Lord Arthur Savile’in Suçu / Oscar Wilde
Yabancı Edebiyat/ 4 Temmuz 2018

Lord Arthur Savile’in Suçu Lord Arthur Savile’in Suçu’ndan… Bir öğleden sonra, Café de la Paix’de dışarda oturmuş, Paris yaşamının ihtişamıyla perişanlığını seyreder, vermutumu içip önümden geçen azamet ile sefaletin tuhaf manzarasını düşünürken, birisinin adımı seslendiğini duydum. Arkama döndüm ve Lord Murchison’u gördüm. Kolejde birlikte olduğumuzdan bu yana, neredeyse on yıldır görüşmemiştik, bu yüzden onunla yeniden karşılaşmaktan sevinç duydum ve hararetle el sıkıştık. Oxford’da çok iyi arkadaştık. Onu çok severdim, öyle yakışıklı, öyle hayat dolu, öyle namuslu biriydi ki aramızda onun hakkında, “her zaman doğruyu söylemek gibi bir huyu olmasa, ondan daha iyi arkadaş bulunmaz,” derdik, yine de öyle sanıyorum ki ona bu kadar hayran olmamızın gerçek sebebi daha çok dürüstlüğüydü. Arkadaşımın epeyce değişmiş olduğunu fark ettim. Endişeli ve şaşkın bir hali vardı, sanki şüphe içinde gibiydi. Bunun bir modern şüphecilik vakası olamayacağını hissettim, çünkü Murchison, Tory’lerin en sağlamıydı ve Lordlar Kabinesi’ne nasıl inanıyorsa Tevrat’ın ilk beş kitabına da öyle sağlam bir şekilde inanırdı; bu yüzden nedenin bir kadın olduğuna karar verdim ve evlenip evlenmediğini sordum. “Kadınları yeterince iyi anlamıyorum,” diye yanıtladı. “Sevgili Gerald,” dedim, “kadınlar sevilmek içindir, anlaşılmak için değil.” “Güvenemediğim bir şeyi sevemem,” diye karşılık verdi. “Galiba hayatında gizemli bir şey var,” dedim, sesimi yükselterek, “bana ondan söz et.”…

Dorian Gray’in Portresi / Oscar Wilde
Yabancı Edebiyat/ 4 Temmuz 2018

Dorian Gray’in Portresi Dorian Gray’in Portresi’nden… Ertesi gün saat yarımda Lord Henry Wotton, Curzon Sokağı’ndan çıktı, amcası Lord Fermor’u ziyaret etmek için Albany Oteli’nin yolunu tuttu. Kimi dobra davranışlarına karşı güler, söyler; dost tutumlu bir ihtiyar olan Lord Fermor’dan belli bir çıkar sağlayamayan dünya onu bencillikle suçlardı. Oysa sosyete onu cömert sayardı, çünkü Lord Fermor kendini eğlendiren kimselerin karnını doyururdu. Babası, Isabella’nın gençliğinde, daha Prim akılda bile yokken, Madrid Büyükelçiliği yapmış; ne var ki Paris Büyükelçisi yapılmayınca tepesi atarak diplomasi mesleğinden ayrılmıştı. Lord Fermor, soyu, haylazlığı, hazırladığı raporları, güzel dili ve aşırı zevk, sefa düşkünlüğü nedeniyle bu görevi tam anlamıyla kendisinin hak ettiğini düşünmüştü. Babasının sekreterliğini yapan oğlu da onunla birlikte istifasını vermişti. Biraz aptallık ettiği düşünülmüştü o sıralar. Birkaç ay sonra babasının unvanı kendine kalan yeni Lord Fermor kendini, aristokrasinin o şahane sanatını, yani tümüyle boş gezme sanatını ciddi olarak incelemeye adamıştı. Kent içinde iki kocaman evi vardı, ama daha az zahmetli olduğu için bir otel dairesinde oturmayı yeğliyor, genellikle yemeklerini de orada yiyordu. Midland dolaylarında sahip olduğu kömür ocaklarının yönetimiyle az buçuk ilgileniyor, bu çabayı göstermekle şanına sürdüğü lekeyi affettirmek için, “Kömürün tek bir yararı var: Kibar tabakaya kendi şöminelerinde odun yakabilme ayrıcalığını sağlıyor!” diyordu. Siyasal açıdan bir…

De Profundis / Oscar Wilde
Yabancı Edebiyat/ 4 Temmuz 2018

De Profundis De Profundis’ten… Senden üzücü haberler dışında ne bir tek satır ne de bir mesaj almadan hapiste iki uzun yıl geçirmiş olmak düşüncesinin yarattığı hoşnutsuzlukla, uzun süren boşuna bir bekleyişten sonra, hem senin hem de kendi iyiliğim için ben sana yazmaya karar verdim. Şanssız ve son derece acıklı dostluğumuz benim için felaket ve rezaletle sonuçlandığı halde, eski yakınlığımız sık sık anılarımda canlanıyor; yüreğimde bir zamanlar sevginin tuttuğu yeri hep tiksinti, acı ve küçümsemenin alacağı düşüncesi bana üzüntü veriyor. Vicdanına kulak verirsen, ben hapishane hayatının yalnızlığında yatarken benden izinsiz mektuplarımı yayımlamaktan, fikrimi sormadan bana şiirler ithaf etmektense bana mektup yazmanın, dünya senin bana hangi keder ya da tutku, pişmanlık ya da kayıtsızlık sözleriyle yanıt vereceğinden ya da yalvaracağından habersiz olsa da, daha iyi olduğunu kabul edersin sanırım. Hiç kuşkum yok ki, bu, yazmak zorunda olduğum, senin ve benim yaşamımıza, geçmişe ve geleceğe, acıya dönüşen güzelliklere ve sevince dönüştürülebilecek acılara ilişkin mektupta, gururunun en hassas noktalarını incitecek çok şey olacaktır. Gerçekten öyle olursa mektubu tekrar tekrar, gururunu öldürünceye kadar oku. Mektupta haksız yere suçlandığını düşündüren bir şey olursa insanın haksız yere suçlanabileceği bir hatanın bulunmasına şükretmesi gerektiğini hatırla. Mektubun bir tek bölümünde bile gözlerin dolarsa ağla; tıpkı bizlerin, gündüzlerin de geceler…

Bütün Masallar Bütün Öyküler / Oscar Wilde
Yabancı Edebiyat/ 4 Temmuz 2018

Bütün Masallar Bütün Öyküler Bütün Masallar Bütün Öyküler’den… “Ona kırmızı güller götürürsem benimle dans edeceğini söyledi,” diye bağırdı genç Öğrenci, “ama bahçemde tek bir kırmızı gül yok.” Pırnal meşesindeki yuvasından Bülbül duydu onu ve yaprakların arasından başını çıkarıp baktı neler oluyor diye. “Bahçemde hiç kırmızı gül yok!” diye bağırdı Öğrenci ve güzel gözleri yaşlarla doldu. “Ah, nasıl da küçük şeylere bağlı aşk! Bilge kişilerin aşk hakkında yazdıkları her şeyi okudum, felsefenin bütün sırlarına sahibim, gene de bir kırmızı gül yüzünden mahvoldu hayatım.” “İşte sonunda gerçek bir âşık,” dedi Bülbül. “Geceler boyu şarkılarımda onu söyledim, onu hiç tanımadan: Geceler boyu onun hikâyesini yıldızlara anlattım, şimdi karşımda. Saçları sümbüller kadar siyah, dudakları arzuladığı gül kadar kırmızı; ama tutku, yüzünü fildişi gibi soldurmuş, keder alnına mührünü basmış.” “Prens yarın gece bir balo veriyor,” diye mırıldandı genç Öğrenci, “sevdiğim de orada olacak. Eğer ona kırmızı bir gül götürürsem benimle şafak sökünceye kadar dans edecek. Ona bir kırmızı gül götürürsem, onu kollarımda tutacağım, başını omzuma yaslayacak, eli elimi bulacak. Ama bahçemde kırmızı gül yok, bu yüzden tek başıma oturacağım, o da önümden geçip gidecek. Beni umursamayacak, kalbim kırılacak.” “İşte gerçekten de gerçek bir âşık,” dedi Bülbül. “Benim şarkıda söylediğim şeyin gerçekten acısını çekiyor; benim için…