Tanrı Yanılgısı / Richard Dawkins
Bilim/ 27 Mart 2020

Tanrı Yanılgısı Tanrı Yanılgısı’ndan… Çağımızın dindar gibi görünen büyük bilim insanlarının inançlarını daha derinlemesine incelediğinizde genelde tersi ortaya çıkar. Bu gerçek hiç kuşkusuz Einstein ve Hawking için geçerlidir. Şu anki Kraliyet Astronomu ve Kraliyet Cemiyetinin Başkanı Martin Rees, bana kiliseye ‘inançsız bir Anglikan… tarikat sadakatinden yoksun birisi’ olarak gittiğini söylemişti. Rees’in dinle ilgili inançları yoktur ancak adını andığım diğer bilim insanlarının, evren tarafından kışkırtılmış olan şiirsel natüralizmlerini paylaşır. Yakın geçmişte televizyonda yayımlanmış bir sohbet sırasında İngiliz Yahudilerinin saygı duyulan bir kişisi, doğum uzmanı arkadaşım Robert Winston’ı, kendi Yahudiliğinin tam da bu karakterde olduğu ve bu yüzden doğaüstü herhangi bir şeye aslında inanmadığını kabul etmesi için sıkıştırdım. İkna olmak üzereydi ama son anda çekindi (adil olmak gerekirse, benimle yalnızca röportaj yapacağını zannediyordu, bu konulara gireceğimden haberi yoktu.) Onu sıkıştırdığım zaman, Yahudiliği, hayatını düzene sokmaya ve daha iyiye götürmeye yardım edecek sağlam bir disiplin olarak gördüğünü söyledi. Belki de öyledir; ama bunun dininin doğaüstü taleplerinin gerçek değerleriyle en küçük bir ilgisi dahi yoktur. Yahudi olduğunu gurur duyarak söyleyen ve Yahudi dini kurallarına uyan birçok entelektüel ateist vardır. Bunun sebebi belki eski geleneklere ya da öldürülmüş akrabalara karşı sadakat ve aynı zamanda “din”’i, birçoklarımızın paylaştığı, en ünlü taraftan Albert Einstein olan panteistik saygı…

Gen Bencildir / Richard Dawkins
Bilim/ 27 Mart 2020

Gen Bencildir Gen Bencildir’den… Öğretme konusunda söylediklerimin bir sonucu olarak, genlerle kalıtılan özelliklerin sabit ve değiştirilemez olduğunu düşünmek yanlış olur (hem de çok sık yapılan bir yanlış). Genlerimiz bize bencil olma talimatı verebilirler, fakat tüm hayatımız boyunca onlara boyun eğmek zorunda değiliz. Yalnızca şunu söyleyebiliriz: Genetik olarak özverili olmaya programlanmış olsaydık, özverili olmayı öğrenmemiz şimdikinden daha kolay olabilirdi. Hayvanlar arasında bir tek insanda öğrenilen ve sonraki kuşaklara geçirilen etkiler, örneğin kültür, baskın özelliktedir. Kimileri, insan doğasının anlaşılmasında, kültürün genlerinin konuyla ilişkisiz kalacak denli önemli olduğunu söyleyeceklerdir. Kimileri de buna karşı çıkacaklardır. Bütün bunlar, insanı niteleyen özelliklerin belirleyicileri olarak “doğa mı, besleyen mi” tartışmasında nerede durduğumuza bağlıdır. Bu beni, kitabın ne olmadığı konusundaki ikinci noktaya getiriyor: Bu, doğa/besleyen çekişmesinde herhangi bir konunun avukatlığını yapan bir kitap değil. Elbette bu konuda bir fikrim var, fakat bunu ifade etmeyeceğim. Ta ki, son bölümde yer alacak olan kültüre bakışa gelinceye dek. Eğer çağdaş insan davranışının belirlenmesinde genlerin gerçekten de önemsiz olduğu ortaya çıkarsa; eğer gerçekten de bu açıdan hayvanlar arasında tek ise, en azından bizleri kuraldışı kılan bu kuralı sorgulamak yine de ilginç olacaktır. Ve eğer, türümüz düşündüğümüz kadar da kuraldışı değilse, bu kuralı anlamamız daha da önemli olacaktır. “Bu kitap ne değildir”in üçüncüsü,…