Arı Kovanına Çomak Sokan Kız / Stieg Larsson
Polisiye/ 7 Ağustos 2018

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’dan… Sonja Modig ile Jerker Holmberg, Göteborg’a sabah sekizi birkaç dakika geçe vardılar. Bublanski arayıp yeni talimatlar vermişti; Gosseberga’ya gitmeye boş verecekler, bir taksiye atlayıp Nya Ullevi’deki Emniyet Müdürlüğü’ne gideceklerdi. Bir saat kadar, Komiser Erlander ile Mikael Blomkvist’in Gosseberga’dan gelmesini beklediler. Mikael daha önce karşılaşmış olduğu Sonja Modig’e bir merhaba deyip, yeni karşılaştığı Jerker Holmberg’le tokalaştı. Erlander’in meslektaşlarından biri Ronald Niedermann’ı arama faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Fazla bir şey yoktu. “Cinayet Masası’nın bünyesinde bir grup kurduk. Ülke çapında arama faaliyeti yürütülüyor. Bu sabah saat altıda Niedermann’ın çaldığı polis arabasım Alingsås’ta bulduk. İzler orada kayboluyor. Başka bir arabayla kaçtığını düşünüyoruz ama şimdiye kadar çalınmış araba ihbarı almadık.” Sonja Modig, Mikael’e özür dilercesine bir bakış atarak, “Basın?” diye sordu. “Ortada bir polis cinayeti var, tabii bütün basın ayakta. Saat dokuzda bir basın toplantısı düzenleyeceğiz.” “Lisbeth Salander’in durumu hakkında bir bilgi var mı?” diye merakla sordu Mikael. Lisbeth’in sağlık durumu onu Niedermann avından daha çok ilgilendiriyordu. “Bu gece ameliyat edildi. Başından bir kurşun çıkardılar. Bilinci yerinde değil.” “Teşhis var mı?” “Anladığım kadarıyla, tam bir teşhis için uyanmasını bekliyorlar. Ama onu ameliyat eden doktor, herhangi bir komplikasyon baş göstermezse yaşayacağını umuyor.” “Peki Zalachenko?” dedi Mikael….

Ateşle Oynayan Kız / Stieg Larsson
Polisiye/ 7 Ağustos 2018

Ateşle Oynayan Kız Ateşle Oynayan Kız’dan… Lisbeth Salander güneş gözlüğünü burnunun ucuna indirdi, güneşten kamaşan gözlerini kısarak, otelin yan kapısından çıkıp havuzun kenarındaki yeşil beyaz çizgili plaj sandalyelerine yürüyen kadına baktı. 32 numaralı odada kalan kadın, gözlerini yere dikmişti, adımları kararsızdı. Salander daha önce onu uzaktan, şöyle bir görmüş, yaşını otuz beş diye tahmin etmişti ama görüntüsüne bakarak yirmi beşten elliye kadar tahmin yürütebilirdi. Omuzlarına kadar dökülen saçları kahverengi, yüzü ovaldı. Kadın dergilerindeki iç çamaşırı mankenlerine benzer bir vücudu vardı. Sandaletleri ve bikinisi siyahtı, güneş gözlüğü biraz mora çalıyordu. Amerikalıydı, güneyli aksanıyla konuşuyordu. Ella Carmichael’in barındaki barmene işaret etmeden önce sarı şapkasını çıkartıp, oturduğu plaj sandalyesinin yanına attı. Lisbeth Salander elindeki kitabı dizine koydu, kahvesinden bir yudum alıp sigara paketine uzandı. Bakışlarını ufka yöneltti. Havuzun yanındaki terastaydı. Oturduğu yerden, oteli çevreleyen duvarların önünde yükselen ormangülleriyle palmiyelerin arasından bir parça deniz görülüyordu. Kuzeye, Saint Lucia’ya ya da Dominik’e doğru giden bir yelkenli, daha uzakta, güneye, büyük ihtimal Guyana veya komşu ülkelerden birine giden büyük bir yük gemisi vardı. Öğle sıcağına karşı koymaya çalışan hafif esintiye rağmen, Salander’in alnından kaşlarına ter süzülüyordu. Güneşte kızarmayı sevmiyor, günlerini daha çok gölgede geçiriyordu. Buna rağmen teni çikolata gibi olmuştu. Üzerinde haki bir şortla, siyah bir…

Ejderha Dövmeli Kız / Stieg Larsson
Polisiye/ 7 Ağustos 2018

Ejderha Dövmeli Kız Ejderha Dövmeli Kız’dan… Henrik Vanger konuşmaya başladığından beri, Mikael’i ilk kez şaşırtmayı başarmıştı. Mikael doğru anlayıp anlamadığından emin olmak için, yaşlı adama son söylediklerini bir kez daha tekrarlattı. Vanger sülalesi hakkında okuduğu şeylerin arasında, Henrik’in bahsettiği cinayete dair en küçük bir ima bile yoktu. “1966’nın 22 Eylülü’ydü. On altısına basan Harriet, lise ikiye gidiyordu. Bir cumartesi günüydü. O gün hayatımın en acı günü olacakü. Şimdiye kadar defalarca düşündüğüm için, o gün yaşananları dakikası dakikasına anlatabilirim… Asıl önemli olanın dışındaki her şeyi.” Eliyle bir daire çizdi. “Akrabaların büyük bir bölümü bu evde toplanmıştı. Her yıl tekrarlanan o iğrenç akşam yemeği davetlerinden biriydi. Vanger Şirketi ortaklarının toplanıp, aile içi sorunları tartıştığı bu geleneksel yemekli toplantıyı büyükbabam başlatmıştı. Bu toplantılar genellikle az ya da çok mide bulandıran hadiselerle sonlarındı. Bu geleneğe 1980’de son verildi, daha doğrusu Martin o tarihten itibaren, şirketin sorunlarının yalnızca olağan yönetim kurulu ve olağan genel kurul toplantılarında görüşülmesine karar verdi. Onun aldığı en iyi karar da buydu. Bu vesileyle aile, yirmi yıldır bu tür toplantı kepazeliklerinden uzak kaldı… ” “Harriet’in öldürüldüğünü söylemiştin…” “Bekle. Bırak da neler olduğunu anlatayım. Dediğim gibi bir cumartesiydi. Aynı zamanda bir bayram günüydü, Çocuk Bayramı. Jimnastik kulübü Hedestad’ın merkezinde, çocukların yapacağı bir…