İnsanı Tanıma Sanatı / Alfred Adler

27 Ağustos 2018

İnsanı Tanıma Sanatıİnsanı Tanıma Sanatı

İnsanı Tanıma Sanatı’ndan…

Çevreye uyum zorunluluğundan kaynaklanıp, dışarıdan gelen izlenimleri alma yeteneği ve ruhsal mekanizmanın her zaman bir amaç izleme özelliği, bir insanın dünya görüşü ve idealinin henüz çok erken bir dönemde ruhta oluştuğu düşüncesini akla yakın göstermektedir. Ne var ki, ilgili dönemde dünya görüşü ve ideali henüz belli bir biçim taşımamakta ve kesinlikle saptanamamaktadır; ama onun bizde bir aşinalık duygusu uyandıran, bizim anlaşılabilir gördüğümüz, her zaman yetersizlik duygusuyla karşıtlık oluşturan bir atmosfer içinde salınıp durduğunu söyleyebiliriz.

Ruhsal devinimlerden söz açılabilmesi için, bireyin belirli bir amaca yönelmesi zorunludur. Bu da, bilindiği gibi, bir devinim olanağının ya da bir devinim özgürlüğünün varlığını gerektirir. Devinim özgürlüğüyle sağlanan ruhsal zenginleşme küçümsenecek gibi değildir. İlk kez yerden kalkıp bacakları üzerinde dikilen bir çocuk, yepyeni bir dünyanın kapısından içeri adım atar, çevresinin düşmanca bir atmosferle çevrilmiş olduğu duygusuna kapılır.

Ayakları üzerinde durabilmesi, gelecek hesabına güçlü bir umutla doldurur içini; devinim yolunda harcadığı çabalar, özellikle yürümeyi öğrenmeye yönelik ilk denemeler, değişen büyüklükte güçlükler çıkarır karşısına, ama bazen de hiçbir güçlük doğurmayabilir. Biz büyüklere çoğunlukla önemsiz görünen bütün bu izlenim ve olaylar, çocuğun ruhsal yaşamını, dolayısıyla çocukluktaki dünya görüşünün oluşumunu büyük ölçüde etkiler.

Örneğin, devinim konusunda zorluklarla karşılaşan bir çocuk, hızlı devinimlere geniş ölçüde olanak sağlayan bir ideali benimser. Çocuğa en çok hangi oyunu sevdiğini ve ileride ne olmak istediğini sorarak ilgili ideali kolaylıkla saptayabiliriz. Örneğin arabacı, biletçi vb. yolundaki bir yanıt, çocuğun sınırlı devinim özgürlüğünden kaynaklanan güçlükleri aşmak istediğini; içindeki yetersizlik duygusunu silip atacağı bir noktaya ulaşmayı amaçladığını gösterir; çocuğun ağır aksak bir tempoyla gelişmesi ve gelişiminin sağlıklı bir seyir izlememesi, söz konusu istek ve amacı hayli güçlendirecektir.

Beri yandan, öyle çocuklara rastlarız ki, gözlerindeki bozukluk nedeniyle dünyayı gereği gibi algılayamaz; dolayısıyla onu daha güçlü ve yoğun biçimde algılamalarına olanak verecek bir amaç peşinde koşarlar. Öyle çocuklarla da karşılaşırız ki, işitmelerindeki aşırı hassaslık… 

indir

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: