürüyen nöbetçi: — Endişe etmene lüzum yok, dedi. Bu adam benim dostumdur. Nöbetçinin sesinde inandırıcı bir ton yoktu. Diğer nöbetçi ileri doğru bir adım atarken: — Sen delimisin, buraya yabancı… Hey… hey, ne oluyoruz ? Nöbetçinin refleksi son derece iyiydi, fakat Comyn zaten hazırdı. Elindeki şok tabancası hafif bir vızıltıyla çalışınca nöbetçi kalıp gibi yere serildi. Bir saniye sonra Comyn’in yanındaki nöbetçi de bilincinin yanında yatıyordu. İki nöbetçi de bayılmıştı, çünkü Comyn, gelirken çaktırmadan şok tabancasının voltajını düşürmüştü. Genç doktor duyduğu hafif gürültülerin sebebini anlamak için başını odasının kapısından uzatıp baktığı zaman koridorda kimseler yoktu. — Joe? Doktorun sesinde sinirli bir ifade vardı. Cevap alamayınca kaşları çatıldı. Doktor, yandaki koridora bakmak üzere arkasını dönünce Comyn, son odanın kapısını açarak sessizce içeri süzüldü ve kapıyı arkasından kapadı. Kapıcın üstünde yepyeni bir kilit ve sürgü vardı. Comyn, böyle şeylerin hastane kapılarına konmadığını çok iyibiliyordu. Kapının sürgüsünü yuvasına oturttuktan sonra yataktaki adama…